AA

Geylan, üniversite çalışanlarının sorunları ve beklentilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

YÖK'ün Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği için merkezi yazılı sınav yapmasının doğru olduğunu belirten Geylan, ancak mülakat uygulamasının halen devam etmesinin keyfiyete yol açtığını savundu.

Geylan, şu ifadeleri kullandı:

"Sendikamız, üniversiteler tarafından sözlü sınav yapılması durumunda, Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı gibi, tüm adaylara yazılı sınav puanı kadar mülakat puanı verilmesini talep etmişti. Bu süreçte bazı üniversiteler hakkaniyetli şekilde süreci yürütmüş, mülakatta tüm adaylara 100 puan vermişken, bazıları da maalesef alışılagelen takdir hakkını kullanmıştı. Talebimiz, 'takdir hakkı' adı altında kul hakkı yenmemesidir."

- "Üniversite çalışanlarına becayiş hakkı tanınmalı"

Üniversite çalışanlarının nakil sorunlarına da dikkati çeken Geylan, "Üniversitelerde çalışan memurlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olmasına rağmen, üniversitelerin kendilerine özgü hususiyetleri nedeniyle kendileriyle eş değer memurların yararlandığı haklardan mahrum kalmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Bu hak mahrumiyetlerinin başında yer değiştirme, tayin ve nakil işlemlerinin geldiğini belirten Geylan, şunları kaydetti:

"Bu durum aile bütünlüğünü bozarken, aile birliğine vurgu yapan Anayasa'nın 41. maddesini ihlal anlamına gelmektedir. Talebimiz, mazeret tayinlerinin yapılması için YÖK koordinatörlüğünde bir yönetmelik hazırlanmasıdır. Ayrıca üniversitelerde görev yapan personelin karşılıklı yer değiştirme hakkı sağlanmalıdır. 3 yılını dolduranlara diğer üniversitelere geçebilme hakkı tanınmalıdır. Nakil olmak isteyen bir memur, bir kurum bulduğu takdirde kendi üniversitesinden muvafakat almak zorundadır, bu konuda da sıkıntılar yaşanmaktadır. Dolayısıyla muvafakat isteme şartı kaldırılmalıdır."

- "Akademik kadro kısıtlaması doğru değil"

Talip Geylan, doktor öğretim görevlisi, doçent ve profesör unvanlarında akademik kadro kısıtlamasını doğru bulmadıklarını bildirdi.

50/d kapsamındaki üniversite çalışanlarına bu görev süreleri sona erdiğinde 1 yıl intibak süresi verilmesini talep eden Geylan, bu kapsamdakilerin 33/a'ya geçirilmelerini istedi.

Geylan, 13/b görevlendirmelerinin ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, ancak zaman zaman bu görevlendirmelerde keyfilik yaşandığını öne sürdü.

Disiplin kurullarında mutlaka üniversite temsilcilerinin yer almasını isteyen Geylan, bu noktada uygulama birliğinin olmamasını eleştirdi.

- Rektör atamaları

Seçimle iş başına gelen rektör adaylarının akademisyenlerin sorunlarına ortak olduğunu kaydeden Geylan, "Yeni usulle birlikte ne yazık ki adaylar çalışanlara hiç bakmıyor. Bu kez lobilerin, cemiyetlerin, derneklerin, vakıfların, siyasilerin peşinde koşuyor. Ne acıdır ki hangi lobinin adayı rektör olursa üniversitede onların borusu ötüyor." ifadelerini kullandı.

Atanan bir kısım rektörlerin genel sekreter, daire başkanı hatta şube müdürlerini dahi dışarıdan getirdiğine dikkati çeken Geylan, "Üniversitelerin kurum kültürü vardır, hafızası vardır. Dışarıdan getirilen insanlarla bu hafıza silinmekte, kurum kültürü yok edilmektedir." görüşünü savundu.

Geylan, gerek MEB gerekse YÖK'ün mutlaka "yardımcı hizmetler sınıfı"nın görev tanımını yapması gerektiğini de kaydetti.