İnsanların keyfi kaçmış, tüketim azalışı bundan
Açıklanan aralık ayı yüzde 12.7’lik genel işsizlik rakamları 2010’dan bu yana en yükseği. 2010’un önünde küresel krizden etkilenen bir ekonomi ve patlayan işsizlik oranları var. Peki bugün küresel kriz olmadığına göre ne var da işsizlik bu boyutta?
- Büyüme düştü. Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1.8 daralma yaşadık. Bu daralma da 2009’dan bu yana ilk kez gerçekleşti. Yılın son çeyreğinde ve yıllık bazda yüzde 2.5 civarında bir büyümede kalacağız. Büyümeyi aşağı çeken unsurlardan en önemlisi turizm sektörünün üçte bir oranında küçülmesi. Rusya’nın ambargo uygulaması, güvenlik endişeleriyle Avrupalı turistlerin sınırlı gelişi bu sonucu yarattı. Turizm sektöründeki gelişmeler büyümeden yaklaşık 1 puan kırptı.
- Büyümeyi düşüren ikinci faktör yurtiçi tüketimin ılımlı veya sınırlı artışı. Dün açıklanan Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği’nin ciroları, geçen yılın haziran ayına kadar ciroların artmakta olduğunu gösteriyordu. Alışveriş merkezlerinin metrekare başına düşen cirolarında temmuz ayı ile birlikte düşüş başladı, malum darbe girişiminin etkisi kendini gösterdi. Devamında zaten kur artışı var. Yeni yıla Türkiye’yi sarsan bir terör eylemi ile girdik. Soğuk kış da etkili oldu ve ocak ayında İstanbul’daki alışveriş merkezlerinin ciroları metrekare başına yüzde 5.6 geriledi. Geçen yılın ocak ayında 905 lira olan ciro bu ocakta 854 liraya indi. Bitişikte yer alan tablodan görülebileceği gibi, ciroda en yüksek ay aralık ayı.
- Türkiye geneli için hazırlanan ciro endeksi de İstanbul’a benzer bir seyir izliyor ve ocak ayında bir önceki ocağa göre yüzde 1.5 gerileme var.
- Terör olaylarının yoğunlaşması, 15 Temmuz darbe girişimi, döviz kurundaki sıçrama, Suriye’de belirsizliklerin artması, siyasi belirsizliğin yükselmesi gibi bütün olaylar birbirine eklendi. Sonuç ise insanların keyfi kaçtı. Zorunlu olmayan tüketimler pek yapılmaz oldu. Bütün bunlar da alışverişi etkiledi ve azalttı.
- Tüketim artmayınca üretim de buna ayak uydurdu. Üretim hız kesince işe almalar da hız kesti. Sonuçta yaratmamız gereken yeni istihdamın yaklaşık yarısı kadar iş yaratabildik. Tarım dışında son bir yılda 307 bin istihdam yarattık. Normalde ortalama bazda 750 bin kişilik istihdam yarattığımızda işsizlik oranı stabil hale geliyor.
Artan işsizliğin gerisinde düşen büyüme oranı ve özellikle daralan turizm sektörünün olduğunu belirttik. Ancak işsizliğin artışında etkili olan bir başka faktör daha var. O da işgücüne katılımın artması. İlk kez 2016’da işgücüne katılanların sayısı 30 milyonun üzerine çıktı. Son bir yılda işgücü piyasasına 888 bin kişi daha katılınca toplam 30.540 bine çıktı. Aslında işgücüne katılımın artması sevindirici ve pozitif bir gelişme.
- Bu sayıdan 221 binine iş yaratıldı. Sonuçta da işsiz sayısı 3 milyon 204 bin kişiden 3 milyon 872 bine yükseldi.
- Bundan da önemlisi genç işsizlik oranı yüzde 19.2’den yüzde 24.0’e çıktı ve son bir yılda 4.8 puan arttı.
- Ne eğitimde ne de işgücü piyasasında olanlar da artmaya devam etti. 15-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 23.5’i bu durumdayken Aralık 2016’da bu yüzde 24.8’e çıktı.
- Yani toplamda gençlerin zaten dörtte biri ne eğitim görüyor ne de işgücü piyasasına katılıyor. İşgücü piyasasına katılanların dörtte biri de iş bulamıyor. İşsizlik tablosunun belki de en yakıcı tarafı genç işsizliği.
- Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları18 dakika önce
- Konut rekoru var, sermaye göçü de2 saat önce
- Bu kez geri adım da yetmeyecek mi?5 saat önce
- Bütçe düzeldiyse enflasyon niye inatçı?3 dakika önce
- Dolarda büyük kavga12 saat önce
- Trump'tan büyük hamle: Petrol vanası, Çin ve yeni dünya düzeni13 dakika önce
- 2026'da para nereden kazanılır?5 dakika önce
- Paradan bile para kazanılamıyorsa sorun nerede?12 dakika önce
- 92 Milyar dolar açığın yarısı Çin'den11 dakika önce
- Enflasyonda 2026'ya farklı başlangıç27 dakika önce