Bizim borsanın kaderi TL'nin kaderiyle aynıdır
Küresel piyasalar merkez bankalarının çizdiği rotayla pozitif bir kulvarda gidiyor. Risk alma iştahı yeniden yükseldi. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı hızlandı. Türkiye’ye bir ayda 2 milyar dolar sermaye girdi. Bunun döviz kurları, borsa ve faizlerde pozitif etkisi oldu. Geçen hafta Merkez Bankası bir yıl aradan sonra faizin üst bandını çeyrek puan indirdi. Bu gelişmeler yaşanırken İstanbul Borsası son iki ayda yüzde 22.4 yükseldi ve 83.524 puanı gördükten sonra düşüşe geçti. Pazartesiden cumaya yüzde 2.6 değer kaybetti ve haftayı 81.316’dan kapattı. Türkiye’nin faiz indirdiği, küresel risk alma iştahının yükseldiği bir haftada borsa çıkış yönlü hareket etmeye cesaret edemedi. Zirveye 10 bin puan kala geri döndü. Bu cesaretsizlik neden acaba?
-Dışarıdan fon girişleri zayıfladı.
-Küresel büyüme yüzde 3’e indi. Bu durum ihracat yönüyle bizi etkiliyor. İhracatımız bir yıldan fazladır geriliyor.
-Rusya ambargosu dış müteahhitlik, doğrudan yatırımlar ve tarımı da vurdu.
-İçeride siyasi istikrar ve stabilite sağlanması da mümkün olamadı. Anayasa değişikliği, başkanlık tartışmaları, iç güvenlik endişeleri, Suriye olayları gündemi ve hükümeti fazlasıyla meşgul ediyor. Reformlar bir türlü hayata geçirilemiyor ve ekonomide yeni bir kalkış gerçekleşemiyor.
-Borsanın yarısı banka hisselerinden oluşuyor. Bankaların durumu da iyi değil. Eski kârlılıkları yok ve sermayelerini güçlendirmeye ihtiyaçları var. Bu nedenle borsada bankaların değeri yaklaşık 100 milyar dolardan 50 milyar dolara doğru indi. Bankalar eski durumuna kavuşmadan, borsadaki piyasa değerlerinin artması ve borsa endeksini bankaların yukarı taşıması zor.
-Borsanın yaklaşık diğer yarısı da reel şirketlerden oluşuyor. Burada da ihracat ve turizmdeki gerilemenin net etkisi var.
-Ancak daha da önemlisi döviz kurlarındaki artışın etkisi. Yukarıda Merkez Bankası’nın cuma günkü ekonomistlere sunumundan borsa şirketleri için hazırladığı veriler yer alıyor. Şirketlerin toplam kaynakları içinde özkaynakları yüzde 42, borçları yüzde 58 düzeyinde. Borçlar biraz fazla.
-Toplam varlıklarına oranına göre Türk Lirası borçları yüzde 27.9, dolar borçları yüzde 18.2, Euro borçları yüzde 11.5 düzeyinde. Diğer döviz kuru borçları da yüzde 0.4’te. Sonuçta şirketlerde TL borçların oranı yüzde 27.9, döviz borçların oranı yüzde 30.1. Reel şirketlerin döviz borçları TL borçlarından daha fazla. Faiz düşse yüzde 27.9’un yükü azalacak ama marifet kuru sıçratmadan bunu yapmakta. Çünkü kur üzerinden reel şirketlerin borçlanması yüzde 30.1. Kurun arttığı her durumda borsa şirketleri net biçimde zarar görüyor. Tıpkı son üç yılda olduğu gibi.
Capital ve Ekonomist’in beşincisini düzenlediği Uludağ Ekonomi Zirvesi işadamları için moral kaynağı oldu. Ekonomideki zorluklar yanında terör olaylarının yarattığı bir hayli kasvetli atmosferde yapılan toplantıya katılımcılar adım başı denilebilecek sıklıkta güvenlik önlemleri arasında ulaştı. Ev sahibi olarak Bursa yer almadı ama bu toplantılara katılım yüksekti. İleriye yönelik iş planlarının açıklanmasının etkisiyle Zirve umut verdi. İş dünyasının dinamizmini ortaya koydu. Bu havayı yakalamada açılış konuşmasını yapan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in sözleri de önemli rol oynadı. Konuşmasıyla toplantılara güçlü bir başlangıç yapılmasına yol açan Mehmet Şimşek özetle şunları söyledi:
SONUÇ: “Okta da var yayda da, altındaki tayda da.” Türk atasözü
- Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları18 dakika önce
- Konut rekoru var, sermaye göçü de2 saat önce
- Bu kez geri adım da yetmeyecek mi?5 saat önce
- Bütçe düzeldiyse enflasyon niye inatçı?3 dakika önce
- Dolarda büyük kavga12 saat önce
- Trump'tan büyük hamle: Petrol vanası, Çin ve yeni dünya düzeni13 dakika önce
- 2026'da para nereden kazanılır?5 dakika önce
- Paradan bile para kazanılamıyorsa sorun nerede?12 dakika önce
- 92 Milyar dolar açığın yarısı Çin'den11 dakika önce
- Enflasyonda 2026'ya farklı başlangıç27 dakika önce