Suça sürüklenen çocuk düzenlemesi: Cezalar artıyor
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara yönelik yapılan düzenlemeler hakkında açıklama yaptı. Usta hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılacağını açıkladı. Buna göre; 15-18 yaş arası suça sürüklenen çocuklar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacak.
AK Parti'nin TBMM'ye sunduğu Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile çocukların korunmasına yönelik çok sayıda düzenleme öngörülüyor. Teklifte, çocukların erişebileceği şekilde silah bulunduranlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getirilmesi, çocuklara uygulanan yaş küçüklüğü indirimlerinin yeniden düzenlenmesi, bazı suçlarda çocuklara yönelik indirimli infaz uygulamasının daraltılması, "suça sürüklenen çocuk" yerine "adli süreçteki çocuk" ibaresinin kullanılması ve çocuklara özgü "yönlendirme tedbirleri" ihdas edilmesi öngörülüyor.
AK Parti tarafından hazırlanan "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
Toplam 18 maddeden oluşan teklifte, çocukların korunmasına, çocuk adalet sistemine ve çocuk hükümlülerin infaz rejimine ilişkin kapsamlı değişiklikler yapılması öngörülüyor.
Teklifle, bireysel silahlanmada muhafaza yükümlülüğü sıkılaştırılırken, çocukların erişebileceği şekilde ateşli silah bulunduranlara hapis cezası verilmesi düzenleniyor. Ayrıca çocuklara uygulanan yaş küçüklüğü indirimleri yeniden ele alındığı teklifle, bazı suçlar bakımından indirimli infaz rejimi daraltılıyor, koruyucu ve destekleyici tedbirlere ilişkin yeni hükümler getiriliyor ve mevzuatta yer alan "suça sürüklenen çocuk" ibaresi "adli süreçteki çocuk" olarak değiştiriliyor.
ATEŞLİ SİLAHLARIN ÇOCUKLARIN ERİŞİMİNE KARŞI MUHAFAZASI ZORUNLU HALE GELİYOR
Teklifte yer alan düzenlemeler, madde madde şöyle:
Teklifle 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a eklenecek 13/A maddesiyle bireysel silahlanmada muhafaza yükümlülüğü sıkılaştırılıyor. Buna göre, ateşli silahların gerekli güvenlik tedbirleri alınmaksızın ev, araç gibi ortamlarda bulundurulması sonucu çocuklar tarafından ele geçirilmesini önlemek amacıyla, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan kişiler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor ve bu fiil müstakil suç olarak düzenleniyor.
ÇOCUKLARA UYGULANAN YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ İNDİRİMLERİ YENİDEN DÜZENLENİYOR
Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinde değişiklik yapılarak suça sürüklenen çocukların yaş gruplarına göre yaş küçüklüğü indirim oranları yeniden düzenleniyor, hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılıyor. Buna göre, 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren fiillerde verilecek cezanın alt ve üst sınırı 12-15 yıldan 13-18 yıla çıkarılıyor. Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 9-11 yıl yerine 10-12 yıl hapis cezası öngörülüyor. Diğer suçlarda ise her fiil için uygulanabilecek 7 yıllık üst sınır 9 yıla yükseltiliyor.
Düzenlemeyle ayrıca, kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç veya saik, suçun işleniş şekli ve sabıka durumu gibi ölçütler dikkate alınarak, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indiriminin uygulanmaması, 12-15 yaş grubundaki çocuklar hakkında ise bir üst yaş grubunun ceza rejiminin uygulanabilmesi konusunda hakime takdir yetkisi tanınıyor.
TEKERRÜR HÜKÜMLERİNDEKİ YAŞ SINIRI DEĞİŞTİRİLİYOR
Türk Ceza Kanunu'nun tekerrür hükümlerini düzenleyen 58. maddesinde değişiklik yapılıyor. Mevcut düzenlemede 18 yaşından önce işlenen suçlar tekerrüre esas alınmazken, teklif ile bu yaş sınırı 15'e indiriliyor. Böylece fiili işlediği tarihte 15 yaşını doldurmuş çocukların işledikleri suçlar ileride işlenecek suçlar bakımından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas oluşturabilecek.
AİLE HUKUKUNDAN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜKLERİN İHLALİNE YÖNELİK CEZALAR ARTIRILIYOR
Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere verilen bir yıla kadar hapis cezası, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası olarak yeniden düzenleniyor. Hamile eşini veya kendisinden gebe kalmış evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk edenlere verilen üç aydan bir yıla kadar hapis cezası altı aydan iki yıla çıkarılıyor. Maddi ve manevi özen eksikliği nedeniyle çocuklarının ahlakını, güvenliğini ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye atan anne ve babalara verilen üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ise bir yıldan üç yıla kadar yükseltiliyor. Ayrıca, birinci ve üçüncü fıkralarda düzenlenen yükümlülük ihlalleri nedeniyle çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu işlemesi halinde, aile yükümlülüğünü ihlal eden kişi hakkında bu madde kapsamında verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılması öngörülüyor.
SOSYAL İNCELEME RAPORU BULUNMAYAN İDDİANAMELER İADE EDİLECEK
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında Çocuk Koruma Kanunu kapsamında alınması zorunlu olan sosyal inceleme raporu hazırlanmadan düzenlenen iddianameler mahkeme tarafından Cumhuriyet başsavcılığına iade edilecek.
ÇOCUK HÜKÜMLÜLERİN İNFAZINA KAPALI KURUMDA BAŞLANACAK
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 11. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, çocuk hükümlülerin cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde infaz edilmesi uygulaması sona erdiriliyor. İnfaza, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması, iyi hallilik tespit edilmesi halinde eğitimevlerine ayrılmaları öngörülüyor. Ayrıca çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında, yaş gruplarının yanı sıra suç türleri de dikkate alınarak ağır suçlardan hüküm giyen çocuklarla hafif nitelikte suçlardan hüküm giyen çocukların birlikte barındırılmaması düzenleniyor.
EĞİTİMEVİNE AYRILMA KOŞULLARI YENİDEN DÜZENLENİYOR
Teklifle, çocuk hükümlülerin kapalı kurumdan çocuk eğitimevine ayrılmasına ilişkin kararların psikolog, pedagog gibi uzmanların yer aldığı idare ve gözlem kurulu değerlendirmesiyle verilmesi hükme bağlanıyor. Terör ve örgüt suçları hariç olmak üzere kasıtlı suçlardan 3 yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise 5 yıl veya daha az ceza alanların cezalarının doğrudan eğitimevinde infaz edilmesi öngörülüyor. Eğitimevlerinde firar eden veya disiplin kurallarına aykırı davranan çocukların ise yeniden kapalı kurumlara gönderilmesi düzenleniyor.
BAZI SUÇLARDA İNDİRİMLİ İNFAZ UYGULAMASI KALDIRILIYOR
Çocuk hükümlüler bakımından koşullu salıverilme hesabında uygulanan indirimli infaz rejiminde değişiklik yapılıyor. Buna göre, çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği her günün iki gün sayılması uygulaması, kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarında uygulanmayacak. Bu suçlarda geçirilen süre bire bir esasına göre hesaplanacak.
KESİCİ VE DELİCİ ALETLERİN ÇOCUKLARA SATIŞI VE TAŞINMASINA YAPTIRIM GETİRİLİYOR
Teklifle, Kabahatler Kanunu'na 43/C maddesi ekleniyor. Buna göre, 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan kesici, delici ve bereleyici aletlerin amaç dışı satışı, sergilenmesi ve taşınması yasaklanıyor. Bu aletlerin ruhsatlı iş yerleri dışında satılması, 18 yaşından küçüklere verilmesi veya çocuklar tarafından taşınması halinde idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı uygulanacak. İnternet satışlarını da kapsayan düzenlemede, kabahati işleyen 15 yaşından küçük çocuklar hakkında idari yaptırım yerine çocuk hakimi tarafından koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verilebilecek. Mesleki amaçlı kullanımlar ise düzenleme kapsamı dışında tutuluyor.
"YÖNLENDİRME TEDBİRLERİ" UYGULANACAK
Düzenlemeyle, Çocuk Koruma Kanunu'na 5/A maddesi ekleniyor. Teklifle, ceza sorumluluğu bulunmayan adli süreçteki çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri niteliğinde "yönlendirme tedbirleri" uygulanması öngörülüyor. Bu kapsamda çocukların sosyal ve toplumsal hizmetlerde görev alması, siber ve dijital risklerden takip yazılımları aracılığıyla korunması, kitap ve kütüphane hizmetlerinde görev üstlenmesi, çevre temizliği ve ağaçlandırma faaliyetlerine katılması ile bağımlılıkla mücadele kapsamında tedavi programlarına yönlendirilmesi mümkün olacak.
TEHLİKE OLUŞTURAN ÇOCUKLARIN ZORUNLU TEDAVİ SÜRECİ DÜZENLENİYOR
Teklifle, Çocuk Koruma Kanunu'nun 9. maddesinde değişiklik yapılıyor. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık veya ağır bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi ya da başkaları için ciddi tehlike oluşturan çocuklar hakkında zorunlu tedavi süreci düzenleniyor. Buna göre, sağlık kuruluşuna gelen veya getirilen çocuk hakkında 24 saat içinde rapor hazırlanacak, sağlık kuruluşu en geç 24 saat içinde çocuk hakimine başvuracak, üç uzman hekimden oluşan kurul raporu ise 48 saat içinde mahkemeye sunulacak. Hakim de en geç 48 saat içinde karar verecek. Kararın tebliğine kadar gerekli tıbbi müdahale ve tedavinin uygulanabileceği, ihtiyaç halinde kolluk desteği alınabileceği hükme bağlanıyor.
KAMU DAVASI AÇILDIĞINDA İLGİLİ KURUMLARA BİLDİRİM YAPILACAK
Çocuk Koruma Kanunu'nun 15. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının ilgili il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek. Böylece çocuğun ihtiyaç duyduğu koruyucu ve destekleyici tedbirlerin adli süreç devam ederken ilgili kurumlar tarafından eş zamanlı olarak planlanması ve kurumlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
HAGB KARARLARINDA YÖNLENDİRME TEDBİRLERİ UYGULANABİLECEK
Teklifle, Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesinde değişiklik yapılıyor. Düzenlemeye göre, adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde, Kanun'un 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirleri denetimli serbestlik yükümlülüğü olarak da uygulanabilecek. Ayrıca suç konusu malın değerinin düşük olduğu durumlarda, çocukların ekonomik koşulları dikkate alınarak zararın giderilmesi şartının aranmayabilmesi öngörülüyor.
SOSYAL İNCELEME RAPORU ZORUNLULUĞU GENİŞLETİLİYOR
Düzenlemeyle, Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, 15 yaşını doldurmamış bütün çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu hazırlanması zorunlu hale getiriliyor. 15 yaşını doldurmuş çocuklar hakkında ise sosyal inceleme raporu alınmaması halinde bunun gerekçesinin iddianamede veya mahkeme kararında açıkça belirtilmesi zorunlu olacak.
KORUYUCU TEDBİRLERİN UYGULANMASINA İLİŞKİN KOORDİNASYON YENİDEN DÜZENLENİYOR
Çocuk Koruma Kanunu'nun 45. maddesinde değişiklik yapılıyor. Düzenleme kapsamında, koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek direnç veya güçlüklerin giderilebilmesi amacıyla ilgili kurumlara gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım isteme ve zor kullanma imkanı tanınıyor. Ayrıca koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasına ilişkin kurumlar arası koordinasyon görevi Adalet Bakanlığı'ndan alınarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na veriliyor. İl ve ilçelerde koordinasyon ile takip görevleri vali ve kaymakamlar tarafından yürütülecek, sekretarya hizmetleri ise Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlüklerince yerine getirilecek. Düzenlemeyle ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını güvence altına almak amacıyla yeni bir yaptırım mekanizması getiriliyor. Buna göre, koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının uygulanmasını engelleyen veya bu kararlara aykırı davranan anne, baba, vasi ya da bakım sorumluları hakkında, eylemleri ayrıca suç oluştursa dahi, çocuk hakiminin kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi uygulanabilecek.
"SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK" İBARESİ DEĞİŞTİRİLİYOR
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Sosyal Hizmetler Kanunu'nda yer alan "suça sürüklenen çocuk" ibaresi değiştiriliyor. Buna göre, soruşturma aşamasında ön kabul ve ön yargı oluşturmasının önlenmesi amacıyla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nda yer alan "suça sürüklenen çocuk" ibaresi "adli süreçteki çocuk" olarak değiştiriliyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR DÜZENLEMESİ
MADDE 1- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza
edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı
gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.”
MADDE 2- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin
ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz
yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde
ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan
yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan
fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“(4) Somut olayda;
a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı,
b) Güdülen amaç ve saik,
c) Suçun işleniş şekli,
d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma,
hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81,
82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87) suçlarını işleyen onbeş yaşını
doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri
uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine
üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”
MADDE 3- 5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan
“onsekiz yaşını” ibaresi “onbeş yaşını” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 4- 5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir
yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan
iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde
değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme
(madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87) suçunu işlemesi halinde
şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar
artırılır.”
MADDE 5-4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü
maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın
düzenlenen,”MADDE 6-13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi
“Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan
“çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere ‘‘suç türleri,’’ ibaresi eklenmiştir.
MADDE 7-5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine
ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı,
psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi en az bir uzman görevlinin de
katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.
Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk
hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.”
“(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk
eğitimevlerinde yerine getirilir:
a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt
faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha
az hapis cezasına mahkûm olanlar.
b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm
olanlar.
(5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan
çocuk hükümlülerden;
a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler
idare ve gözlem kurulu kararıyla,
b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası
kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş
olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve
gözlem kurulu kararıyla,
çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.
(6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp
ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz
kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk
eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer
hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”
MADDE 8-5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel
dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal
ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç
olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını
dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”
MADDE 9-30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden
sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Amaç dışı bıçak taşıma
MADDE 43/C – (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli
Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile
diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin;
a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, NişanTabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre
ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve
sergilenmesi,
b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya
taşınması,
yasaktır.
(2) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan yasaklara uymayanlara beşbin Türk Lirası,
kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin
Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya
sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası
verilir.
(3) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi
suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(4) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve
elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar
verilir.
(5) Bu maddenin birinci fıkrasındaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış
çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk
Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verilmesi
amacıyla mülki amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur.
(6) Bu madde hükmü internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır.
(7) Bir sanat veya mesleğin icrası için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve
icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi
değildir.”
MADDE 10-3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Yönlendirme tedbirleri
MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen koruyucu ve destekleyici
tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan
adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.
(2) Yönlendirme tedbirleri olarak;
a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri
ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı
ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar
psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına,
b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her
türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki
hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3
aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine
açmaya, riskli olarak tanımlı bazı mecralar, uygulamalar ve dijital platformlarına erişimin
engellenmesine,
c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve
Turizm Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine
getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev
almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya,
d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik
ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek
üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliğiyapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine
katılmaya,
e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık
tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine
getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve
rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya,
hükmedilir.
(3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları
uygulanır.
(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 11- 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı,
davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya
başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık
Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk
hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman tabip tarafından tespit edilmesi hâlinde,
acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu,
uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk
hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin
yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor
mahkemeye sunulur.
(5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk
sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim
kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale
ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk,
bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir.
(6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına
ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir.
Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına
veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”
MADDE 12- 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça
sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, gerekli idari tedbirlerin
alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe
müdürlüklerine bildirilir.”
MADDE 13-5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde bu Kanunun 5/A maddesinde
düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik
tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde
belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir.
(3) Adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilebilmesi için suçun konusunu oluşturan malın değerinin az olması halinde zararın
giderilmesi şartı aranmayabilir.”MADDE 14-5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması
zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını
doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede
veya kararda gösterilir.”
MADDE 15-5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine
getirilmesi sırasında gerekmesi halinde kolluktan yardım istenebilir.”
“(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların
koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde
kurumların koordinasyonu ile takip vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve
ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür.
Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine
getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir.
(5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine
aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil
etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç
günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca
itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet
başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma
bildirilir.”
MADDE 16-(1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen”
ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde
değiştirilmiştir.
(3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun;
a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli
süreçteki”,
b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli
süreçteki”,
c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan
“Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi
“adli süreçteki”,
ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında
adli süreç yürütülen”,
d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli
süreçteki”,
e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında
adli süreç yürütülen”,
f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli
süreçteki”,
g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli
süreçteki”,
ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adlisüreçteki”,
h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen”
ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,
ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli
süreçteki”,
i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen”
ibaresi “Adli süreçteki”,
j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli
süreçteki”,
k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi”
ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”,
şeklinde değiştirilmiştir.