Prof. Dr. Derya Uludüz

Milyonlarca sinir hücresi bulunan, ortalama 1200 gram ağırlığında ve yüzde 60’ı yağdan oluşan beynimiz sürekli yeni keşfedilen yönleriyle bilim dünyasını şaşırtıyor. Tüm gelişmelere rağmen hala gizemini koruyan beynimiz hakkında bilmediklerimiz kadar yanlış bildiklerimiz de var.

"Beynimizin yüzde 10'unu kullanıyoruz. Yüzde 100'ünü kullanmamız mümkün değil", "Bazılarının beyni daha büyüktür", "Bazıları sağ beyinli, bazıları sol beyinlidir" gibi internette dolaşan bilgilerin birçoğu sadece birer efsane. Ama bir ameliyatta kafatasını saymazsanız siz hiç anestezi almamış haldeyken beyniniz neşterle kesilse dahi acı hissetmezsiniz çünkü beyinde ağrı duyusu yoktur.

Beynimizi ne kadar iyi tanırsak, özelliklerini ve neye ihtiyacı olduğunu ne kadar iyi bilirsek o kadar iyi bakabiliriz. Peki, yaygın olarak yanlış bildiklerimiz ve doğruları neler?

1- BEYİN O KADAR DA 'BÜYÜK' DEĞİL

Beynimizin büyüklüğü yaş, cinsiyet ve genel vücut kitlesine bağlı olarak değişse de ortalama bir erkek beyni 1.336 gram, kadın beyni ise 1.198 gram. Canlılar dünyasında en büyük beyin yaklaşık 35-45 ton ağırlığındaki balinalara ait olsa da en gelişmiş beyin insan beyni. Dolayısıyla insan beyninin en gelişmiş beyin olmasının nedeni de hacmi değil yaklaşık 100 milyar nörona sahip olması. Nöronlar elektriksel ve kimyasal sinyaller ile bilgiyi depolamayı ve iletmeyi sağlayan 'uzman' hücreler. Kadavralar üzerinde yapılan son araştırmalar 86 milyardan daha fazla nörona sahip olduğumuzu doğruladı.

2- YÜZDE 60’I YAĞDAN OLUŞUYOR

Benim bu yazıyı yazmamı, sizin okuyup algılamanızı sağlayan, bu harika işlevli organla ilgili belki sizi en çok şaşırtacak şey yüzde 60'ının yağdan oluşuyor olması. Beyin sağlığı için önerdiğimiz en önemli bileşenlerden biri olan omega-3 ve omega-6 da birer yağ asididir. Sağlıklı yağlardan zengin beslenme beyin sağlığının yanı sıra kalp sağlığı için de hayati öneme sahiptir. Yağlar, beyindeki hücre duvarlarını dengelerken, bazı vitaminler de yağda çözündüğünden vücut tarafından emilimini sağlar. Ayrıca iltihabı azaltır ve bağışıklık sisteminin düzgün şekilde çalışmasına yardımcı olur.

3- BEYNE GERÇEKTEN KAN GİDİYOR

Eskilerin tabiriyle 'beyne kan gitmesi' aslında çok da yanlış bir deyim sayılmaz çünkü beyin kalbin pompaladığı kanın yaklaşık yüzde 30'unu alır. Vücudumuzun sadece yüzde 3'ünü oluşturan bu harika organ performansını beslenmesine borçludur. Bu kadar çok çalışan ve en önemli fonksiyonları gerçekleştiren beynimiz uykuda dahi çok fazla enerji harcıyor. Çünkü beyin gün içinde biriktirdiğimiz bilgileri ve yaşadıklarımızı gece uyku sırasında işliyor. Ayrıca kısa ve uzun dönemli hafıza üzerinde çalışıyor. Gündüz aldığımız kararlar, öğrendiklerimizi hatırlama, iş performansımız, yeni bilgiler öğrenme gece uykusu sayesinde gerçekleşiyor. Bu yüzden az ve kalitesiz bir uyku kötü bir karar almanıza da neden olabilir.

4- BEYNİMİZİN SADECE YÜZDE 10’UNU KULLANIYORUZ SÖZÜ BİR EFSANE

Beyin ile ilgili belki de en yaygın efsane bu. “Beynimizin yüzde 10’unu kullanıyoruz”, “Beynin yüzde 100’ünü kullansaydın beynin patlardı”, “Bir tek Einstein yüzde 90 kullanıyormuş.”

Bu nereden çıktığını bilmediğimiz ama tamamen bir efsane. Araştırmalara göre herkes beyninin birçok farklı bölümünü her gün kullanıyor. Siz bir işe odaklanırken, diğer nöronlar siz farkında olmadan başka işleri yönetiyor. Zaten eğer beynimizin bazı bölgelerini kullanmıyor olsak, buradaki nöronlar ölür, o alan körleşir ve evrimsel olarak hayatımızdan atılır. Dolayısıyla beynimizin kullanmadığımız bir bölümü olmadığı gibi uykuda bile neredeyse tamamını kullanıyoruz. Ancak iki beyin arasındaki farklar kişilerin zihnini ne kadar aktif tuttuğu, yeni şeyler öğrenip öğrenmediği ve beynini nasıl beslediğine göre değişiklik gösterebilir.

5- BAZILARINIZIN SAĞ BEYİNLİ, BAZILARINIZIN SOL BEYİNLİ OLDUĞU DOĞRU DEĞİL

Sağ beyin mi yoksa sol beyin mi? Bu soruyu, çok defa internette gezinirken görmüşsünüzdür, hatta belki o meşhur testi bile çözmüşsünüzdür. İddiaya göre, sol beyinli insanlar daha matematiksel ve analitiktirler, sağ beyinli insanlar ise daha yaratıcıdırlar. Ancak, yarım kürelerimizin her birinin biraz farklı rolleri olduğu doğru olsa da, bireyler kişiliklerini ve yeteneklerini düzenleyen “baskın” bir beyin yarım küresine sahip değillerdir. Bunun yerine, araştırmalar insanların, her iki beyin yarım kürelerini de eşit ölçüde kullandıklarını ortaya koydu. Doğru olan şudur, beynin sol yarım küresi dilin kullanımıyla daha fazla ilgiliyken, sağ yarım küre sözel olmayan iletişimle daha çok ilgilidir. Çoğu sağ elini kullanan insanlar beyinlerinin sol tarafındaki dili işler, fakat solak insanlar bazen her iki tarafı da geliştirebilir. Birçok durumda, beyin iki taraflı çalışır.

6- YENİ SİNİR HÜCRELERİ, YAŞLANDIĞINIZDA BİLE ÜRETİLEBİLİR

Yaşlandıkça beynimizin bir kısmı doğal olarak küçülmeye başlar ve yavaş yavaş nöronlarımızı kaybederiz. Hafıza, hatırlama gibi birçok bilişsel süreci düzenleyen beynimizin ön lobu ve hipokampus dediğimiz bölüm 60 ya da 70'li yaşlarda bir miktar küçülür. Ancak yeni araştırmalar yetişkin beyinlerinin de yeni hücreler üretebileceğini bize gösterdi. Her gün yeni bir şey öğrenen, el becerisi olan ve bir şeylerle uğraşan yetişkinlerde bu ‘yeni hücre üretme’ durumu gerçekleşiyor. Yetişkin bir beyinde yeni sinir hücrelerinin yaratıldığı sürece nörojenez denir ve ortalama bir yetişkin insan hipokampus dediğimiz bölümde günlük 700 yeni nöron üretebilir. Nörojenez yani sinir hücrelerini arttırmanın yolu ise kaliteli uyku, egzersiz, dengeli beslenme ve en önemlisi stresten, depresyondan uzak bir yaşamdan geçiyor. Ayrıca her gün bir şeyler öğrenmek, yaş ilerlemiş olsa da sadece televizyona bağımlı bir hayat sürdürmemek gerekiyor.

7- BEYNİN DEPOLAMA KAPASİTESİ NEREDEYSE SINIRSIZ

Beynimiz yeryüzündeki tüm bilgisayarlardan çok daha üstün bir depolama kapasitesine sahip. Dolayısıyla beynin öğrenme sınırı ya da kapasitesinin ‘dolması’ gibi bir şey söz konusu değil. Aksine beyin öğrendikçe ve çalıştıkça daha sağlıklı ve genç kalan bir yapıya sahip. Mesela bir yabancı dil öğrenenlerin ikinci yabancı dili öğrenmesi daha kolaydır.

8- BEYNİNİZ 25 WATT'LIK BİR AMPULÜ ÇALIŞTIRACAK KADAR YETERLİ ELEKTRİK ÜRETİR

Beyindeki elektrik akımı o kadar güçlü ki bir ampulü bile çalıştırmak için yeterli miktarda elektrik üretebilir. Ancak insan beyni ile aynı kapasitede bir bilgisayarı çalıştırmak isteseydik en az 10 megawatt elektriğe ihtiyacımız olurdu. 1 megawatt/saat elektrik üreten bir santral günlük 500 evin elektrik ihtiyacını karşılayabilir. Beyindeki 100 milyar kadar nöron, bir ampulü çalıştırmak için yeterli miktarda elektrik yani enerji üretir. Bu yüzden de beyin, dünyanın en büyük bilgisayarından bile daha hızlı çalışabiliyor. Öyle ki, beyninize kol ve bacaklarınızdan giden bilgi, saatte 150 mil hızla ilerliyor.

9- ÇOKLU GÖREV KAVRAMI GERÇEK DEĞİL

Eskilerin deyimiyle “Benim 4 tane elim yok ki” aslında çok doğru bir ifade. Zaten 4 tane el olsa da 4 farklı komutu algılamamız mümkün değil. Beyin her seferinde yalnızca bir iş yapmaya programlıdır. Karmaşık görevler o kadar çok ağ içerir ki, bu ağlar birbiriyle çakışabileceğinden aynı anda beynin o iki görevi yapması imkânsızdır. Birkaç istisna dışında bir seferde sadece bir iş yapabilirsiniz. Hatta son araştırmalar bize, beynin tek seferde sadece bir nesne, yüz, renk veya kelime görebileceğini kanıtladı. Dolayısıyla, çok görevliliğin beynimizin çalışma şekline aykırı olduğunu ve tek bir işe konsantre olmanın daha verimli olduğunu bilmek gerekiyor.

10- BEYNİNİZDE HİÇBİR AĞRI RESEPTÖRÜ YOKTUR

Tepeden tırnağa tüm komutları veren beynimiz biz uyanıkken neşterle kesilse dahi hiçbir ağrı hissetmeyiz. Beyin omuriliğimize paralel olarak ağrıyı algılar. Bir beyin ameliyatında kafa derisi, kemikler ya da beyin dokusunu kaplayan zarlar ağrı hissedebilir ancak beynin kendisinde hiçbir ağrı reseptörü yoktur.