Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ayşe ÖZEK KARASU - HABERTÜRK PAZAR 

Dün HT Magazin’de “Otobüslerde hayvanların da yeri olsun” haberi vardı. Aslında bu hak mevcut da uygulayan yok. Dahası metroda da serbest. Belirli koşul ve yasaklar var tabii. O yasaklar dünyanın her yerinde var. Mesela Londra‘da metroya büyükbaş hayvanla binmek yasak. Köpekleri koltuklara oturtmak da. Ama eşek kadar danua’ların bile tren koltuklarına oturduğu tecrübeyle...

İETT Yolcu Hakları Bildirgesi’nde aynen şöyle yazıyor: “Aşağıdakilerin haricinde istasyon ve araçlara hiçbir hayvan alınmaz. Bunlar: Boyun tasması olması ve kucakta taşınması şartıyla süs köpekleri. Küçük kafes hayvanları (serbest kaldığında yolculara zarar verebilecek yırtıcı, zehirli vs. hayvanlar hariç.)”

Gayet açık ama yine de izah edeyim; İstanbul’da belediye otobüslerine kucak köpeğiyle binilebilir, kafeste kedi ve kuş da taşınır, kafes içinde olsa dahi yılanla binilemez. Peki, minik bir terrier, pug ya da kanişle otobüse binmeye kalksanız alırlar mı? Hayır.

İşte bu nedenle Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu HayKonfed, Change.org’daki kampanyada İETT şoförlerinin yolcu haklarıyla ilgili bilgilendirilmesini istiyor. Çünkü kurallara uygun dahi olsa evcil hayvanı almıyorlar otobüslere. Bitmedi! Kampanya otobüslerle ilgili ama, İstanbul Metrosu’na da hayvanlı biniş mümkün. Görme engellilere refakat eden kılavuz köpeklere de izin var ki, cüsseli havyanlar. Gerisi İETT’deki kurallarla aynı.

Bizim otobüs bildirgesi sanırım uygar evrensel standartlarda. Paris’ten Berlin’e, Barcelona’dan Londra’ya bütün büyük kentlerde otobüslere kucakta köpek, kafeste kediyle binilebiliyor. Ama gerçekten biniliyor.

AMAN PATİLERE DİKKAT

Bizim metro standardı ise biraz geri kalıyor. Raylı sistem kriterlerini genişletmek için de kampanya gerekiyor. Çünkü örneğin Londra’da tasmalı olmak kaydıyla her boy köpek metroda serbest. Yalnız kurallara göre, yürüyen merdivende iri de olsa hayvanın ayağını yerden kesmek mecburi; patileri zarar görmesin diye. Kılavuz köpek asansörle çıkarılıyor, asansör yoksa görevli taşıyor. Ayrıca trende geçişi engellemeyecek şekilde yerde oturmaları gerekiyor ama çatır çatır oturtuyorlar koltuklara. Ayaktaki yolcu bile itiraz etmiyor. Aslında bedavacı köpeklerin, biletli yolcunun hakkını gasp ettiği konuşuluyor ama hayvanın varlığına saygı ve sevgi varsa, kimse ses çıkarmıyor. Hatta bir sefer koltukta oturan danua fotoğrafı sosyal medyaya düştü de, “Sahibini, yürüyen merdiven kuralını uygularken görmek isterdik” diye dalga geçti millet. Malum, hayvan ortalama 50 kilo çekiyor.

Köpeklere bilet kesenler de var. Sanırım daha fazla adam yerine konulduklarından. Kopenhag’da metroya çocuk biletiyle biniyor, yerde oturuyorlar. Alman demiryolları da biletli yolcudan sayıyor hayvanları. Helsinki’de ise bedava. Paris’te köpekler her yerde; otobüste, trende, tramvayda. Aslında büyük köpeklere resmi bir izin yok ama biniyorlar. Kenti banliyölere bağlayan ekspres tren (RER) hatlarında ise yarım biletle yasal yolculuk yapabiliyor battal boylar. İngiliz demiryollarında 2 köpekten fazlasına bilet kesiliyor.

Moskova’da ise durum hayli matrak.

Sokak köpekleri kendi başına biniyor metroya, kuruluyor koltuklara. Karışan görüşen yok. Yaya geçidinden geçmek için yeşil ışığı bekleyen İstanbul’un sokak köpekleri gibi. Kıta değiştirelim. Avustralya’da otobüs ve metroda iri köpeklere ağızlık şartı var. Koltuklara oturmak yasak. Melbourne’da kalabalık saatler olduğu için 07.00-09.00 ve 16.00-18.00 arası da köpekli yolcu yasak.

Amerika’da ise kurallar eyaletten eyalete değişiyor. Çoğunda otobüs ve trenlerde küçük köpekler serbest. San Francisco ve Boston’da ise büyük köpeklere de her yol serbest. Seattle, “Trende, otobüste tek büyük köpek yeter” diyor.

Saydığım örneklerin tamamında köpeğin huysuz davranmaması, çevreyi rahatsız etmemesi şartı da var elbette. Ama insan içinde kabul gören hayvanlar sosyal ortamlara alışık oldukları için arıza çıkarmıyorlar zaten.

Belki de otobüs ve metrodan önce köpeklerin insan içinde kabul görmesini sağlamamız gerekiyor. Dogo argentino’dan staffordshire terrier’e tehlikeli köpek türleri elbette var ama esas tehlikenin onları dövüş köpeğine çeviren, “insani ehliyeti” olmayan sahiplerinden kaynaklandığını anlamamız gerekiyor. Buldog suratlı köpeklerin pitbull olmadığını da bilmek gerekiyor. Diyorum çünkü, bizim melek huylu Jorjet’i, ki kendisi Fransız buldog’dur, pitbull zannedenler çok çıkıyor. Özellikle de medyada pitbull dehşeti haberleri yayıldığı zamanlarda.