Onlar Tenis Milli Takımı'nın parlayan yıldızları
Zeynep Sönmez ve Berfu Cengiz, Tenis Milli Takımı'nda Junior kategorisinin yıldızları. Gelecek yıllarda adlarını çok duyacaksınız...
HABERTÜRK PAZAR
Berfu Cengiz ve Zeynep Sönmez, Tenis Milli Takımı’nda Junior kategorisinden iki yıldız adayı. Aileleri arkalarında, dünyanın en büyük tenisçileri önlerinde; sürekli izliyor, çalışıyor ve gelişiyorlar.
Gelecek yıllarda adlarını daha sık duyacaksınız. Avustralya Açık Tenis Turnuvası Junior kategorisinde raket sallayan ilk Türk olan Berfu Cengiz (16), dün Brezilya’daki ITF Jonior Turnuvası’na gitti.
Zeynep Sönmez (14) ise şubatta Çek Cumhuriyeti’nde Milli Forma ile Dünya Şampiyonası’nda ter döktü. Sisev Vakfı tarafından desteklenen Milli Takım oyuncularıyla, bu tatlı heyecanlar arası antrenmanlarını yaptıkları Koza WOS’da buluştuk.
Berfu Cengiz, 5 yaşında Antakya’da beden eğitimi öğretmeni babasının teşvikiyle tenise başlamış. “Çok erken” diyorsanız, turnuva oynama yaşının 10-11 olduğunu hatırlatırım.
Haftada 2 gün açık havada koşan Cengiz’in antrenörü de babası. Babasının ona güven verdiğini söylüyor, ancak zor yanları da var. “Baba ile antrenörü iyi ayırt etmek gerek. Zaman zaman kortta baba gibi, evde de antrenör gibi davranabiliyor” diyor.
Geçen yıl ünlü oyuncu Federer’in Türkiye’ye gelmesiyle insanların çocuklarını da alıp tenis maçına gittiklerine dikkat çeken Cengiz, turnuvalara ilginin artmasından mutlu.
ÖĞRETMENLERİ KEŞFETTİ
Zeynep Sönmez’in yeteneğiniyse öğretmenleri keşfetmiş. Tenise 7 yaşında başlamış. İlk turnuvasına 8 yaşında katılıp şampiyon olmuş. Annesi en büyük destekçisi. Tenise başladıktan sonra Djokovic’in kitabını okuyup etkilendiğini anlatıyor: “Djokovic’in gluten alerjisi olduğunu ve bir dönem hiç çikolata yemediğini öğrendim. Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nı kazanınca ‘Tek istediğim bir parça çikolata’ demiş...”
Tenis turnuvaları sayesinde birçok yabancı arkadaş edindiklerini söyleyen genç tenisçiler, maç videoları izleyip hem eğleniyor hem de maça hazırlanıyorlar. Bir maçı kaybettiklerinde bile “İyi oynadım. Elimden gelen her şeyi yaptım” diyebiliyorlarsa, daha az üzüldüklerini söylüyorlar. Henüz yolun başındalar ama, başlamak bitirmenin yarısı; bunu gayet iyi biliyorlar.