Toptan'ın diplomatik, Gül'ün cüretkar sözleri
Gözünüzden kaçmış olabilir. Ama TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın dün bir televizyon röportajında sarf ettiği bir cümle, bence çok çok önemli...
CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Yavuz Oğhan, Meclis Başkanı'na soruyor:
"Diyelim ki Başbakan Erdoğan'a yasak geldi. Köksal Toptan,
Türkiye'de AKP'nin başında başbakan olur mu?" Meclis Başkanı,
hiç düşünmeden "Ben ara formül yahut ara rejim formülü hiçbir
şeyin içinde şimdiye kadar olmadım, bundan sonra da olmam" diyor.
Bu ifade size neyi hatırlattı? Bana Cemil Çiçek'in geçen yıl
'Çankaya'ya kim çıkacak?' tartışmaları sırasında sarf ettiği
'Dolmuşa binmem' sözünü. Toptan da Çiçek gibi usta bir
politikacı. Açık bir dille şimdiden Tayyip Erdoğan'ın yasaklı
olması halinde Başbakanlık makamında gözü olmadığını söyleme
gereği hissediyor.
Neden? Çünkü bir süredir bazılarının kafasında 'Parti
kapatılırsa Köksal Toptan gibi Milli Görüş kökeninden gelmeyen,
devletle uyumlu çalışacak bir isim Başbakan olabilir. Fena da
olmaz...' gibisinden bir senaryo var. Toptan'ın ortaya attığı
'Üçüncü Yol' formülü de bu anlamda komplo teorisyenlerine malzeme
verdi.
Tüm bunlardan rahatsız olan usta politikacı, bu kapayı kapatmak
istiyor.
Tabii AKP'nin yasaklanması halinde oluşacak atmosfer ve koşulları
şimdiden tahmin etmek imkansız. Ancak Meclis Başkanı'nın şu
zamana kadar kullandığı yapıcı üsluba, bir de siyasi zekasını
eklemek gerekir. Toptan bu sözlerle hem AKP tabanı, hem de Başbakan
Erdoğan nezdinde önemli bir kredibilite kazandı.
Bu süreçte gittikçe ombudsman olarak önemi ve ağırlığı
artacak, kritik bir isim.
Ama bugün siyasete damgasını vuran, Toptan'ın sözleri değil,
Abdullah Gül'e atfen Akşam gazetesinde yayınlanan ifadeler.
Gazetenin maşet haberi, dikkatli bir dille Gül'ün 'yakın
çevresine' söylediği sözleri aktarıyor.
Gazetenin muhtemelen Gül'ün dolaylı izniyle yazdığı yazıda
Cumhurbaşkanı'nın yakın kurmaylarına, 'Türban yasasını
onaylarken yaptığım 'Endişeleri giderin' ikazına dikkat edilmedi'
diyerek sitemde bulunuyor. Kime sitem ediyor? Hükümete.
Akşam'da Gül'e atfen verilen ifadeler net: “Anayasa
değişiklikleriyle ilgili düzenlemeyi hukukun genel ilkelerine,
Cumhuriyet’in temel niteliklerine ve Anayasa değişikliğine
ilişkin şekil kurallarına aykırı bulmadığım için
onaylamıştım. Bu noktada bize göre sorun yok. Ancak kaygıların
giderilmesine yönelik düzenlemeler konusundaki uyarım hiç yokmuş
gibi muamele yapılıyor. O gerekçe tarihi nitelikteydi. YÖK
Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan da üniversitelere gönderdiği
‘ivedi’ bir yazıyla ‘başörtüsünün yüksek öğretimde
serbest bırakılmasına ilişkin değişikliklerin uygulanması için
başkaca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç yoktur’ dedi. Bu tutum,
gerekçedeki uyarımla uyumlu olmamıştır.”
Gün içinde de Çankaya köşkünden bu ifadeleri düzelten ikinci bir
açıklama gelmiyor. Kısacası Cumhurbaşkanı Gül, Yargıtay
Başkanı Hasan Gerçeker'i kabul etmeden hemen önce hükümet
cephesinde bazı isimler tarafından sistematik biçimde fısıldanan
'Gül Çankaya konusuna ısrar etmeseydi bu durumda olmazdık' lafına
dolaylı bir cevap veriyor.
Gül 'Bunlar ben Çankaya'ya çıktım diye değil, siz türban
olayını yönetemediğiniz için oldu' diyor. Kime? Hükümete. Kime?
Eğer bu açıklamalar düşündüğüm gibi Akşam'a sızdırılmışsa,
o zaman Başbakan Erdoğan'a.
Gül'den Erdoğan'a gönderme mi bu?
Sanırım AK Parti cephesinde son dönemde yaşanan en önemli
gelişmelerden birine tanık oluyoruz... İlk kez Cumhurbaşkanı Gül,
dolaylı, imalı, üstü kapalı da olsa 'Bu işin müsebbibi ben
değilim' mesajı veriyor.
Ankara kulisleri kaynıyor....
- TRT'de Kürtçe ve Kadıköy17 yıl önce
- Hayrünnisa Gül'ü Semra Özallaştırmak17 yıl önce
- Herkes zaten dinleniyor17 yıl önce
- DTP Ahmet Türk'ü yeniden Genel Başkan seçmeli17 yıl önce
- 'Ertesi gün' planı yok17 yıl önce
- Biz Yargıtay, AKP diye sayıklarken...17 yıl önce
- 'Mahkemeden elini çek' mesajı17 yıl önce
- Devler zirvesinde AKP'ye kapatma davası17 yıl önce
- Neden Habertürk?17 yıl önce