Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Soyut hedefleri olmayan, hayata bir yarış nazarıyla bakan, kimseyi düşünmeyen, benliğini yücelten, hayatı bedensel zevklerden ibaret gören merhamet yoksunu insanların sayısı her geçen gün artıyor. Amerikalı psikiyatri uzmanları, hızla artan bu sendromu, tüketim ve eğlence kültürünün uç sınırlarda yaşandığı yer olan Kaliforniya'dan çıktığı için 'Kaliforniya' Sendromu olarak adlandırıyor.

Eğlence, zevk düşkünlüğü ve bencilliğin had safhada olduğu bu sendrom hakkında Psikolog Kerime Begüm Çayır, bilgi verdi. İşte Kaliforniya sendromu hakkında merak edilenler...

ORTAK NOKTA: MUTSUZLUK

Sendromu tanımlayan öğeleri, sınırsız tüketim, eğlence ve zevk düşkünlüğü, benmerkezcilik, yalnızlık ve mutsuzluk olarak sıralanabilir. Bu sendromun üç ana belirtisi var. Bunlar: zevke düşkünlük, bencillik, yalnızlıktır. Bu belirtileri gösteren kişilerin ortak noktası ise mutsuzluktur.

Bu sendromda insanı insan yapan değerlerin bir önemi yoktur. Kaliforniya sendromunda, kişi, kendinden başka kimseyi önemsemez ve kendini evrenin merkezi haline getirir. İnsanlar kendilerinden başka kimseyi önemsememeye başlıyor. Bu sebeple, toplumsal değerlerin de bir anlamı kalmıyor ve bir süre sonra birey değer kaybına uğruyor. Sadece kendisi için harcama yapan, paraya tapan, sorumluluklarını göz ardı eden Kaliforniya sendromlu insanlar yaşadıkları toplumu da sakat bırakıyorlar.

İŞ YAŞAMINDA DAHA ÇOK KARŞIMIZA ÇIKIYOR

Özellikle bu sendrom iş yaşamında sıkça görülüyor ve iş hayatını olumsuz etkiliyor. Bu sendrom içinde olan insanlar, değer kayıplarına uğradığı için iş hayatına girince de aradığını bulamıyor ve kendini bulmak adına sürekli iş değiştiriyorlar. Kişi, kendine odaklı, yani benmerkezci olduğu için iletişim yönü zayıftır. Bu durum yani kendini değerli hissetme hali, hiçbir şey yapmadan ve çaba sarf etmeden iş hayatında var olmak istiyor. Bu kişiler, iş yerinde en ufak iyi niyetli bir eleştiriyi bile kendine saldırı olarak algılıyor ve hemen savunma ya da yok sayma davranışına geçiyor.

EĞLENMEK VE BEDENSEL HAZLAR İLK SIRADA

Kendini ön plana koyma isteği, bir yandan önemli bir özgürlük yaratırken diğer taraftan tarifsiz bir hayal kırıklığı yaşatıyor. Kişi, sonunda kendisini yalnız hissediyor. Yalnızlaştıkça paralize oluyor ve önemli değerlerini kaybediyor. Baktığımız zaman aslında sendromun kaynağının hayat tarzı olduğunu görüyoruz. Bu hayat tarzını benimseyen kişilerin, Kaliforniya sendromunun ayırt edici özellikleri arasında ilk sırayı eğlenmek, bedensel hazlar, para kazanma hırsı ve kontrolsüz harcama hayatın temel felsefesi olarak algılanıyor. Genellikle insanlar hayatı tüketmek için yaşarlar ve üretirken, tüketirken hatta eğlenirken ortaya çıkan yorgunluk tekrar eğlenerek atılmaya çalışılır. Tüketimin ve eğlencenin sürekli dozunun artırılması gerekli olduğu ayrıt edici özellikler arasındadır. Kısaca insan hayatı sürekli bir kısır döngü içindedir. Genellikle yaşantılar sahte, düşünce biçimi çarpıktır. Zevk ve eğlenceyi yaşamın amacı gören bu kesim, zaman içerisinde kendisini insan yapan bu değerlerden yoksun olarak hayatı yaşar, aile hayatını küçük görür, eşin veya evladın sorumluluğunu almak istemezler.

BAŞKASI AÇLIKTAN ÖLSE DE...

Bu sendromu yaşayan kişiler, ‘başkası açlıktan ölse de bana ne’  düşüncesiyle kendisi dışındaki kişiler hakkında kaygı hissetmezler. Kendine hayran olma, ego fetişizmi de denilebilecek şekilde narsistik eğilimler taşır. Bana zevk veren şeyler iyidir, zevk vermeyen şeyler kötüdür, şeklinde iyi-doğru değerlerinde değişme yaşanır. Bu sendroma sahip kişiler, somut zevk ve eğlenceleri yaşamın amacı olarak görür. 

ERKEKLER GÜCÜ KADINLAR GÜZELLİKLERİNİ KAYBETTİĞİNDE YALNIZLAŞIYORLAR

Bu kişilerin, (şayet başarılı iseler) çevrelerinde sahte dostlar bulunur. Erkekler gücü, kadınlar ise güzelliklerini kaybettiklerinde ise yalnızlaşır. Kaliforniya sendromu olan insanlar zamanla yalnızlığı hayat tarzı haline getiriyorlar. Ancak mutsuzluklarını unutmak için seçtikleri hayat tarzı ise bedenlerini tüketir. Bedensel, geçici hazlar için yaşayan bu insanlar, vücutları iflas ettiğinde ise hayatı yaşanmaz olarak tanımlarlar. Mutsuzluğu telafi etmek için daha çok eğlenceye, sekse yönelirler.

Çözüm olarak bakıldığında, vücudun iflasını beklemeden insanın yaşantısını bireysel ve toplumsal hedeflerle zenginleştirmesi önemli ve değerli bir seçenektir. Kısaca, bir başkasını yaşatmak için yaşayarak bu kısır döngüye bir son vermek mümkündür. Aksi takdirde maddi çerçeveye sıkışan hayat bir zaman sonra anlamını yitirir.