Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Politika Bahçeli: NATO yeni devrin şafağında

        MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli'nin konuşmasının satırbaşları şöyle:

        "Ankara büyük direniş simgesidir. Bir zamanlar direnişin karargahı olan Ankara yeni dönemin küresel güvenlik stratejilerinin konuşulduğu yerdir. NATO zirvesini bir toplantı olarak değerlendirmek yanlıştır. Bugünün çok katmanlı güvenlik planlamaları yapılmıştır.

        Ankara küresel siyasetin pusulasını çizdi. Ukrayna savaşı, İran ve Hürmüz konuları, Mavi Vatan meseleleri ve Suriye’de yeni dönem konuları ve 50 milyar doları aşan bir anlaşmalar dizisi ortaya konmuştur.

        NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDA

        Türkiye NATO'da yalnızca stratejik konumuyla değil; devlet tecrübesi, siyasi iradesiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. İttifak yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır? Müttefikler arasında örtülü ambargo, siyasi blokaj gibi çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara zirvesi bu soruları NATO'nun önüne koymuştur.

        REKLAM

        CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönündeki irade önemlidir. Ancak Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin itimat aşınmasını gidermektir. Bugün şanlı TSK'nın harp envanterleri yüzde 80'i aşmışsa milletimize dayatılan esaretin parçalanmasının resmidir.

        İRAN'A YÖNELİK SALDIRILAR

        NATO zirvesi devam ederken Trump, İran ile müzakerelerin bittiğini söylemiştir. Daha 2 hafta önce mutabakat sözlerine duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiştik. Devletler arası mutabakatın bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Mutabakatın 1 ay geçmeden etkisizleştirilmesi, İran'ın yeniden bombalanması barışa duyulan güveni sarsmıştır.

        İran şehirleri bombalanmış, İran vatandaşları hayatlarını kaybetmiştir. Bu gerçek görmezden gelinerek, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararı saldırganlık olarak değerlendirmek haklı bir yaklaşım olmayacaktır. İran'ın saldırılara karşı egemenlik haklarını koruma ve milletin can emniyetini sağlama hakkı vardır. Hiçbir devlet bombalanmayı sineye çekme mecburiyetinde değildir. İran'dan itidal bekleyenlerin, İran'ı hedef almalarının hangi meşru gerekçelere dayandığını itiraf etmelidir.

        ABD Başkanı'nın mutabakat bitti açıklaması sorunludur. Mutabakat bir şahsın değil, devletin taahhüdüdür. Buhran kazanı ne zaman yeniden kaynamaya başlayacaktır? Müzakere masasının altına döşenen bomba ne zaman infilak edilecektir? Bu sorular cevapsız bırakılamaz.

        Söz konusu açıklamanın NATO Zirvesi'nde yapılması başlı başına düşündürücüdür. Bir tarafta müttefiklere taahhütler verilirken, bir taraftan mutabakatın sonlandırılması güvenirliğin sorgulanmasına neden olacaktır. Hürmüz, dünya ekonomisinin, deniz ticaretinin, milyonlarca insanın geçiminin bağlandığı stratejik geçittir.

        Öncelikle saldırılar durdurulmalı, mutabakat yeniden işler hale getirilmeli. Barış kapısı kısa süre önce aralanmıştır. Barışın önüne düşen gölgeyi kaldırma sorumluluğu mutabakatın taraflarına aittir. ABD verdiği taahhütlerin gereğine dönmelidir. Hürmüz'deki geçişler yeniden sağlanmalıdır. Türkiye bugün olduğu gibi bundan sonra da barıştan yana tavrını sürdürecektir.

        AB İLE MÜZAKERELER

        En mühim başlıklardan birisi Türkiye'nin AB müzakere sürecidir. AB'nin stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalıdır. Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı sorunlar eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir.

        Türkiye'nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olmayacaktır. Hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Hiçbir istikrar projesi kalıcı olmayacaktır. Bu stratejik bir gerçektir. AB bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran reflekslerle hareket etmektedir.

        Bu yaklaşım yalnızca Türkiye'ye değil, Avrupa'ya da zarar vermiştir. Kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye'nin dışlandığı yıllar Avrupa'ya ne kazandırmıştır? Göç krizimi çözülmüştür, enerjisi mi artırmıştır? Avrupa her geçen gün stratejik belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır.

        Türkiye'nin AB süreci artık üyelik başlığı altında ele alınasından çıkmıştır. Mesele Avrupa'nın jeopolitik gerçeklerle mücadele edip edemeyeceğidir. MHP olarak görüşümüz açıktır. Türkiye'nin AB ile ilişkileri karşılıklı saygı, hakkaniyet temelinde ilerlemelidir. Türkiye ne yükümlülükten kaçmakta ne bir ayrıcalık istemektedir. Türkiye yalnızca çifte standartların son bulmasını istemektedir. Elbette Gümrük Birliği'nin güncellenmesi önemlidir, vize serbestisi önemlidir. Ancak bunlardan daha önemli olan husus AB'nin Türkiye'nin kriz zamanlarında kapısı çalınan bir ülke gibi görme alışkanlığından vazgeçmesidir. Türkiye'nin yeri AB'nin bekleme salonu değildir, Türkiye'nin yeri hak ettiği ağırlıkla bulunmaktır.

        Son günlerde Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in açıklamaları son derece vahimdir. AB'nin güvenliğini Atina'nın siyasi hesaplarına mahkum etmek ne akılcı ne sürdürülebilirdir. Hiçbir ülke kendi sorunlarını Avrupa'nın müşterek gündemi gibi sunma hakkına sahip değildir. Türkiye milli müzakere masalarında pazarlık unsuru değildir.

        Ancak burada altını çizmek istediğim konu, bu tartışmayı Yunanistan veya başka ülkelere indirmek değildir. Niyet daha büyüktür. Avrupa'nın yeni dünya düzeninde nasıl bir konum alacağının sınanmasıdır. AB Türkiye ile mi hareket edecektir yoksa eski önyargılarla mı hareket edecektir. Türkiye, Avrupa'nın güvenliği, istikrarı, enerji arzı bakımından vazgeçilmez stratejik bir gerçekliktir.

        15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ

        Yarın 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü'nün seneyi devriyesidir. 15 Temmuz bir gecenin bir kalkışmanın, bir darbe teşebbüsünün adı değildir. 15 Temmuz yalnızca tankların sokağa çıktığı, silahların milletimize çevrildiği bir ihanet gecesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin içeriden çökertilmek, Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği bir işgal teşebbüsüdür. 15 Temmuz'u bir darbe olarak tarif edemeyiz. Yalnızca FETÖ kalkışması olarak değerlendirmek doğru değildir. 15 Temmuz Çanakkale'yi aşmaya çalışmaktır. Sevr'i kabul ettiremeyenlerin aynı hedefe ulaşma amacıdır.

        FETÖ denen ihanet yapısı ise bunun taşeronudur. Bu habis örgüt eğitim kisvesi altında büyümüştür. Hayır görüntüsü altında hıyanet büyütmüştür. Kurumların içine sızmış, fırsatını bulduğunu düşündüğü anda devlete silah doğrultmuştur. Türk askerinin ve polisinin makamını istismar etmiş, Türk adaletini kirletmişlerdir. Hesap edemedikleri bir şey vardı, o da Türk milletinin sadakatiydi.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Müze Mehter Marşı ile karşılandı

        Samsun'da Bandırma Vapuru Müzesi, karadan 3,5 kilometre yürütülerek yeni yerine taşındı ve mehter marşları eşliğinde karşılandı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yolculuğunun simgelerinden olan müze gemi, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı Kurtuluş Yolu yanına yerleştirildi. (İHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ