Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ayşe ÖZEK KARASU - GAZETE HABERTÜRK 

Her şey 1991 yılında Disney World’deki “Gay Günleri” girişimiyle başladı. Eşcinsel ailelere tema parkta eğlence günü düzenlenmesiyle birlikte Orlando’daki muhafazakar kesimde şafak attı. Malum Orlando demek, Disney’in dünyası demek. Disney World, kentin en ünlü markası. Şirketin kendi organizasyonu olmayan, bağımsız grupların düzenlediği ilk gay günü gelenlerin sayısı 3 bin kişi kadardı, yıllar geçtikçe etkinlik genleşip bir haftaya yayıldı ve ziyaretçi sayısı da 150 bini buldu. Tema parka eşcinsel akınına Hıristiyan grupların tepkisi de aynı oranda büyüdü, o gruplar nezdinde gay günü “sapkınlığa övgünün zirvesi” olup çıktı.

LGBT bireylere karşı nefret dili giderek kök saldı, “ailenizin şirketi” Walt Disney ticari çıkar uğruna Hıristiyan değerlerini aşağılamakla suçlandı. Güney Baptist Kilisesi’ne göre şirketin yaptığı Hıristiyanlara düpedüz hakaretti; kilise meclisi “Disney geleneksel aile değerlerine hizmet ilkesini çiğneyerek eşcinselliği teşvik etmektedir. Şirket, personel politikasında da eşcinsel ilişkilere kucak açmaktadır” şeklinde bir karar tasarını kabul etti.

1996 yılında kabul edilen bu kararla birlikte Disney’e boykot başladı, Katolik Birliği’nden Amerikan Aile Birliği’ne birçok muhafazakâr grup da destek verdi. Disney’in aile dostu filmleri iyice mercek altına alındı; “My Best Friend’s Wedding” Disney’in örtülü eşcinsellik propagandasının kanıtı ilan edildi. Yetmedi, 101 Dalmaçyalı ve Bambi’ye bile boykot uygulandı.

Sonra ünlü televizyon vaizi Pat Robertson, yılda bir kez düzenlenen gay günleri yüzünden Orlando’yu kasırgaların vurabileceği kehanetinde bulundu ve “Eşcinsellik terör bombalarıyla Orlando’nun sonunu getirecektir” de dedi. Bir ay sonra Florida Eyaleti’ni kasıp kavuran orman yangınının da gay günlerine bağladı.

2008’e gelindiğinde, İslam karşıtı bir kuruluş olan Hıristiyan Eylem Birliği, gay günlerini tehditkâr bir dille hedef alan yeni bir kampanya başlattı. Florida Aile Birliği “Gay günlerine dikkat” afişi taşıyan uçaklar uçurdu.

HANGİ PROPAGANDA

Ve bugüne gelindi. Hıristiyan aktivistlerin Orlando’da ektiği nefret tohumlarının, terör katliamında payı olabileceği söyleniyor şimdi. Eşcinsellerin gittiği Pulse gece kulübünde 49 kişiyi katleden Omar Mateen’in Hıristiyan propagandasından etkilendiği yazılıp çiziliyor.

Hatta Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nin (ACLU) iki avukatı, terör eyleminden direkt Hıristiyanları sorumlu tutan açıklamalar yaptı. Chase Strangio adlı avukat, kurban ailelerine başsağlığı dileyen Hıristiyan grupları kınayan zehir zemberek tweet’ler attı; onları İslamofobik olmak ve eşcinsel karşıtı zehirli bir iklim yaratmakla suçladı; “Birey haklarını budamak için son 6 ayda 200 adet LGBT karşıtı yasa teklifi verecek, sonra da İslam’ı suçlayacaksınız. Hayır!” diye yazdı. Diğer bir ACLU üyesi Eunice Rho da “LGBT karşıtı yasaları geçiren Cumhuriyetçi Partili milletvekillerini terör eyleminden sorumlu tuttu.

Hıristiyan kanaat önderleri bu suçlamaları topyekûn reddediyor. Genel olarak ileri sürülen argüman şu: “Biz tabii ki eşcinsel evliliğini onaylamıyoruz ama insan hayatı ve onurunu, cinsel yönelimine bakmaksızın savunuyoruz...”

Olabilir. Ama yıllar içinde derinlere işleyen nefret ikliminin “geliyorum” diyen bir katliam ortamı, bir Kırmızı Pazartesi yaratmış olması da ihtimaldir.