Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) sonuçlarının 20 güne kadar açıklanacağını bildirdi.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir'i idari hataları bulunduğu gerekçesiyle eleştiren Özcan, ''bu nedenle idari disiplin soruşturması açılmasını istediğini ancak YÖK Genel Kurulu'nun buna gerek görmediğini söyledi. Özcan, ''Ben olsam ayrılırdım. O Ali Bey'in bileceği iş. Kendisini nerede gördüğünü bilmiyorum'' dedi.

Özcan, Anadolu Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Önceki ve geçen hafta sonu gerçekleştirilen Lisans Yerleştirme Sınavları'nın (LYS) sonuçlarının değerlendirilmeye başlandığını belirterek, ''15 gün içinde okuyacaklar. Zannediyorum 20 gün içinde de öğrenciler duyar. ÖSYM Başkanı bu sefer biraz çabuk biteceğini söyledi. 15 gün içinde okunur, kontrolleri yapılır ve 20 günü bulur'' diye konuştu.

ÖSYM Başkanı Demir ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Özcan, YÖK Genel Kurulu'nun 23 Haziran Perşembe günü yaptığı toplantıda, ÖSYM Başkanı Demir'e Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca istenen soruşturma izninin görüşüldüğünü anımsattı. Toplantıda YÖK üyelerinden oluşan komisyonun raporunda teklif edilen ceza soruşturması ile disiplin soruşturması açılması konusunun oylandığını anlatan Özcan, kendisinin, Ali Demir için ceza soruşturmasına ''hayır'', disiplin soruşturmasına ''evet'' yönünde oy kullandığını söyledi.

Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ancak oylamada 8'e 10 kaybettik. Yani 10 kişi disiplin soruşturması da açılmamasını istedi. Ali Bey'in idari bazı hataları vardı. Üst üste gelen aksaklıklar, bunların önlenememesi, idari bir zaafiyete delalet ediyordu bana göre. Ben onun için disiplin soruşturmasına 'evet' dedim. Ceza soruşturmasına gerek yoktu gerçekten. İnsanlar zarar görmedi, devlet zarar görmedi. Kimseye çıkar sağlanmadı. Yani suçu gerektiren, suçun unsurları dediğimiz unsurlar gerçekleşmemişti. Onun için soruşturma izni vermek gerekmiyordu. Ama disiplinle ilgili bazı şeyler vardı. Ben onu daha çok Ali Bey'in aklanması için düşünmüştüm, iyi olur diye. Şimdi insanların aklında her zaman 'Acaba bir kusuru var da affedildi mi' diye bir endişe kalacak. Eğer böyle bir disiplin kurulu soruşturması yapılsaydı belki o endişeden kurtulacaktı, daha rahat hareket edebilecekti. Ben öyle hissettim. Onun için disiplin soruşturmasına 'evet' demiştim ama arkadaşlar öyle düşünmediler.''

''Bu durumda kamuoyunun aklında bir soru işareti kaldı mı kalmadı mı?'' sorusuna Özcan, ''Kalabilir. Eğer disiplin soruşturması olsaydı daha iyi olurdu. Belki küçük bir ceza alırdı ama halkın, kamunun hissettiği o endişeleri giderirdi bence'' yanıtını verdi.

''Ali Demir'in ÖSYM'den ayrılması gerekir mi?'' sorusu üzerine Özcan, ''O konuda ben birşey söyleyemem ama ben olsam ayrılırdım. O Ali Bey'in bileceği iş. Kendisini nerede gördüğünü bilmiyorum. İşleri iyi yaptığını mı düşünüyor, iyi yapamadığını mı düşünüyor. Kusurlu olduğunu mu olmadığını mı düşünüyor onu bilemem. Kendi karar vereceği iş. Yakında karar verir herhalde'' dedi.

''Hangi yönde karar vermesini bekliyorsunuz?'' sorusuna Özcan, ''Onu da söylemeyeyim. Ama ben söyledim, 'ben olsaydım bırakırdım' dedim'' karşılığını verdi.

''AFFEDİLİR GİBİ DEĞİL''

ÖSYM'de birçok olayın üst üste geldiğine işaret edilerek, ''Bunlar bir tesadüf mü yoksa başka bir nedeni olduğunu düşünüyor musunuz?'' sorusunu Özcan, şöyle yanıtladı:

''Çoğu eski elemanların çalışmasından kaynaklı. Belki de insanlar çok uzun süre aynı işi yaptıkları için, hani işletmelerde 'körlük' denilen birşeyden bahsedilir, yeni durumları ortaya çıkan problemleri görememek gibi birşey. Belki öyle birşey oluyor zannediyorum. Çünkü son Seviye Tespit Sınavı ile ilgili hata gerçekten o sınavdan sorumlu olan arkadaşın geçen sene sorduğu 75 soruyu hatırlayamamasından kaynaklanıyor. Yani ben düşünüyorum, ben hocayım üç sene, beş sene önce sorduğum soruyu hatırlıyorum nasıl oluyor da böyle çok önemli bir imtihanda bir hoca, yani testi yapan, ondan sorumlu olan bir hoca 75 sorunun daha önce çıktığını hatırlayamıyor. Ben bunda bir kasıt olduğunu düşünüyorum kesinlikle. Böyle birşey olamaz. Bir hoca bir sene önce sorduğu hatırlar. Hele böyle önemli bir sınavsa Seviye Tespit Sınavı gibi, hatırlar. Yani 75 soruyu hatırlamamak gibi birşey olamaz. Affedilir gibi birşey değil.''

Özcan, Seviye Tespit Sınavı'nda 75 sorunun bir önceki yılın sorularıyla aynı olması konusunda soruşturma açıldığını ifade etti.

''Matbaa ile ilgili sıkıntı var mı?'' sorusu üzerine Özcan, ''Matbaa ile ilgili hiçbir şey yok. Matbaada olduğunu zannetmiyorum bu işlerin'' dedi.

ÖSYM'nin, METEKSAN matbaası ile çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda Özcan, ''Etmemesi için bir neden görmüyorum. Gayet iyi gidiyorlar'' diye konuştu.


Özcan, ÖSYM Başkanı Demir ve YÖK’ün gündemindeki diğer konularla ilgili Cumhuriyet Gazetesi'nden Utku Çakırözer'in sorularını yanıtladı...

- Kamuoyunda ÖSYM ve Başkanı Demir hakkındaki olumsuz kanaati nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada kişiler mi yoksa kurumlar mı sorumlu tutulmalı, dikkat etmek lazım. Ben bu kadar aksaklığın üst üste gelmesinde sorunun kurumdan kaynaklandığını düşünüyorum. Mesela en son geçen seneki soruların yer aldığı tıpta denklik sınavında Ali Bey ilgili yetkiliye birkaç soruyu rasgele seçerek sınav öncesinde “Bu sorular hiç çıktı mı?” diye sormuş. “Hayır çıkmadı” demişler. Ama sonradan geçen sene ile aynı çıktığı ortaya çıktı. Şimdi kim suçlu? Ali Bey mi yoksa onu yanıltanlar mı?

"BEN ÖNERDİM!"

- Demir’i ÖSYM Başkanlığı’na siz mi önermiştiniz?

Evet, ben önerdim. Kendisiyle bir yurtdışı gezisinde bir hafta birlikte olmuştuk. Mühendis olup da bu kadar toplumun meseleleri hakkında bilgisi olan, sosyal yönü kuvvetli birini daha önce görmemiştim. Alternatifler arasında ismi önümüze geldiğinde bu olumlu intiba etkili oldu.

- Peki her yaptığına kefil olur musunuz?

Tabii ki olmam. Bu tür görevlerde kim kime kefil olabilir ki? Biz sadece atamayı yapacak makamlara tavsiye edebiliyoruz. Görevini en iyi şekilde yapması için de her türlü desteği veriyoruz. Ama ondan sonrası onun idareciliği ile alakalı. Ancak kamuoyunda maalesef YÖK ile ÖSYM aynı gibi algılanıyor ve bize de sorumluluk çıkartılıyor. Bu yanlış. ÖSYM özerk bir kurum. Ayrı yasası çıktı.

- Bu kadar çok hata ve aksaklık kuruluşun özerk olmasındın mı kaynaklanıyor?

Hayır, sorun orada değil. Çok iyi bir yasal altyapı sağlandı. Eskiden daha kötüydü. Şimdi öyle değil. Şimdiki sorun kurumun idaresiyle alakalı.

- Sizce Ali Demir’in eksiği neydi?

Çok iyi ve çalışkan bir bilim adamı. Bence tek eksiği, iyi idareci olamaması. Cumhurbaşkanı da Başbakan da söyledi. Riski iyi yönetemedi. Kendisinden daha iyi performans beklerdik. İyi performans gösteremedi. Eğer iyi bir idareci olsaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı. Kurumu sıfır noktasında teslim aldı. Ben kendisine de kurumda bir yeni kadroyla çalışması gerektiğini söyledim. Ancak art arda gelen sınavlarda aksama yaşanmasın diye hiç kadro değişikliği yapmadı. Yeni bir yapı kurabilirdi.

"SINAV DÖNEMİ BİTSİN DİYE BEKLEMİŞ OLABİLİR!"

- Siz yerinde olsanız istifa eder miydiniz?

Bu kadar aksaklık benim başında olduğum kurumda yaşanmış olsa, bugüne kadar beklemezdim, çoktan istifa etmiştim. Biz onunla konuşmadık ama muhtemelen o da bunu düşünmüşse bile, sınav döneminin sağlıklı bir şekilde bitmesi için yapmamış olabilir.

- Neden istifasını istemediniz?

Ön soruşturma sonucunda ‘suçludur’ diye gelseydi alınacaktı zaten. “Suçu yoktur” denince biz de almadık. Kendisine kalmış bir şey. Kendisi isterse istifa edebilir, engel yok.

"UYARDIM, DİNLEMEDİ!"

- Sizi rahatsız eden uygulamaları var mıydı?

İyi niyetli aldığı bazı kararların yanlış olduğunu düşünüyorum. Mesela sınavlarda tuvalet izni verilmemesi son derece rahatsız edici. Dünkü son sınav öncesinde de bir kez daha söyledim. Ama maalesef yine tuvalet izni verilmemiş çocuklara. Israrım sürecek.

- Eksik kalan hedefleriniz neler?

Çok isteyip henüz tamamlayamadığımız en önemli konu, Türkiye Akreditasyon Kurumu’nun kurulamamasıdır. Öğretim üyelerinin Anadolu’daki üniversitelere eşit dağılımı konusunda istediğimiz noktaya tam gelemedik. Bir de öğretim üyelerinin maaşlarının düzeltilmesi girişimimizden henüz sonuç alamadık.

"SAVCILIĞA HEMEN İLETMELİYDİK!"

- Son sınav öncesinde gelen ihbar konusunda da aranızda görüş ayrılığı mı vardı?

Biz ihbarları çok ciddiye aldık ve İçişleri Bakanımıza haber vererek emniyeti dahil ettik. Ali Bey o kadar almamış olabilir.

- Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın ismiyle Demir’e gönderilen mail konusunda bir hatanız yok mu?

Orada önemli bir şey yok. Böyle mailler bize çok gelir. Ben gerçekten böyle biri var mı diye baktırırım ve yanıt bile atmam. Ali Bey bana danıştığında da aynısını söyledim. Orada tek eksiğimiz, konuyu savcılığa hemen iletmemek oldu sanırım. Yoksa bir hatamız falan yok.

BAKMADAN GEÇME