Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Gözünüzden kaçmış olabilir. Ama TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın dün bir televizyon röportajında sarf ettiği bir cümle, bence çok çok önemli...

CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Yavuz Oğhan, Meclis Başkanı'na soruyor:

"Diyelim ki Başbakan Erdoğan'a yasak geldi. Köksal Toptan,

Türkiye'de AKP'nin başında başbakan olur mu?" Meclis Başkanı,

hiç düşünmeden "Ben ara formül yahut ara rejim formülü hiçbir

şeyin içinde şimdiye kadar olmadım, bundan sonra da olmam" diyor.

'Dolmuşa binmeyenler...'

Bu ifade size neyi hatırlattı? Bana Cemil Çiçek'in geçen yıl

'Çankaya'ya kim çıkacak?' tartışmaları sırasında sarf ettiği

'Dolmuşa binmem' sözünü. Toptan da Çiçek gibi usta bir

politikacı. Açık bir dille şimdiden Tayyip Erdoğan'ın yasaklı

olması halinde Başbakanlık makamında gözü olmadığını söyleme

gereği hissediyor.

Neden? Çünkü bir süredir bazılarının kafasında 'Parti

kapatılırsa Köksal Toptan gibi Milli Görüş kökeninden gelmeyen,

devletle uyumlu çalışacak bir isim Başbakan olabilir. Fena da

olmaz...' gibisinden bir senaryo var. Toptan'ın ortaya attığı

'Üçüncü Yol' formülü de bu anlamda komplo teorisyenlerine malzeme

verdi.

Tüm bunlardan rahatsız olan usta politikacı, bu kapayı kapatmak

istiyor.

Tabii AKP'nin yasaklanması halinde oluşacak atmosfer ve koşulları

şimdiden tahmin etmek imkansız. Ancak Meclis Başkanı'nın şu

zamana kadar kullandığı yapıcı üsluba, bir de siyasi zekasını

eklemek gerekir. Toptan bu sözlerle hem AKP tabanı, hem de Başbakan

Erdoğan nezdinde önemli bir kredibilite kazandı.

Bu süreçte gittikçe ombudsman olarak önemi ve ağırlığı

artacak, kritik bir isim.

Gül'ün Akşam aracılığıyla cevabı

Ama bugün siyasete damgasını vuran, Toptan'ın sözleri değil,

Abdullah Gül'e atfen Akşam gazetesinde yayınlanan ifadeler.

Gazetenin maşet haberi, dikkatli bir dille Gül'ün 'yakın

çevresine' söylediği sözleri aktarıyor.

Gazetenin muhtemelen Gül'ün dolaylı izniyle yazdığı yazıda

Cumhurbaşkanı'nın yakın kurmaylarına, 'Türban yasasını

onaylarken yaptığım 'Endişeleri giderin' ikazına dikkat edilmedi'

diyerek sitemde bulunuyor. Kime sitem ediyor? Hükümete.

Akşam'da Gül'e atfen verilen ifadeler net: “Anayasa

değişiklikleriyle ilgili düzenlemeyi hukukun genel ilkelerine,

Cumhuriyet’in temel niteliklerine ve Anayasa değişikliğine

ilişkin şekil kurallarına aykırı bulmadığım için

onaylamıştım. Bu noktada bize göre sorun yok. Ancak kaygıların

giderilmesine yönelik düzenlemeler konusundaki uyarım hiç yokmuş

gibi muamele yapılıyor. O gerekçe tarihi nitelikteydi. YÖK

Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan da üniversitelere gönderdiği

‘ivedi’ bir yazıyla ‘başörtüsünün yüksek öğretimde

serbest bırakılmasına ilişkin değişikliklerin uygulanması için

başkaca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç yoktur’ dedi. Bu tutum,

gerekçedeki uyarımla uyumlu olmamıştır.”

'Türban yüzünden oldu' iması

Gün içinde de Çankaya köşkünden bu ifadeleri düzelten ikinci bir

açıklama gelmiyor. Kısacası Cumhurbaşkanı Gül, Yargıtay

Başkanı Hasan Gerçeker'i kabul etmeden hemen önce hükümet

cephesinde bazı isimler tarafından sistematik biçimde fısıldanan

'Gül Çankaya konusuna ısrar etmeseydi bu durumda olmazdık' lafına

dolaylı bir cevap veriyor.

Gül 'Bunlar ben Çankaya'ya çıktım diye değil, siz türban

olayını yönetemediğiniz için oldu' diyor. Kime? Hükümete. Kime?

Eğer bu açıklamalar düşündüğüm gibi Akşam'a sızdırılmışsa,

o zaman Başbakan Erdoğan'a.

Gül'den Erdoğan'a gönderme mi bu?

Sanırım AK Parti cephesinde son dönemde yaşanan en önemli

gelişmelerden birine tanık oluyoruz... İlk kez Cumhurbaşkanı Gül,

dolaylı, imalı, üstü kapalı da olsa 'Bu işin müsebbibi ben

değilim' mesajı veriyor.

Ankara kulisleri kaynıyor....

asliaydintasbas@haberturk.com

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar