Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Kuzeninin en mutlu gününde yanında olmasa, hayat boyu dilinden düşürmezdi. El mahkûm, aylar öncesinden nikâh günü için müdüründen yarım gün izin aldı. Döndüğünde geride bıraktığı bütün işler birbirine girmişti. Aldığı izin burnundan geldi. Sanki şirket başına yıkılacaktı. Gece ekstradan çalışması, hafta sonu mesai yapması istendi. İyi ki yarım gün izin almıştı... Oysa daha geçen gün yan masasındaki çalışma arkadaşı çocuğunun ana okulundaki arkadaşının doğum gününe katıldığında sıkıntı olmamış, hatta üstüne tüm gün izinli sayılmıştı ya şimdi ne olmuştu yani?

HT Pazar'dan Sema Ereren'in haberine göre; verilen işi zamanında tamamlayamadığınızda mazur görülmek, kimi zaman toplantıya geç kalabilme, erken paydos edebilme lüksüne sahip olmak için bahane mi arıyorsunuz? Çocuk yapın... Elbette anne ve baba olmayı suiistimal etmeyenler, durumu kronik kaytarma gerekçesi haline getirmeyenlerden söz etmiyorum. Ancak son yıllarda ebeveyn olmak profesyonel hayatta ayrımcılık sağlayan bir statü haline geldi. Kimi uzmanlara göre, çocuğunuz varsa daha az çalışabilir, daha çok kazanabilirsiniz. Üstelik avantajları bunlarla da sınırlı değil.

New York Üniversitesi sosyoloji bölümünden Prof. Eric Klinenberg’in, Avrupa ve ABD’de yaptığı geniş çaplı araştırmalara göre çocuğu olmayan çalışanların pek çoğu son yıllarda kendilerini mağdur görmeye hatta yarış atı gibi hissetmeye başladı. Klinenberg “Çocuğu olmayan hemen hemen herkesin yakındığı nokta, gecenin kaçı olduğuna, tatil günü olup olmadığına bakılmaksızın yöneticilerinin kendilerini 7/24 müsait olduğunu düşünmesi...” diyor. Hatta işin daha da vahimi bu kişiler hak ettikleri halde yükseltilmediklerine, daha az kazandıklarına inanıyor. Çünkü çocuğu olmadığına göre ekstra kazanca ihtiyacı olmayacağı kanısı hâkim, ne de olsa kendi yağlarında kavrulur gider... Bu araştırmaları okudukça acaba çevremde artan evlilikler, çocuk aşkı gelenler de bu oyunun bir parçası mı diye düşünmüyor değilim. Ofis dışına çıkabilmek için daha geçerli sebepleriniz olacak, izin isterken vicdanınız sızlamayacak ve siz de ayrıcalıklı sınıfın bir parçası olacaksınız. Daha ne olsun?

Bu arada “Oğlum Ege bugün biraz keyifsiz, burnu da akıyor” gibi bahanelerle işten kaytaran çalışanlar en çok 30’lu ve 40’lı yaşlardaki çocuk sahibi olmayan kişilere dokunuyor. Özellikle çocuklu müdürler, çocuk sahibi olan çalışanlarına toleranslı davranıyor ya da kaba tabiriyle onları kayırıyor. “Kadın kadının halinden anlar” hesabı, kadın yöneticiler yeni anne olmuş çalışanlarına karşı hassas davranırken erkek müdürlerin baba olan çalışanlara karşı tutumu aynı değil. Yani beyler bu konuda daha katı.

PROBLEM ÇÖZMEYE MECALİ VARDIR

Eh, onların da işi kolay sayılmaz elbette. Hep araftadır çalışan annebaba çalışanlar. İşine öncelik verse çocuğunu ihmal etmenin vicdan azabı, çocuğuyla fazla ilgilense işini aksatmanın huzursuzluğu sarar. Dahası çalışıyorsa evdeki sorumlulukları da günden güne ağır gelmeye başlar. Siz akşam dinlenir, arkadaşlarınızla kahkaha atar, güzel uyur, sabah mükellef bir kahvaltı yapar, işinizin başına geçersiniz, onlar akşam koştura koştura eve gider, yemek hazırlar, bir ilkokul çocuğu gibi ödev yapar, sabah sürünerek uyanır, kendini duşa atarken çocuğunun servisi kaçar, toplantı saatinde milim milim ilerleyen trafiğin ortasında kalır, ofise vardığında gün daha başlamadan tükenmiş olurlar.

Ancak bir de diğer cepheye bakalım. Çocuklu çalışanın arkasını toplamak zorunda kalan mağdurlara... Mesai arkadaşının çocuğunu okuldan alması gerektiğinde işler sarkacak, doktora götürmesi ya da veli toplantısına katılması gerekecek elindeki işleri size devredecek, tatil günlerini önce onlar seçecek, iş gezilerinden kaytarma hakkına sahip olacaklar. Sabahın köründe ya da gecenin bir yarısı iş çıkarsa piyango yine size vuracak. Psikoterapist Jeanne Safer “Bu artık klişe: Çocuğu olmayan olanın işlerini yükleniyor. Görünüşte size normal görünebilir ama değil. Neden mi? Belki çocuğu yok ama onun da ilgilenmesi gereken yaşlı kimseler var ya da sırf hayatın tadını çıkarmak için çocuk sahibi olmamıştır ama hevesi kursağında kalır” diyor. Yani bir nevi başkasının çocuk sahibi olma tercihinin sonuçlarına siz de katlanmak durumunda bırakılıyorsunuz.

California Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Prof. Santa Barbara da iş hayatındaki ayrımcılığa dikkat çeken isimlerden. Barbara, asıl zaman zaman kayırılması gerekenlerin çocuksuz çalışanlar olduğunu söylüyor. Çünkü onlar işverenlerin en yüksek verim alabileceği kişiler. Çevreleriyle kuvvetli bağlara sahiptirler, sosyaldir, onları eve bağlayan bir şey yoktur. Daha çok spor yapar, kendine vakit ayırır ve kafa dağıtırlar. İşte daha az duygusal davranır ve kolay odaklanırlar. Gözleri karadır, risk alır, kafası başka yerde değildir. Problem çözmeye mecali vardır. Uzun lafın kısası siz siz olun onlara haksızlık etmeyin, onların kalplerini kırmayın.

Nasıl baş edilir?

“Bir gün ben de ebeveyn olacağım” diye empati yapıp işyerinde her işi sırtlamaya çalırsanız bu sizi dönülmez bir yola sokacak, bilesiniz. Zamanla kendinizi sömürülmüş hissedecek, ne de olsa sizi eve bağlayan bir şey de yok, şahsi işlerinizi ertelemeniz istenecek hatta hasta olmanız bile büyük mesele olmayacak. İş psikolojisi üzerine araştırmalar yapan yazar Laura Carroll da hastalık bile olsa çocuksuz çalışanların işle alakalı olmayan meselelerinin daha az ciddiye alındığına dikkat çekiyor. Böyle bir durumda kalmamak için üstlenmek istemediklerinize “Hayır” demeyi bilin, tepkinizi anında verin, yanlış giden meseleleri içinizde biriktirmeyin, en baştan şartlarınızı koyun ve çocuklulara kin gütmeyin. Özel hayatınızda yaptıklarınızı kınayacak birileri varsa işyerindekilerle sosyal medyada arkadaş olmamak da iyi bir çıkış yolu.

YÖNETİCİLERE ÖNERİLER:

İster bungee jumping yapar ister çocuğunu alır!

“Anne-baba olan ya da olmayan herkese aynı şartlar uygulanmalı” demek acımaz olabilir ama uzmanlara göre çalışanların motivasyonu için yapılması gereken bu. Çünkü belki çocuğu yok ama kendisine ihtiyaç duyabilecek can dostu ya da yaşlı aile üyeleri olabilir. Facebook’da COO görevini yürüyen Sherly Sandberg, “Partiye gitmek de çocuğunun maçına gitmek kadar önemli olmalı, çalışanın işi bir kenara bırakmasına müsaade edilmezse bu bir kısır döngüye dönüşür. Kişi sosyalleşemez, çocuk sahibi olacak birini bulamaz” diyor. Dünyanın önde gelen CEO’larına danışmanlık yapan David Carter de “Çalışanın boş vaktinde ne yapacağının önemi yok. İster gider bungee jumping yapar, ister çocuğunu alır. Olması gereken herkesin haftada aynı çalışma saati kriterini tamamlaması” diyor. Carter, çalışanlara ekstra iş yaptırılması gerektiğinde onları ödüllendirmeyi bilmenin önemine dikkat çekiyor ve “Fazladan yaptıkları işi ne zaman, nerede yaptıklarının baskısını hissettirme hatasına düşmeyin, neticeye bakın. Katı kuralları yıkmak, fazla çalışması gerekenin motivasyonunu artırır” diyor.

En çok çalışanlar iş bitiriciler

Ancak şunu kabul etmeli, anne-baba olsun olmasın herkesten daha fazla çalışanlar şartlar ne olursa olsun daha iş bitirici olanlar, fikir üretenler ve sorumluluk alanlar... Bunun ne zekâyla ne tecrübeyle alakası var. Bu kişiler:

* Kriz yönetirler.
* Fazla değil etkili çalışırlar.
* Başkalarına destek olurlar. Bu işbirliğinin kendi işlerini de kolaylaştıracağını bilirler.
* Yol kat etmek için mükemmeliyetçiliği kimi zaman es geçer. Hemen harekete geçerler.
* Aksattığı işlerini başkalarına yıkmamak adına telafi yoluna gider.
* Zaman onları değil; onlar zamanı yönetirler.
* Gerektiğinde yardım istemekten utanmazlar.