Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GALATASARAY’ın yeni stadı Türk Telekom Arena’nın açılış maçında Başbakan’ın protesto edilmesiyle bulanan sular durulmak bilmiyor. Öyle ki iş, CHP’nin çiçeği burnunda genel sekreteri Bihlun Tamaylıgil’in literatüre kavram eklemesine kadar vardı. Tamaylıgil, Başbakan’ın “TT Arena’nın yapımında Galatasaray’ın bir Allah kuruşu yoktur” ifadesini değerlendirirken, “Allah’ı parası olan bir varlık gibi görmek şirk gütmek değil midir?” ibaresini kullandı. Koyun güdülür, kin güdülür, husumet güdülür ama şirk güdülmez; şirke ancak düşülür ya da girilir.

        Taşıma su ile halkçılık modifikasyonu bu kadar oluyor. Seküler dünya görüşünün taşıyıcılığını yaparken günü geldiğinde ansızın “halka inmek”, “halkın manevi değerlerinden haberdar olmaya çalışmak” ne kadar zor ise, “halkın içinden çıkıp” sonradan “demokrat” olmak da o kadar zor.

        Nitekim bakın, hükümetin başı herhangi bir sebeple günden güne sertleşiyor. Başbakan “içki içenlere karışılmadığını” yani ne kadar demokrat bir parti olduklarını anlatmak isterken “Aksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar” ifadelerini kullanarak ışık hızıyla antidemokrat bir tavrın içine yuvarlanabiliyor. Bu muhteşem çelişki için iki şey lazım gelir: 1) İnsanın içinden gelecek, 2) Aynı insanda, aynı zamanda “demokrat olarak da bir yere varılamıyor” ümitsizliği hasıl olacak.

        Ben Başbakan Erdoğan’da bu “ümitsizliğin” hasıl olduğunu gözlemliyorum.

        Zira bakın; 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda da aynısı olmuştu. Şampiyona için ilgili ülkelerin devlet başkanlarını tek tek arayarak organizasyonun Türkiye’de yapılmasını sağlayan Erdoğan, bunun bedelini hem 30 Ağustos’ta hem de 12 Eylül’de ağır hakaretli, galiz küfürlü, sözlü protestoya uğrayarak ödedi.

        Bu tarihlerden kısa bir süre önce Egemen Bağış, U2 solisti Bono’ya iki dünyanın buluşma yeri olan Boğaz Köprüsü’nü yürüyerek geçme talebini yerine getirme vaadiyle İstanbul’da konser verdirtmeyi başarmış, ancak konser sırasında Bono bu jeste karşılık Egemen Bağış’a teşekkür etmeye kalkınca stat protesto ıslıklarıyla çınlamıştı.

        YUHALANMAMAK ARZUSU

        Janjanlı etkinlik meraklılarının ayağına basketbol şampiyonasını, Bono’yu getirten ya da futbolseverlerin maç zevklerini daha konforlu kılabilmek için uğraş veren adam, hiç değilse bir günlüğüne, hiç değilse o gün için “yuhalanmamayı” hak ettiğini düşünüyordu. Bunun haksız bir ümit olduğunu söyleyemeyiz. Biraz daha başa saralım mı? “Muhtar bile olamaz” diyerek kendisine gülünen TV programlarından girin, aynı “ideolojik” iklimin silahlı güçlerinden e-muhtıra yemesinden çıkın. Partisi kapatılmanın eşiğine geldi. Sarıkız’dı, Yakamoz’du derken, “Bu halk bu AK Parti’ye oy veriyorsa her şeyi hak ediyor” diyen askerin ses kayıtlarına gelindi Balyoz’da. Köşelerden “anasını bile satacağı” dillendirildi. Sokak köpeklerinin acınası durumu ve artan çevre sorunlarından sorumlu tutulduğunu da hatırlıyorum.

        Başbakan artık şuna inandı: Suyun üzerinde yürüse, “Başbakan yüzme bilmiyor” diyecek olan bir “kitle” var. O kitle ki, ağzıyla kuş tutsa, “Minicik hayvanı öldürdü hain adam” diye veryansın edecek. Türkiye’yi AB üyesi yapma yolunda ilerlerken “Vatanı satıyor” diye bağıracaklar, Türkiye’ye farklı bir rota çizerken de “Ne işimiz var Araplarla” diye çalım atacaklar.

        Başbakan buralara böyle dönemeçlerden geçerek geldi. Kötü haber şu ki; frene basmayı bıraktı.

        Stratejisini bile “frensizlik özlemi” üzerine kuruyor. Çünkü onu çok seven “kütleler” nezdinde zaten, hesapsızlığının, müdanasızlığının olumlu bir karşılığı var.

        AK PARTİ ‘STATÜKOCU’ OLUR MU?

        Bütün bunlar üzerinden Zaman Gazetesi yazarı İhsan Dağı’nın salı günü yazısında sorduğu soru önemli görünüyor: “AK Parti ‘statükocu’ bir parti olur mu?“ Dağı, AK Parti’yi iktidara taşıyan etkenin toplumun “değişim talebi” olduğunu, aynı toplumun statükocu/devletçi bir söyleme destek vermeyeceğini düşünüyor. Özetle sorduğu soruyu “olmaz” diye yanıtlıyor.

        Ancak ben kendisi kadar iyimser değilim.

        Nedenine, nasılına daha ayrıntılı olarak cuma günü devam edelim.

        Diğer Yazılar