Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun bugün öğlen saatlerinde Ankara

gündemine bomba gibi düşen açıklaması, şu zamana kadar yargı

camiasından periyodik olan gelen uyarılardan en serti.

Açıkça telaffuz edilmese de uyarının,öncelikli hedefinin

hükümet olduğu aşikar. Yargıtay'ın sürpriz bildirisindeki

'Yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilmediği' ve 'yandaş bir

yargının oluşturulmaya çalışıldığı' gibi ifadeler, son

derece ağır ithamlar.

'MAHKEMEDEN ELİNİ ÇEK'

'Peki ne demek istiyor yargı? Ve neden şimdi?

Yargıtay, 'yürütme erki' diye şifreli bir biçimde kamufle ettiği

AK Parti hükümetine, her şeyden önce 'Anayasa mahkemesi'nden elini

çek' mesajı veriyor. Önce Ankara'da herkesin bildiği ama kimsenin

açıklamadığı gerçeği yazalım: Hem AK Parti'nin kapatılmaması

için çabalayan hükümet çevreleri, hem de AK Parti'nin

kapatılması için gayret gösteren 'derin cenahların' bir süredir

Anayasa Mahkemesi nezdinde 'yoğun bir lobi' faaliyeti içinde. Bu

artık bir sır değil. Tüm Türkiye'nin gözü bu 11 yargıç

üzerinde. Doğal olarak çift taraflı bunaltıcı pres var mahkemeye

yönelik.

DEDİKODULAR SİLSİLESİ

Geçen yıl 367 krizi sırasında milletvekili-toto oynanırdı, şimdi

ise kapalı kapılan ardında 'Son durum 9+2 mi yoksa 7+4 mü?'

gibisinden garip bir hakim-toto oynanıyor. Bu lobi faaliyetleriyle

ilgili kulağımıza gele bir sürü dedikodunun aslı astarı

olduğunu düşünmüyorum. Örneğin geçen hafta eş zamanlı olarak

'4 yargıç gizlice Ahmet Necdet Sezer'le görüşmüş' ve '4 yargıç

gizlice Başbakan'la görüşmüş' dedikoduları çıktı. Bana

sorarsanız ikisi de ihtimal dahilinde değil.

Ancak gerek şu ki, yüce mahkemede görev yapan yargıçlar, ciddi bir

lobi çalışmasının hedefi. Mahkeme üyelerinden Osman Paksüt'ün

dinlenme olayı sırasında yaptığı açıklamalar, kendisinin ne

ölçüde bunaldığının göstergesiydi.

İşte bu yüzden dünkü yargı bildirisinin öncelikli mesajı

'Mahkemeyi rahat bırakın' diye yorumlamak lazım. Herkes mahkemeyi

rahat bırakmalı...

İKİNCİ HEDEF MEDYA

Ancak bildirinin tek hedefi hükümet değil. Yargı aynı mesajı,

mahkeme haberlerinde yeterince hassas olmayan, gerek AK Parti'ye

yönelik davayı açan Cumhuriyet Başsavcısı gerek Anayasa Mahkemesi

üyeleriyle ilgili 'sansasyonel habercilik' peşinde koşan medyaya da

veriyor. Medyaya verilen mesaj, kapatma davasını açan Başsavcıya

yönelik 'toplumda tepki ve husumet' yaratmaya alet olma.

TÜRBAN KARARI HAZIRLIĞI

Bildirinin üçüncü önemli şifresi ise, muhtemelen önümüzdeki

hafta mahkemenin gündemine gelecek 'türban kararı' konusunda zemin

hazırlıyor oluşu... Zira Anayasa Mahkemesi rapörtörünün türbana

ilişkin yüksek mahkemeye sunduğu 'CHP başvurusunu geri çevirin'

görüşüyle birlikte dava karar aşamasına geldi. Mahkeme

önümüzdeki hafta bile karar verebilir, 'Bu bizim işimiz değil'

diyerek CHP başvurusunu geri çevirir, bu sayede toplumsal olarak

gerilimli bir konuda taraf gibi gözükmekten sıyrılmış olabilir.

Ancak bu durumda türban yasağına ne olacak? Mahkemenin karar metni

nasıl şekillenecek? Mahkeme 'Bizim işimiz değil' derken karara

eklediği bir notla 'Anayasa Mahkemesi'nin geçmiş kararlarına

atıfta bulunarak 'yasağın devamına yeşil ışık' yakmış olacak

mı?

Tüm bu sorular havada. Cevaplar ise yüce mahkemede oturan 11 yüksek

yargıcın zihninde ve kalbinde gizli.

Mahkemenin gündeminde, Yarın çıkacak yorumların çoğu 'İpler

koptu' ya da 'AKP ile yargı düellosu' gibisinden ifadeler kullanacak.

Oysa yargının önünde toplumsal açıdan sıkıntılı, siyasi

açıdan krizli iki zor karar var: Türban ve AKP'ye kapatma davası.

Bu ortamda yargı 'Bizi rahat bırakın, siyasi rakip olarak değil

bağımsız yargı olarak görün' mesajı vermek istiyor.

Ancak bizce bildirinin asıl amacı, düello değil tam tersine 'Bize

dokunmayın' uyarısı.

asliaydintasbas@haberturk.com

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar