Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Teke Tek Özel programında Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.  Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Akşener, İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'na verilen 800 bin oy farkının hiçbir partinin tekelinde olmadığını belirtti.  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı başta olmak üzere Millet İttifakı'nın kazandığı belediye başkanlarını prensip olarak yormayacaklarını kaydeden Akşener, "Belediye başkanlarımız başarılı olmaya mecbur ve mahkum" ifadesini kullandı. 

Gündemin sıcak tartışma konularından biri olan IMF heyetinin CHP ve İYİ Partili isimlerle görüşmesi konusuna da değinen İYİ Parti Lideri Meral  Akşener 'IMF şeytanlaştırılmaya çalışılıyor. Madem şeytanlar o zaman üyesi olduğunuz, aidat ödediğiniz bu kuruluştan çıkmalısınız. Ayrıca IMF heyetinin Türkiye ve başka ülkelere yaptıkları rutin bir ziyaret sözkonusu. Bunu Hazine Müsteşarlığı da biliyor. Görüşme gizli saklı değil herkesin gözü önünde otelde yapıldı. Sayın Durmuş Yılmaz, ekonomide içeride ve dışarıda duayen bir isim. Kendisi Türkiye'yi korumacı analizlerini IMF heyetine aktarmıştır" dedi. 

Akşener, Habertürk'ten Kübra Par'ın, ABD'nin S-400'leri aktive etmemesi durumunda Türkiye'yi F-35 programına dahil edebileceğini ve patriot satabileceği yönündeki haberinin hatırlatılması üzerine şu yanıtı verdi: İlk sizden duydum, refleks olarak söylüyorum. Şu anda bana söylediğiniz refleks olarak şahsi fikrimi söyledim, partinin resmi görüşü değildir. İlk anda Türkiye'nin önemli bir sorunun çözülmüş olduğunu gösterir.

Akşener'in açıklamalarından satır başları:

FATİH ALTAYLI: 31 Mart'tan sonra gerilim azaldı mı?

MERAL AKŞENER: Hayır azalmadı. Erdoğan BM'de herkes için barış, herkes için adalet, herkes için hukuk istedi. İnşallah Türkiye'de bunu hayata geçirir.

ATLAYLI: Türkiye'de olmadığı için mi?

Elbette Türkiye'de yok. Bir tweet attı, bunun takipçisi olacağız.

ALTAYLI: Sayın Ekrem İmamoğlu randevu istedi. Direk ona randevu vermektense 30 büyükşehir belediye başkanını çağırdı. 'Barış havası geliyor' dendi...

 

AKŞENER: 31 Mart akşamı rasyonelliği eline almış bir sayın Erdoğan görmüştüm. Orada İstanbul seçimlerini kabul edeceğini ve seçmenin verdiği mesajları okumaya çalışan sayın Erdoğan görmüştüm. Fakat yanıldım 6 Mayıs'ta yeniden seçim kararı alındı. 23 Haziran'da İstanbullu 800 bin farkla sayın İmamoğlu'nu seçti. Bunu Millet İttifakı'nın paydaşları olarak okumamız lazım ama biz iki ayrı siyasi partiyiz.

ALTAYLI: Nasıl okuyorsunuz?

AKŞENER: Seçmen iradesine konulan zorbalığa, ehh dedi. Bu seçmen tek başına AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti, HDP'nin seçmeni değil. Meral Akşener'e de, İmamoğlu'na da sayın Erdoğan'a da mesaj verdi. Şimi Türkiye patron şirketi olarak yönetildiği için, patronun 'seçmen velinimettir' mottosuna geri dönme ihtimali var idi. Ama ben büyük zigzaglar görüyorum. Büyükşehir belediye başkanları külliyeye çağrıldı. Bu normalde olması gereken bir iş, biz bunu Türkiye'de alkışlarken öldük.

"İSTANBULLU 23 HAZİRAN'DA KULAĞI KOPARDI"

ALTAYLI: Kendi adınıza size ne mesaj vardı?

AKŞANER: Şu mesajı gördük. Hem ben şahsen hem de partimiz çalıştı. Bir oy firesi olmadı. Aldığımız mesaj şudur, seçmen doğru projeyle, doğru dille, kutuplaştırmayan, kucaklayıcı bir dille yürüdüğünüz zaman sizi görüyor. Şunu da anladık. Bir çalışma yaptık, İstanbullu'nun verdiği oyu İYİ Parti ya da CHP olarak ya da Millet İttifakı'nın bütünü olarak 'Biz kazandık bu işi' dediğimizde hata ederiz. 23 Haziran'ın galibi İstanbulludur. Biz hep 'bu hükümetin kulağını çekin' dedik. 'Ceketimi atsam seçilirim' şeklinde seçmene saygısızlık var. 31 Mart'ta kulak çekildi, 23 Haziran'da kulağı kopardı İstanbullu, bunu gördük.

ALTAYLI: Bu seçim sonucu ileriye dönük bir şey vaad ediyor mu?

AKŞENER: Eğer 2023'e kalır da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 'Sayın Erdoğan tekrar seçilir mi' diye sorarsam. Yeni sistemde Cumhurbaşkanını seçemezseniz, gitti. Sayın Erdoğan bugünkü tabloda İstanbul özelinden yola çıkarak Cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün değil.

ALTAYLI: Bu trend değişir mi?

AKŞENER: 2023'de sayın Erdoğan'ın seçilemeyeceğini söylüyorum. Aktif politika yapmış bir insan olarak.

ALTAYLI: İYİ Parti destekler mi?

AKŞENER: Bizim sayın Erdoğan ve AK Parti iktidarına yönelik itirazlarımız sürüyor. Sayın Erdoğan'ın diline, insanları kamplaştırıcı, kutuplaştırıcı söylemine, Cumhur İttifakı'nın mitoz bölünme gibi iki hücre gibi olmasına. Ortaya koydukları kötü dile, ekonomideki gidişata, dış politikadaki tırnak içinde değerli yalnızlığımıza, 4,5 milyon Suriyeli sığınmacının ülkemizde bulunmasına, bunu sağlayan yanlış politikalara, bir yıl evvel 'kardeşim Esad' bir yıl sonra 'katil Eset' olmasına itirazlarımız var bizim. Bu itirazlarımız değişmiş değil. Şu olursa, buna CHP'nin de destek vereceğini zannediyorum. Bu ülke Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni taşıyamıyor. İyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek için bir konsensüs aranıyorsa orada oluruz. Zannediyorum ki CHP de orada yer alır.

"DIŞİŞLERİ'NİN BÜTÜN HAFIZASI YOK OLDU GİTTİ"

ALTAYLI: Parlamenter sisteminde ön koalisyon gerekiyor. Parlamenter sisteme dönüş AK Parti'nin de işine gelecek bir şey değil mi?

AKŞENER: Bilim insanı yönüm var. Kişisel anlamda parlamenter sisteminin değiştirilmesinin karşısında olduk. ABD, Fransa'da olduğu gibi yarı başkanlık sistemini dahi, denetleme mekanizmalarının bulunduğu sistemi Türkiye'de tartışabiliriz. 150 yıllık birikimimiz var bizim. Bugünkü sistem hiçbir bilimsel, uygulanmış yeri yok. Bir tek Güney Amerika ve Afrika'da uygulanan değişik bir şey. Tartışılabilir elbette. 150 yıllık birikimin çöpe atılıp, yeniden bir sistemi kurmaya kalkıştığınızda günlük hayatınızdaki hukuku değiştirmek için 15 yılı değiştirmeniz gerekiyor. Türkiye'nin oluşturduğu kurumların, kuralların ortadan kalkmasına. Bir tek saray kurumu oluştu. Saraylar yeni bir hayat tarzını, yeni bürokrasiyi, paralel bir evreni, bambaşka bir sistem oluşturur. Bizde sadece saray var şu anda. Hukukun üstünlüğü mevcut mu? Şu an için mevcut değil.

ALTAYLI: Daha önce mevcut muydu?

AKŞENER: Kör topal vardı. Dün ekonomide sermaye, emek, teknolojik üretim anlayışı varken. Bugün bilimin önde olduğu, bacasız fabrikaların, üst teknolojinin uygulandığı yeni dünya var. Elbette ona uygun parlamenter demokrasiye dönülmesini Türkiye için iyi olacağına inanıyorum. Monşer denildi. Dış politikanın, Dışişleri Bakanlığı'nın bütün hafızası yok edildi. Peki ne oldu? Monşer de yok şimdi, kayboldu gitti. Türkiye çok ciddi devlet birikimi ve yönetimi olan bir devlet. Biz güçlü Türkiye için ihtiyacı olan herşeye sahibiz. Yönetilemiyor deniliyor. Türkiye yönünü kaybetti. Ekonomide, günlük hayatımızda güven ekonominin patronudur. Güveni sağlayan işte ve dışta demokrasi, hukukun üstünlüğü. 250 TL'ye doldurduğunuz market alışverişlerinde arabanızı bugün 300-350 TL'ye dolduruyorsunuz. İstihdam yaratamazsanız, iç talebi yaratmaya çalışıp, kaynak bulamazsanız, üretimden uzaklaştırırsanız, canınız istediği her yere üniversite açıp, mezunlarının iş bulamadığı binlerce çocuğa 'iş bulmak zorunda değilim' derseniz, Türkiye yönetilmez.

"AMERİKA, RUSYA, İRAN BİZİM KOMŞULARIMIZ OLDU"

ALTAYLI: 2023'e 1 yıl kala AK Parti 'hadi parlamenter sisteme dönelim'  derse kabul eder misiniz?

AKŞENER: Onu partimize sormamız gerekir ama benim kişisel görüşüm evettir. Çok basit bir şey değil.

ALTAYLI: Değerli yalnızlık dediniz ama sanki eskisi kadar değerli yalnız olmadığımız duruyor gibi. Son aylarda Başkan Trump Türkiye'nin çok lehine konuşuyor. İki konuşmasını dinledim, para versen, Türkiye'yi savun desen, avukat olsan bu kadar savunur. Keza Putin. Acaba azalmaya başladı mı değerli yanlızlık?

AKŞENER: İnşallah. Ben mesela İYİ Parti'nin dost mu, düşman mı olduğunu bilmiyoruz. Almanya'nın, İsrail'in dost mu düşman mı olduğunu bilmiyoruz. Putin şimdilik iyi. İsrail'le, Mısır'la elçimiz yok. İsrail limanlarında alışveriş devam ediyor. Bu ciddiyetsizlik ülkeler arasında, devletler arasında elbette liderlerin ahbaplığı güzel bir şeydir. Ama ilişkiler liderler üzerinden yürümez, kalıcı olmaz. ABD bize dost mu? Bilmiyoruz. YPG/PYD/PKK, Fırat'ın doğusuna gidilecek ne olacak? Afrin'de, İdlib'de bir şeyler oluyor, belli değil. Değerli yanlızlığımızı bizim Suriye'de İran, Rusya, Amerika komşumuz oldu, doğru çok fazla yalnız değiliz.

"SAYIN KILIÇDAROĞLU'NA İTTİFAKI İLK BEN TEKLİF ETTİM"

ALTAYLI: Sayın Lütfü Türkkan'ın açıklamaları var.

AKŞENER: Biz demokrasiyi içselleştirmeye çalışan bir partiyiz. Bütün arkadaşlarımızın şahsi görüşlerini söylemek, ilan etmek hakları var. İYİ Parti siyasi tutumu şu anda en net siyasi partidir. Arkadaşlarımızın ifadesi şu, sayın Türkkan'ın sayın Ağıralioğlu'nun görüşleri var. Millet İttifakı açısından baktığımızda, Cumhur İttiakı'nın kurulduğu dönem, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ortaya çıkışı. Biz çok zor şartlar altında kurulduk. Kesinlikle partinin kurdurulmadığı söylendi kuruldu. Seçime sokulmayacağı söylendi, şaibe yaratıldı. Ben gecenin 12.00'sinde randevu aldım sayın Kılıçdaroğlu'na. 15 milletvekili istedim. Kendisi çok demokratik tavır ortaya koydu, kendisine teşekkür ederiz. Bağımsız girmeyi isterdim, arkadaşlarımı ikna etmeye çalışırdım. Ama böyle bir süreç olunca bu yola gittik. Üç ayrı Cumhurbaşkanı adayı ile gittik. Cumhur İttifakı tek Cumhurbaşkanı adayı ile gitti. İnanılmaz birliktelik oluştu. Galatasaray mezunu olursa beni anlayacaktır, aralarında 'mektepli' ruh hali var.

ALTAYLI: Mekteplilerde büyükler ağır basar.

AKŞENER: Tek Cumhurbaşkanı sanki tek partiymiş gibi. Türk milliyetçisi olduğunu ilan eden bir siyasi parti andımızın kaldırılmasına ilişkin araştırma önergesine çekimser oyu verdi. 31 Mart'ta Türkiye projesine ihtiyaç vardı. Şehirli sınıfın, orta sınıfın 'ne yaparsak yapalım bu insanlar gitmiyor' deniliyordu. İttifak konusunu görüştük. Milletvekillerinden bir arkadaşımız hariç 'ittifak olmalı' dendi. Sonra sayın Kılıçdaroğlu'nu telefonla aradım. Henüz kimsenin bilmemesinde anlaştık. Sayın Koray Aydın'ı gönderdim. ilk ben teklif ettim. O da bir arkadaşını görevlendirdi.  Resmileşti, sonuç itibarıyla bir başarı öyküsü ortaya çıktı. Bursa çok az bir oyla kaybedildi. Sonuç itibarıyla burada başarı öyküsüne ihtiyaç vardı.

ALTAYLI: Mersin'de başarısızlık örneği olmadı mı?

AKŞENER: Mersin'de kötü bir şey yaşadık. Mahkeme takipsizlik verdi. O beni çok üzen, yaralayan bir konuydu. Ayfer Yılmaz'a teşekkür ediyorum, düştüğümüz yerden bizi kaldırdı. Çok iyi temsil etti.

ALTAYLI: Bu ittifak devam ediyor mu?

AKŞENER: Bir başarı öyküsünün sahipleriyiz biz. Adana, Antalya, Ankara alındı. Belediye başkanları Millet İttifakı'nın belediye başkanlarıdır. Bu arkadaşlarımızın başarılı olması bizler için önemli. Elimizden gelen gayreti, yardımı ve desteği yapacağız. Önümüzdeki yıl diyelim ki erken bir seçim oldu. İttifak yeniden görüşülecek bir konu. Millet İttifakı'nın 31 Mart kısmı bir işbirliğidir, bizim projemizdir.

ALTAYLI: Cumhurbaşkanlığı resepsiyonda sayın Erdoğan'la aranızda sıcak diyalog olduğu söylendi. Arkasından sizin partinizin de Cumhur İttifakı'na yavaş yavaş ilerlediği, MHP'yi sizinle yedekleyeceğine dair çok şey yazıldı. O akşamki muhabbet neydi?

AKŞENER: 30 Ağustos resepsiyonuna geçen sene de katılmıştım. Geçen sene oturmuştuk, kendisi bizimle tokalaştı gitti. O günle bugün arasında ne değişti?

ALTAYLI: Sizin değil Erdoğan'ın tavrı değişti

AKŞENER: Sayın Erdoğan'ın sarayında 30 Ağustos resepsiyonu var. Tek tek grupları dolaştı bize de geldi. Tokalaştık. Sayın Erdoğan bir arkadaşımıza bir şey anlattı. Dikkat edilirse iki kez teşekkür etmişim. O arkadaşımızın bir derdiyle ilgilenmiş, teşekkür ettim. İnsanların bu kadar heyecanlanması, basında haber olması Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların güzel ve özel bir örneği. Haber olması gereken, Türkiye normal olsa karşılıklı hiç tokalaşmadan onun geçmesi, benim elimi saklamam olurdu değil mi? Bir davete icap etmişsin, evsahibi gelmiş tokalaşmış. Burada hiçbir şey yok.

"BİZİM ÇIKAMADIĞIMIZ O EKRANA OSMAN ÖCALAN ÇIKTI"

ALTAYLI: İnsanlar da bu kamplaşmada her şeyden medet ummaya başladı.

AKŞENER: Mesela 'niye gittiniz' sorusu önemlidir benim için. Sebebi şu, bu bir devlet töreni, icap ettik. Nezaketsizlik, çirkinliğe itiraz edip, üçüncü bir yolu başarabileceğimiz iddiasıyla yola çıkmış siyasi partiyiz. Bu tür yerlerde mesaj alışverişi olmaz ki.

ALTAYLI: Biz parlamenter sisteme geçiş için işbirliği yapabiliriz diyorsunuz.

AKŞENER: Biz şimdi EYT'lerin hakkını, hukukunu gündeme getiren siyasi partiyiz. Onlarla ilgili bir düzenleme meclise gelsin, hiç tartışmadan eller havaya. Emeklilerle ilgili yasa gelsin hemen. İşsizliği önleyecek kanun gelsin hemen. Milletin ihtiyaçlarına cevap verecek her türlü faydalı kanun, teklif herhangi bir adımda da elbette destekleriz. Alkışı da onlar alsın,  ona da razıyız.

ALTAYLI: HDP meselesi, CHP'nin biraz yakın  durması anladığım kadarıyla sizi rahatsız ediyor.

AKŞENER: CHP ile HDP arasında herhangi bir iletişim, ilişki var mı bilmiyorum.Sayın Kılıçdaroğlu der ki, 'biz HDP+Saadet+ gitmek istiyouruz, siz de buyrun' o zaman biz de 'hayır' deriz. HDP'nin PKK'ya bir türlü mesafe koyamaması. Diyarbakır'da çocuğunu arayan annelere HDP milletvekilinin söylediği sözleri biz hoş karşılamayız.

ALTAYLI: İmamoğlu'nun gezisini ve kayyum atamalarını nasıl karşılıyorsunuz?

AKŞENER: Kayyumlar atandı, biz toplandık. 5 saat sonra metnimiz çıktı. Bir metin çıktı ortaya. O metnin yayımı sağlandı partimizin görüşü olarak. Aynı noktada duruyorum. Sayın İmamoğlu'nun yaptığı ziyaret kendisini bağlar. Şu soru önemli; Leyla Güven'in yaptığı konuşmadan sonra aynı ziyareti yapabilir mi emin değilim. HDP'nin iktidarla olan ilişkisinin sürdüğüne inanıyorum. Abdullah Öcalan'la, 23 Şubat'ta söylemiştim. Öcalan'la iktidar görüşüyor demiştim. Sonra mektup geldi, insan geldi, mektuba pul olundu, okutuldu, o da yetmedi, kardeşi Osman Öcalan, iki muhabir gönderildi, mülakat yapıldı. Benim, sizin, vatandaşın vergileriyle oluşan o televizyona biz çıkamazken Osman Öcalan mülakat verip, Cumhur İttifakı'na oy istedi. O 800 bin fark kimsenin değil. Bizim için bir rehberdir. Kimse kimsenin oyunun sahibi olmadığını gösterdi. Sayın Süleyman Soylu, Temel Karamollaoğlu ile benim Kandil'le sözleşme imzaladığımızı iddia etti. İftira ötesi bir çirkinlik. Ben sizin karşınızda niye oturuyorum. Böyle bir ciddiyetsizlik olur mu? Kandil bir terör yuvası, terör yuvasını yönetenlerle bir sözleşme imzalamışsam, burada sizinle oturabilir miyim? Türkiye'nin bir ciddiyet, saygı problemi var. Ben eski İçişleri Bakanıyım. Böyle bir ciddiyetsizlik olabilir mi? En az 300-400 bin silahlı kişi size bağlı. Bunu nasıl söylersiniz? Adalet Bakanı ve savcılar ne iş yapar?

"DEVLETİN BAKANLARI O MERDİVENLERDE OTURAMAZ"

AKŞENER: Diyarbakır'daki annelerin her yere gitmeye hakkı var. Ama Türkiye Cumhuriyeti bakanları o merdivenlerde boynunu eğip oturamaz. Orası HDP binası. İçişleri Bakanı orada çay kahve dağıtamaz, gereğini yapar. Ben anayım. Annelerin ciğeri yanıyor. Vay efendim oraya dikkat çekmek, HDP'yi rol icabı şeytanlaştırmak.Bu anneler rahat bırakılsa, bunların çocuklarıyla ilgili annelerin güvenlikleri sağlansa belki ilk defa vatandaşın PKK'ya karşı net bir sivil direnişi ortaya çıkardı.

ALTAYLI: Bir akademisyen yollayın Öcalan'dan mektup getireleceğine bu annelerin Öcalan'a gönderilmesi olmaz mıydı?

 

AKŞENER: İçişleri kafam var benim, evet diyemeyeceğim. Anneler elbette haklı. Söylediğim şey annelerin derdine çare olacak kişi İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, emniyet, savcılık. HDP il başkanlığının içindeki insanların çocuklarını dağa kaldırdığını iddia ediyor bu anneler. Adalet Bakanlığı ne yapar? Bu iddialar araştırılmaz mı? Siz HDP Diyarbakır İl Başkanlığı'nı PKK'nın elinde tutulan polis ve asker ailelerini oraya getirip onlara yalvartıyorsunuz, çocuklarınızın esir olduğunu onlara söylüyorsunuz. O anneler hepimizin üzerinden yakalarımızı tutma hakları var. Canı, ciğeri yanmış kadının ona laf söylemedim.

"BEN KILIÇDAROĞLU'NA BELEDİYE BAŞKANLARINI YORMAYACAĞIZ DEDİM"

ALTAYLI: İçişleri Bakanlığı döneminizde hatırlananlar genellikle sert, bir de  telefon dinlemesi olayı vardı...

AKŞENER: Hürriyet gazetesinin santralinden yapılan bir dinlemedir. DYP'ye getirilmiştir. Kim açıklasın diye soru sorulduğunda Tansu Hanım'ın 'sırtında yarası olmayan bir  tek Meral var, o açıklasın' demiştir. Sonuçta da öngördüğüm oldu, dinletmişim gibi bir kanaat oluştu, o da normal.

ALTAYLI: Hürriyet içi bir hesaplaşma olduğu ortaya çıktı

AKŞENER: İnsanlar benden korkmadı.İnsanlar İçişleri Bakanı'ndan korkanlar. Ama benden korkmadılar. Güç atfettiklerine saldırmıyor insanlar. Maliyeti olmayanlara saldırıyorlar. Bugün bana çok kolay vuruyor insanlar, çünkü maliyeti yok. Ama bu sefer yaygın, hepinize oluyor. Dolayısıyla kader arkadış olduk hep birlikte.

"BELEDİYEDE BAŞARILI OLURSA ELBETTE BİRTAKIM YERLERE TAŞINIR"

ALTAYLI: İstanbul'da olmaması tartışıldı. Gerçi Kadir Topbaş da iki yağmurda yoktu

AKŞENER: 15 Temmuz'da da yoktu. İnsanlar tatile gidebilirler. Ben Tarkan konserine gidecektim. Tarkan bizim hemşehrimiz. Gidemedim çünkü iki şehidimiz oldu. Tatil sözkonusu olduğunda kalbim ağzımda olur. Esas olan başarılı olacağına inanıyorum. Hepsinin başarılı olacağına inanıyoruz parti olarak.

ALTAYLI: İsrafa karşı çıkışları oldu, otomobilleri sergilediler, şov yapmakla suçlandı.

AKŞENER: O da olacak. Sayısal olarak söylediğinizde çağrışım yapmıyor ama insanlar orada arabaları görsel olarak gördüğü zaman... O da onun hakkı.

ALTAYLI: Ekrem İmamoğlu bir yandan da daha önceki İstanbul Belediye Başkanlığı'ndan yola çıkan Sayın Erdoğan gibi makro mesajlar veriyor. Bunu normal karşılıyor musunuz?

AKŞENER: Onu bilmiyorum. Düşünebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ne zaman olacağını bilmiyoruz. Sayın İmamoğlu 'hadi eyvallah' dediği an yerine AK Partili belediye başkanı gelir. Burada başarı sözkonusu olursa ki, o zaman elbette birçok yere taşınır hakkıdır da.

ALTAYLI: Bana belediye iktisadi teşekkülü, adam doldurma, 1 liralık işi 5 liraya yaptırma gibi bir şey. Ekrem Bey'in bu iştiraklarde bir korumacılığı var. Tek israf otomobil mi?

AKŞENER: Otomobiller belediye çalışanlarının şoförlerini yaptığı, kiralama şirketinden kiralanıp sizin benim gibi insanlardan kiralanan arabalar.

ALTAYLI: İştiraklerde işe bile gelmeyenler var.

AKŞENER: Yok tabii ki olamaz tabii ki

ALTAYLI: AK Parti'nin içinde bir gerilim var. Bazı kavgalar var. Bu kavgayı neye yoruyorsunuz? AK Parti'de böyle şeylere alışık değiliz. Baş hala gücünü koruyor ama aşağıda bir kaynama varmış gibi duruyor.

AKŞENER: Ben AK Parti'nin kuruluşunda varım biliyorsunuz. Kuruluştaki ruh hali ve iradeyle bugün gelinen noktada ortaya çıkan gazetede, yazar, üniversite hocası kılıklı insanların elbette partinin kurucu iradesini oluşturan geniş kitlelerin asabını, sinirini, vicdanını rencide eden çirkin bir alan oluştu. O kötü alan artık o kada genişledi ki bu sefer içe döndü. Bir ilginç şey daha var. Bu gazeteci kılıklı, gazetecimsi insanlar tarafından öyle bir hale getirildi ki. Gazetecilik fikri takiptir, kavramsal arka plandır, entelektüel birikimdir. Bu insanların hiçbirinde bu yok. Öyle yazılar yazılar yazılıyor ki, tırnak içinde reisin hoşuna gittiği zannedilerek, baştan aşağı mantık hatası, zeka özürlülüğü. Televizyonlardaki konuşmacıları bir izleyin. Diyorum ki, 'Allahım ne olur devam etsin'. Tayyip Erdoğan'ın sahici karizmasını ortadan kaldıran, ayıp olur ama diyeyim hadi, bir yalaka, iğrenç alan oluşturdu, orada kendi iç bünyelerinde öyle bir öfke oluşuyor ki. Önce oraya gider ama sonra sahibine gider. Sahibi sayın Erdoğan görünüyor.

"TAYYİP BEY BÜLENT ARINÇ'ı HİÇ SİSTEM DIŞINA ATMAMIŞTIR"

ALTAYLI: AK Parti'nin kurucu değerlerinden bahsediyoruz. O günlerden gelen isimler var. Bu isimlerin bazıları parti içerisinde bazıları parti dışında. Mesala sayın Bülent Arınç'ın çıkışları oluyor. Karşılık da buluyor. Bazıları vicdani olarak algılanıyor. Tavrını nasıl buluyorsunuz?

AKŞENER: Bülent Arınç, rahmetli Erbakan'ın küçük oğlu gibi tanımlanırdı. Milli Görüş'ün vicdanı gibiydi. Kendine münhasır bir insandı. O yanı hem  Refah Partisi'nde hem AK Parti'de muhafaza edilmiştir. Zaman zaman Tayyip Bey'in moralini bozsa bile asla çerçevenin içine çıkarmamıştır. Etkili bir insandır. Bülent Arınç'ı hiç yok farzetmemiştir, sistemin dışına atmamıştır.

ALTAYLI: Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan parti kurma aşamasında. Davutoğlu hızlı gidiyordu durdu, Babacan hızlı gidiyordu durdu. Abdullah Gül'ün, Hüseyin Çelik'i adı geçiyor. Siz bu hareketleri nasıl görüyorsunuz? Asıl olarak CHP'den ve sizden oy alacağı söylendi.

AKŞENER: Her iki arkadaşımızın da bir an evvel parti kurmalarını temenni ediyorum. Türk siyasetinde aşırı kutaplaşma var. Yeni seçeneklerin, renklerin, çeşitliliğin olmasında büyük fayda var. Ama orada ilginç durum var. Parti kurulması aşamasından itibaren sayın Babacan'ın İYİ Parti'nin tüm oylarını aldığına  dair tevatür var. Buna seçmen karar verir, göreceğiz. Sonuçta biz partiyi kurduğumuz zaman da bütün oyları bizden aldığını iddia eden araştırma şirketi 1,5-2 puan göstermişti bizi. Ben daha parti adına hiç araştırma yaptırmadım. Grup üyesi olduğunuzda size de aynısı geliyor bana da aynısı. Araştırmalardan ben izin almadığım için ismini söylemiyorum. Partimizin oyu en son 11.1'di. 10.6-11.1 gibi geldi. Çok ilginç MHP'nin oyları sayın Babacan'a gidiyor bu araştırmada. MHP'nin oyu yüzde 4'ler gibi görünüyor. Üstüne olan oylar AK Parti yönetim anlayışına itiraz eden seçmen kitlesi. Bizden bir miktar oy sayın Davutoğlu'na gidiyor. Güneydoğu'da bize gelen oy sayın Davutoğlu'na gidiyor. Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacıyız biz. Bugün 11.1'le bir  diğer yerden gelen 10.6 oyumuz var.

"İYİ PARTİ TÜRKİYE'DE ÇOK ŞEYLERİ DEĞİŞTİRDİ"

ALTAYLI: Bunlar yeni ittifaklar doğuracak mıdır?

AKŞENER: Millet İttifakı'nın bünyesinde muhtemelen yer almak isteyeceklerdir. Cumhur İttifakı içinde yer almaları mantıken mümkün olmadığına göre. Bizim açımızdan sakıncası yok.  Biz İYİ Parti'yi kurmasaydık Türkiye'de ne değişirdi? İYİ Parti'yi kurduk AK Parti Meclis çoğunluğunu kaybetti, 31 Mart'ta büyükşehirleri kaybetti. Bursa, Balıkesir'de olsaydı çok iyi olacaktı. Bütün bunların oluşmasını sağlayan itici güç İYİ Parti'dir. 17 yıllık paradigmayı değiştirdik, alışkanlıkları değiştirdik. 31 Mart'ta İstanbul'da 298 bin muhtemelen CHP seçmenidir, seçime gitmeyen seçmen var. Nasıl olsa bir şeyi değiştiremiyoruz deyip gitmemiş. Bizim varlığımız çok şeyi değiştirdi. Şimdi korku duvarlarını yıktı. Sayın Erdoğan alenen 'dokunulmazlığı da yok kaçacak deliği de yok' diye alenen tehdit etti. Çok zorluklarla dolu yolculuk yaptık, ama Türkiye'de çok şey değişti. Bugün parti kurmaya çalışan arkadaşlarımızın da bu yolculuklarında cesaretlerini arttırdık. Bu çok kıymetli bir şey. Bu hakkın da İYİ Parti'ye ve İYİ Partililere teslim etmenin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum.

"IMF HEYETİYLE GİZLİ GÖRÜŞME YOK! HAZİNE DE BUNU BİLİYOR"

ALTAYLI: Ama İstanbul'da.

AKŞENER: İstanbul'da sayın İmamoğlu'nun karşısına aday çıkarmadılar. Abdullah Öcalan'ın, Osman Öcalan'ın mülakatına rağmen. HDP'li seçmen var bir de Kürt seçmen var. Hayatında HDP'ye oy vermemiş Kürt seçmen var. Yeni Şafak Gazetesi'nde bizim Kürt kökenli 29 belediye meclis üyelerimizin PKk'lı olduğu yönünde haber yapıldı. Ben Abdullah Uçar kardeşimizi Bursa'da halkın önüne çıkardım. Abdullah'a gel dedim, gelirim ablam dedim. Muş'lu bir çocuk. 'Oğlum ne diyeceksin' dedim. 'Ben Kürdüm amma PKK'lı değilim' dedi. Neye getirmişler Kürtleri? Ya PKK'lısın ya AK Partilisin. AK Partili isen problem yok. Ayıptır, günahtır. Ben de ona sert bir şekilde 'canın ne istiyorsa onu söyle amma deme dedim'. O da 'Ben Kürdüm PKK'lı değilim' dedi. Genellemelerin Türkiye'de iş yaptığını ama doğru olmadığına inanan bilim insanıyım. İstanbul'da 4 ile 6 puan arasında hayatında HDP'ye oy vermemiş seçmen var AK Parti'ye oy vermiş. 31 Mart'ta sandığa gitmedi, 23 Haziran'da sayın İmamoğlu'na oy verdi. Hiçbir seçmen hiçbir siyasi partinin malı değildir. Siyasi partiler hiçbir seçmenin sahibi değildir. Bana PKK'yla iş tutuyora kadar gitmiş ki iş, bunlara cevap vermeye hakaret sayarım kendine.

ALTAYLI: IMF heyetiyle hem siz hem CHP'den isimler görüştüler. Sizden Merkez Bankası eski başkanı Durmuş Yılmaz. Durmuş bey ki AK Parti'nin atadığı ilk Merkez Bankası Başkanı. Bence hiçbir beis yok görüşmede. Ama niye gizli tutuldu?

AKŞENER: Gizli bir şey yok. Sayın Yılmaz hem Türkiye'de hem dünyada bilgisi teslim edilen bir duayen ekonomistir. Zaman zaman hem iç hem dışarıdan ondan görüş alırlar. IMF'nin üyesiyiz. Hazine'nin kontrolünde gelen heyet, önemi ikinci adamın gelmiş olması. Durmuş Bey'le, Türk Hazinesi'nin bilgisi dahilinde görüşme talep edilmiş.  Durmuş Bey, Paçacı ve sayın İsmail Tatlıoğlu'nu arıyor ve 'görüş' denilmiş. Benden hiçbir arkadaşım televizyona çıkmak konusunda görüş almazlar. Ben onlardan izin alırım ama onlar benden izin almaz. Bu görüşme bir otelin lobisinde ayan beyan yapılıyor. Bir fotoğraf var. Gizli olması mümkün değil. AK Parti iktidarının yöneticilerinin belli şeyleri şeytanlaştırma projesidir bu. Durmuş Bey bir hatalı iş yapmadığı bilgimiz dahilinde. Keşke bir programa çağırsanız da neler konuştuğunu anlatsa size. IMF bir şeytan örgütse çıksın Türkiye. Ben muhalefet partisinin lideri olarak S-400'ler neden alındığını bilmiyorum, ama yanında duruyoruz. ABD ile yanyana geliyoruz, sonra ağır sözler söyleniyor ne Kürecik ne İncirlik kapatılmıyor. Hazine'nin bilgisi dahilinde gelmişler, muhtemelen iktidarla da görüşecekler. Eğer IMF şeytan örgütse derhal çıkın. Kurucusu olduğumuz, içinde yer aldığımız, bir miktar aidat ödediğimiz yasal örgütse.

"DEMİRTAŞ KONUSUNDA DOĞRU OLAN ŞEY HUKUKUN İŞLEMESİDİR"

ALTAYLI: Size HDP'yle beraber hareket ettiğiniz yönünde eleştiriler var

AKŞENER: Böyle bir şey yok. Bizim aday çıkardığımız yerlerde HDP aday çıkardı. Balıkesir'de HDP'nin adayı 10 binin üzerinde oy aldı, dolayısıyla biz Balıkesir'i kaybettik.

ALTAYLI: IMF sadece Durmuş Bey'le mi görüşmeye gelmiş?

AKŞENER: Hayır. Her sene yapılan rutin bir görüşme bu. Durmuş Bey'den analiz istiyorlar. Durmuş Bey de Türkiye'yi koruyan analiz yapıyor.

ALTAYLI: Hazine'nin haberi var mıydı?

AKŞENER: Elbette. Başka ülkelerle yaptığı görüşmeleri de Türkiye'ye gönderiyorlar.

ALTAYLI: Sanki IMF'ye Türkiye'yi kötülüyorlar diye algı oluştu sanki

AKŞENER: Durmuş Yılmaz'a para mı veriyorlar? Durmuş Yılmaz, 'ey iktidar IMF ile el sıkışın mı' diyorlar. Eğer arkadaşlarımız yarın IMF'yle el sıkışmak için bunu örtmek için böyle şeyler çıkarılıyorsa çok yazık. Türkiye'nin IMF masasına atadığı Raci Kaya isimli beyefendinin ortalığı yıkan bir açıklama okudum ben. O zaman oradan niye maaş alıyor bu arkadaş? Derhal ayrılsın. Niye Hazine Müsteşarlığı'ndan tepki yok. Türkiye'nin ekonomi rontgenini çekmek için, sadece Türkiye için değil birçok ülkeye yapılan rutin bir şey bu. Bu seferkinin en önemli özelliği IMF'nin ikinci adamı gelmiş.

ALTAYLI: Bugün Habertürk'ten Kübra Par'ın haberi vardı. Amerika diyor ki 'Rusya'da aldığınız füze sistemini aktive etmeyin, F-35'leri programa alaım, Patriotları verelim' diyor. Sizce doğru formül mü?

AKŞENER: Elbette doğru. S-400'ler 15 Temmuz'dan sonra oluşan atmosfer nedeniyle öncelikle sarayın korunması için alınacağı yönünde bir duyumum var demiştim size. Milli mesele dedik arkasında duruyoruz ama hiç bilmiyoruz. Ama bu iyi formül.

ALTAYLI: Bu formülü Türkiye'nin kabul etmesinden yana mısınız?

AKŞENER: İlk sizden duydum, refleks olarak söylüyorum. Şu anda bana söylediğiniz refleks olarak şahsi fikrimi söyledim, partinin resmi görüşü değildir. İlk anda Türkiye'nin önemli bir sorunun çözülmüş olduğunu gösterir.

ALTAYLI: Selahattin Demirtaş'ın hapishanede olması pekçokları açısından 'tutuksuz yargılansın' deniyor. O günkü devlet politisasıyla hapse atıldı. Tutuksuz yargılansınlar, cezalarını dışarıda çeksinler gibi.

AKŞENER: 24 Haziran'da bana soruldu bu. Ben de 'Cumhurbaşkanlığı adaylığı için ben bir gün uğraştım temiz kağıdı belgesi aldım. Bu kişi Cumhurbaşkanlığı adaylığı YSK tarafından belge verilerek aday edildi. Şimdi eşit şartlarda mücadele edemiyor. Yarın siz seçildiniz, ben seçildim, sayın İnce seçildi. Sonra biz bunu nasıl izah edeceğiz'. Bu sözlerim seçim boyunca benimle ilgili iğrenç bir şekilde kullanıldı. Abdullah Öcalan'la Cumhur İttifakı'nın kanka oldu. Artı 'seni başkan yaptırmayacağız' sözü var. Doğru şey hukukun işlemesidir.

ALTAYLI: Muharrem İnce dedi ki 'ben adayım'

AKŞENER: Başarılar diliyorum.

ALTAYLI: Sayın Gül'e sayın Kılıçdaroğlu tarafından söz verildiği söyleniyor. Bir taraftan da sayın İmamoğlu'nun adı geçiyor, bir yandan da siz varsınız.

AKŞENER: Zamanı zemini geldiğinde partide görüşülür bakılır. Diğer arkadaşlara başarılar diliyorum. 2023'de olursa Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin rahmetli Demirel'i anarak bitirelim, doğmamış çocuğa don biçmiyelim.