Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sanki marifetmiş gibi, genç iş insanlarının mesajlaşma pratiğini ofis dışına taşıdığını yazıyor kadın. ‘Marifetmiş gibi’ derken direksiyon başındaki mesaj trafiğini de içermesi bakımından... The Wall Street Journal’ın çalışma hayatı yazarı Sue Shellenbarger, iş ortamında kuşaklar arası mesajlaşma uçurumu olduğuna kanaat getirmiş. Araştırmalarına göre, yaşını başını
almış yöneticiler iş ortamında sohbet uygulamalarına direnip diklenirken, 30’lu yaşlardakiler anlık mesajlarla daha iyi geçiniyormuş. Her 5 çalışandan biri direksiyon başındayken bile işle ilgili mesajları okuyor ya da yazıyormuş. 45 yaş altı çalışanların araç sürerken mesajlaşma oranı, 45 yaş üstünün iki katıymış.

İyi de ABD’deki istatistiklere göre bir yılda 3 bin 477 kişi direksiyon başında mesajlaşırken kaza yaparak yaşamını yitirmiş. Yaralı sayısı da 391 bin. Bir yılda 1.6 milyon trafik kazası sırf cep telefonu hanesine yazılı.

Yani yazarın çemkirdiği geçkinler en azından daha az riskli yaşıyor.

Ayşe Özek Karasu'nun HT Pazar'da yer alan yazısına göre, Türkiye’nin yolları için cep telefonu kaynaklı kaza istatistiği yok. TÜİK’in geçen yıl yayınladığı istatistiklere göre ölümlü ve yaralanmalı kazalarda alkollü sürüş 3 bin 544 vakayla birinci sırada. Cihazlı sürüşle ilgili veri yok. Ama böyle kazalar olduğunu tabii ki biliyoruz. Hatta Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, direksiyon başında cep telefonu, alkollü sürüş kadar tehlikeli.

TELETUBBY AVATAR
Direksiyon başı gafı bir yana, yazarın kuşaklar arası mesajlaşma uçurumuna dair argümanları pek zayıf, genellemeyle dolu ve “Mesaj trafiğine giremeyen ölsün” demeye kadar varıyor. Şirketlerin, WhatsApp ve Messenger gibi tüketici uygulamaları yerine, hızla daha güvenli kurumsal uygulamalara geçtiğini, gelgelelim ileri yaştakilerin iş ortamında yeni iletişim tarzı olan anlık mesajlara uyum sağlayamadığını yazıyor. Hatta, Californialı liderlik koçu Allison Tabor’ın tespitlerine göre, e-mail’le yetişmiş yıllanmış çalışanlar mesaj gruplarını öyle sinir bozucu ve dikkat dağıtıcı buluyormuş ki, ‘Ya uyum sağlar ya da ölürsün’ konumuna geliyorlarmış.

Mesela ShelfGenie adlı Atlanta merkezli şirketin 54 yaşındaki üst düzey yöneticisi, bütün ofis Slack uygulamasıyla iletişimde olduğu halde, işleri e-mail üzerinden yürütmekte direniyormuş. Neyse Andy Pittman adlı bu yönetici sonunda baskılara boyun eğip, sesli ve görüntülü arama imkânı da olan Slack kullanmaya razı olmuş. Ama uygulama kimliği olarak bitmoji’yi reddetmiş. Çalışma arkadaşları, kişisel emoji olsun diye 10 adet karikatür avatar tasarlayıp, ‘birini seç’ demişler, adam tekini bile kabul etmemiş; kendi fotoğrafını koymuş. Sunulan örneklerden biri de Teletubby imiş. Yani koskoca adam mecbur mu Teletubby avatara? Velev ki Teletubby avatar yaptı, ‘gençlere özeniyor’ diye dalga geçmeyecekleri ne malûm?

İş iletişiminde e-mail global olarak halen ilk sıradaki yerini koruyor. Ancak genç çalışanlar hem toplantılardan tasarruf, hem de hızlı soru-cevap trafiği bakımından anlık mesajları tercih ettiği için, e-mail fazla ağır aksak ve köhne bulunuyormuş. Mesajlarda kısaltmalar, cümle yapısı ve noktalama işaretlerinin daha serbest olması da avantaj.

Palo Alto merkezli araştırma şirketi Radicati Group’a göre, anlık mesaj hesapları önümüzdeki 4 yıl içinde dünya çapında yüzde 8 artışla, 8.6 milyara ulaşacakmış. Yani bizim de gazete ortamında artık hiç e-mail yazmadığımızı, mesaj grubundan yürüdüğümüzü itiraf etmem lazım.

ABD’de bazı şirketler, Slack uygulamasında özel fotoğraf, video ve hikâyeler için aynı kanal açıyormuş. Kanalın müdavimleri de 20’li, 30’lu yaşlarda çalışanlar oluyormuş. Ve yine Tolan Group adlı şirketin CEO’su Tim Tolan 59 yaşında olduğu için yadırgıyormuş bu kanalı. Çünkü, ofistekilerin öğle yemeğinde tıkındığı bir tabak spagettinin resmini görmeye meraklı olmadığını söylüyormuş. Farklı bir zamandan geldiğini, mahremiyetine düşkün olduğunu belirtmekle birlikte sonunda gençlere ayak uydurmaya karar vermiş. Karısıyla birlikte Kosta Rika tatilinden fotoğrafları paylaşmış orada. Ve itiraf etmiş: “Eski kafalı bir ihtiyar olduğumu düşünmelerini istemedim.” İçler acısı!