Uzmanlardan "Afet kanunu yenilensin" önerisi
İTÜ Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Afet bölgesi ilan edilmesi durumunun, deprem, çığ düşmesi, sel gibi büyük/küçük her afet için aynı derecede geçerli olmaması lazım. Örneğin 'afet bölgesi 1', 'afet bölgesi 2' şeklinde seviyelendirilebilir" dedi. Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezinden Doç. Dr. Bülent Özmen de "1996'da yayımlanan deprem bölgeleri haritası, bilimsel gelişmeler ışığında yürürlükten kaldırılmış, yerine 2019'da yeni harita yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 7269 sayılı Kanun'un da mutlaka günümüz koşullarına göre yenilenmesi gerekir" ifadelerini kullandı
ABONE OLDeprem alanında uzman öğretim üyeleri, afet kanununun günün şartlarına göre yenilenmesini öneriyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, AA muhabirine, Türkiye'de afet hukukunun zayıf olduğunu, bu konuda yeterli çalışmanın yapılmadığını söyledi.
1959'da çıkarılan 7269 sayılı "Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun"un çok eski olduğunu dile getiren Kadıoğlu, kanuna bakılarak Elazığ depreminin ardından bir yerin afet bölgesi ilan edilmesi konusunda ilgili çevrelerde kafa karışıklığı yaşandığını, herkesin bu konuyu farklı yorumladığını belirtti.
Kadıoğlu, "afet bölgesi ilan edilmesi" meselesinin günün şartlarına uygun şekilde yeniden görüşülmesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir an önce yasa koyucular ve teknik adamların bir araya gelip afet bölgesi ilanı konusunu dünyadaki örneklerini de inceleyerek yeniden düzenlemesi gerekiyor. Bu konu açıklığa kavuşturulmalı ve yeni bir yasal düzenleme yapılmalı. Kafa karışıklığını ortadan kaldırmak için 1959 yılında çıkan bir kanunun günün şartlarına uydurulması lazım. Afet bölgesi ilan edilmesi durumunun, deprem, çığ düşmesi, sel gibi büyük/küçük her afet için aynı derecede geçerli olmaması lazım. Örneğin 'afet bölgesi 1', 'afet bölgesi 2' şeklinde seviyelendirilebilir. Öte yandan, deprem sonrası afetzedelerin de bazı yasal hak talepleri oluyor, bu gibi konularda da sıkıntı yaşanıyor. Bunlar da yeni düzenlemenin içinde olmalı."
"AFET BÖLGESİ KONUSU ELAZIĞ DEPREMİ SONRASI YENİDEN TARTIŞMA KONUSU OLDU"
Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezinden Doç. Dr. Bülent Özmen de Türkiye'deki her büyük afet sonrası, bölgenin afet bölgesi ilan edilip edilmemesinin bilim dünyası da dahil olmak üzere hemen her çevrede tartışıldığını söyledi.
Genellikle 1959'da çıkarılan 7269 sayılı Kanun'un genel amacı ve madde gerekçeleri bilinmeden ve bu kavramların neler getirebileceği dikkate alınmadan yapılan bu tartışmaların Elazığ depremi sonrasında da yeniden yaşandığına dikkati çeken Özmen, "Bu konu, yasanın 2. maddesiyle düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, olmuş veya muhtemel afetlerin etki alanı ilgili bakanlıklarca tespit edilir, şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de harita ve krokilere işlenmek suretiyle afete maruz bölge olarak cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırların ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunması gerekmektedir." diye konuştu.