Habertürk'te Hülya Hökenek'in sunduğu Enine Boyuna programının konusu Çin'de görülen Koronavirüs hastalığı oldu. Bizim Türkiye'de yaşayan vatandaşların şu dakika, şu gün itibarıyla endişelenmesi için geçerli bir neden var mı? Dünya Sağlık Örgütü'nün 'acil' durum ilan etmesi Türkiye için ne demek? İşte  yanıtları: 

 

"SALGIN HASTALIK YÜKSELECEK DİYE BİR ŞEY YOK"

PROF.DR. SERAP ŞİMŞEK YAVUZ (Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı): Şu anda Türkiye için tanımlanmış bir vaka yok. Bu hastalığın en aktif olarak devam ettiği ülke Çin. Çapa'daki durumda da sayın Bakan'ın açıkladığı gibi infilanza B çıktı. Solunum yoluyla bulaştığı için, Dünya Sağlık Örgütü acil durum ilan etti. Sonuçta her ülke önlemini alsın ve yayılmasın diye. Çin'in şu anda yaptığı büyük çalışmalar var. Gerçekten engelleyecekler gibi gözüküyor, salgın sönümlenecek gibi gözüküyor. "Orada alınan önlemlerin bu salgını durduracağını düşünüyoruz" diye açıklama yaptı Dünya Sağlık Örgütü, biz de öyle düşünüyoruz. Salgın hastalıkların bitmesi, diğer insanlara bulaşmanın engellenmesi şeklinde. Amerika'da olgu sayısı 10'u aştı. Hemen hasta izole ediliyor. Aynı şekilde Türkiye'de de bu yapılacak. Şu anda paniğe kapılacak bir durum yok. Önemli olan böyle bir hasta Türkiye'yi girdiğinde önlem alınması. Bu salgın küresel. Vaka tanımlamasına baktığınızda son 14 içinde Çin'e gitmiş olan ya da böyle bir hastayla temas etmiş olan bir kişide ateş vs. görülürse bakılacak. Yoksa burada salgın hastalık yükselecek diye bir şey yok. Daha önce de bu tarz salgınlar görüldü. Korona virüsü Türkiye'de çok da sık görülüyor. Bildiğiniz gibi nezle yapıyor. 4 türü var. Yaklaşık nezle olanların üçte birinde bu virüsler tanımlanır. Bu yeni korona virüsü nezle virüslerinden farklı davranıyor. Akciğerleri daha çok tutuyor, zatüree olarak tanımlanıyor. Bunlar büyük olasılıkla yarasadan çıktığı tahmin ediliyor. Yarasadan, misk kedisine oradan da insanlara geçiyor. Alt solunum yolu enfeksiyonu dediğimiz zatüreeye yol açabiliyor. Sars'ta yüzde 10 gibi ölüm oldu. Mers çok zor bulaşan bir şey ama ölüm oranı yüzde 35. Bu hastalık ise yüzde 2-25. Bu hastalık çok yeni. Geçmişte görülmedik bir hızla bütün veriler geliyor. Çin bu anlamda çok şeffaf davranıyor, Dünya Sağlık Örgütü'yle bütün verileri paylaşıyor. Her türlü veride değişiklik olabilir.

"ORTA YAŞ GRUBU VE EK HASTALIĞI OLANLARA DİKKAT"

En sık görülen belirti ateş. Öksürük ve nefes darlığı görülüyor. Yüzde 20 kadarında ağır seyrediyor. Solunum desteğine ihtiyaç duyuluyor. Genellikle yaşlı hastalarda daha ağır seyrediyor. Çocuklarda sanki daha hafif seyrediyor gibi görülüyor. Yaş ortalaması şu anda 50 gibi. Şu anda hayatını kaybedenler yaşlı erkekler ve daha çok ek hastalığı olanlar. Kalp, akciğer, böbrek hastalığı olan bağışıklığı baskılanmış hastalar. Özellikle şu anda seyahat öyküsü olan bir hasta ise Çin'den geliyorsa, bu tarz belirtileri varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurması lazım. Hem kendi hem toplum sağlığının korunması açısından çok önemli.

"ŞU ANDA TEHLİKELİ BİR ŞEKİLDE YAYILAN BİR DURUM YOK"

PROF. DR. YAĞIZ ÜRESİN (Farmakoloji Uzmanı): Şunu tekrar vurgulamak lazım bütün önlemlerin, izolasyonun sebebi virüsün yayınlamasını önlemek yoksa korkunç bir salgın olmasından değil. İnfilonza bildiğimiz girip, belli yaştaki insanları öldürebiliylor, onlara o yüzden grip aşısı yapılıyor ve bu da işe yarıyor. Şimdi bu virüs ötekinden daha öldürücü değil. Sars, Mers daha öldürücü. Bir de yayılmasında da ekstra bir hız yok. Hızla ilgili söylenenler bilginin yayılması. Buradaki hikâye Çin, o Sars salgınından ağzı yandığı için, orada açık davranmamış, kontrol etmiş, şu anda Çin son derece açık davranıyor, tabii dünyaya daha fazla açıldı. O yüzden çok fazla bilgi alıyoruz. Şu anda alınan önlemler, şunu çok net söylüyorum, aldıkları önlemler iyi giderse izole edilip de bu virüsün yayılmasını engellemek üzere. O zaman aşıya gerek kalmayacak. Şu anda tehlikeli yayılan bir hastalık yok. Sars gibi problemlere açacak virüs var. Korona virüsü var zaten. Bu gördüğümüz onun bir varyantı. Burada kendisi değil bunun üzerine riskler olduğu için zatüree oluyor, enfeksiyon biniyor. Sars'ınki yüzde 10'du, bununki yüzde 2. Ayrıca yayılıcılığı çok fazla değil. 1 metreden yakına gelmesi gerekiyor ve insandan insana bulaşıyor gibi bir durum var.

"ŞU AN GÖRDÜĞÜMÜZ ORAN YÜZDE 2-2,5 DAHA DA AZALABİLİR"

YAVUZ: Şu anda ağır olan hastalar görüldü. Aslında hafif geçirenler hastaneye gitmedi. Bu hastalık ortaya çıktığında anlaşılmazken daha ağır olanlar hastaneye gidiyor. Şu anda elimizdeki veriler daha ağır olanları gösteriyor olabilir. Bulaştırıcılık süresi, kuluçka süresi ne kadar kesin bir şey söylenemez. Şu an gördüğümüz yüzde 2-2,5, daha da azalabilir.

"GENEL ÖNLEMLERİN ALINMASI GEREKİYOR"

ÜRESİN: Bu ciddi bir durum. Bir sürü insan Türkiye'ye gelmeden bunu konuşuyoruz. Bizim Çapa'daki hikâye de, çocuk Çinli, sonuçta düz grip çıkmış. Tanısı da mümkün. O çocukta da tanıya gidildi. İzole edilmesi yayılmasını engellemek için. Genel önlemler alınması gerekiyor. Sokaklarda elinizi iyi yıkayın deniyor, belli mesafede durmak gerekiyor. Çin'de maske kalmadı demek de çok garip. Bizdeki maskeler Çin'den geliyor. Çin bunun üreticisi. Orada insanlar normal zamanlarda, kışta da maske giyer. O maskeler de işe yarayabiliyor.

"HASTALIK ÇİN'İN DIŞINDA HAFİF SEYİRLİ GÖRÜLDÜ"

YAVUZ: Maskenin sağlık çalışanları tarafından kullanılmasını öneriyoruz. Onun dışında halkın maske kullanmasıyla bu infeksiyonu engellediğine dair çok bulgu yok açıkçası. Son rakam 9 bin 923 vaka ve 213 ölüm var. Çin dışında orta hafif seyirli görüldü. Binleri aşan ölüm yok, tam yüzde 2'lik seyirdi.

"ÖLENLERDEN SADECE BİRİ GENÇ GERİ KALAN YAŞLI VE EK HASTALIĞI OLANLAR"

PROF.DR. TAŞKIN DUMAN (Nöroloji Uzmanı): Yanımızdaki insan sağlıklı görülebilir ama virüsü taşıyabilir. Enfeksiyonların en büyük riski taşınabilmeleri. Günümüzde taşınabilirlik açısından büyük boyutlara ulaşmıştır. İnsanların yaptığı uçak yolculukları 4 milyardan fazla. Bu çok insan enfeksiyon ajanı taşıyorsa, bu ajanı alıp, başka bir yere iletiyor. Günümüzde artık ortam o kadar müsait ki. Her yerde insanlar çok yakın yaşıyorlar. İnsanlar nefes olarak yakın artık. Asönserde, alışveriş merkezinde herkes dip dibe. O ortamda herhangi bir ajan varsa herkese yayılabiliyor. Bu konuda bir şey var, virüslerin bir kısmı yayılmak için bir aracıya ihtiyaç duyuyor. Örneğin arada bir hayvanın, vektörün, taşıyıcının olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü Başkanı'nı 'Biz bu acil durumu Çin için ilan etmiyoruz. Çin'de büyük korkumuz yok. Bu durumun dünyada sağlık açısından zayıf olan ülkeleri düşünerek ilan ediyoruz' dedi. Mesela bir deprem oluyor, ondan sonra 'binalarımızı sağlam yapmalıyız, önlemler almalıyız' diye aklımıza geliyor. Bu tür durumlarda da toplum sağlığı açısından, enfeksiyonlar, diğer sağlık riskleri açısından neler yapacağımızı düşünmemiz lazım. Çin'deki duruma bakarsak, ilk ölen 106 vakayı analiz etmişler. Bunlardan sadece bir tanesi genç, sağlıklı bir insan. Geri kalanı yaşlı ve ikinci, üçüncü problemi olan insanlar. Bir kısmı kalp, bir kısmı böbrek hastaları. Bunlar zaten riskli grupta olanlar.

"ERKEN TANIYLA BULAŞMA RİSKİNİ AZALTIRSINIZ"

YAVUZ: Hastalık ortaya çıktığında hemen hepsinde ateş görülüyor. Her giden hastaya viral tarama yapma şansımız yok. Çin'den gelen akut infeksiyon bulguları çıktığında orada yakalayıp izole etmek. Türkiye'de ortaya çıktıysa o kişiler hastaneye başvurduklarında izole edilmesi, hastane içinde tutulması öngörülüyor. Kişisel koruyucu malzemeler bu aşamada kullanılıyor. Hastaneye yatmış hastalardan sağlık çalışanlarına bu virüsün bulaşmasını engellemek amaçlıdır. Solunum yoluyla bulaşan infoksiyon varsa maske, gözlük, yüz koruyucu, üstünüze su geçirmeyen önlük giyerseniz bu virüslerin sağlık çalışanlarına bulaşmasını büyük ölçüde engellersiniz. Ayrıca kişinin temas ettiği kişileri belli sürede gözlem altında tutarak toplumdan izole etmiş oluyorsunuz. Bir diğer yöntem erken tanıdır. Bunu sağlarsanız bulaşma riskini azaltıyorsunuz. Türkiye'de şu anda tanı konabiliyor. Bütün dünyada alınan önerilen önlemler bunlar. Onun dışında Çin'de rutin herkes maske takıyor, hava kirliliğinden kaynaklanmış. Takın ya da takmayın diye öneri yapacak bir kanıt yok.

"ÖPÜŞME, SARILMA ALIŞKANLIĞIMIZA BİRAZ ARA VERMEMİZ LAZIM"

ÜRESİN: Sağlık Bakanlığı bunu izleyen merkez kurdu. Halk Sağlığı Kurumu'nda tanıyla ilgili tesisat var. Hazırlık yapılmış durumda. Şu anda Türkiye'ye bu gelmedi. Gelme ihtimali zayıf. Orada alınan önlemler böyle devam ederse birkaç ay içerisinde kontrol edilecek gibi görünüyor. Bilinen griple ilgili önlemlerin ötesinde bir şey yapmamıza gerek yok. Deprem bir vakadır, işte burası da deprem kuşağında olan bir ülke. Belli aralıklarla beklemek lazım. Olmasın diye çalışacak bir şey yok. Grip de bir vaka, bir sürü üreyecek, değişecek. Mutasyona yatkın bir virüs. Birilerinin özel virüs üretip halkın içine salmasına gerek yok, normal virüste bu var zaten. Bununla ilgili dikkatli olmak lazım. Toplu taşıma binildiği zaman elinizi yıkamanız. Mesela elinize hapşırmanız toplu taşımada çok yanlış. Çünkü o elinizle daha sonra tutmaçları tutuyorsunuz. Dirseğinize hapşırmanız gerekiyor. Öpüşme, sarılma alışkanlığımız var ona birazcık ara vermemiz lazım. Burada bir felaket yok, ciddiye alınması gereken durum var.

"BİR AN ÖNCE AŞILANSIN DİYE HAREKETLENMEYE GEREK YOK"

20 ayda tamamlanacağını birileri ilan etmiş. Çin görülmemiş bir şiddette önlem alıyor. Belki tarihte ilk defa böyle bir hastalığı bitirecekler belki aşıya gerek kalmayacak. Zatüree olursa, bakteri enfeksiyonu da biniyor o zaman antibiotik kullanımı devreye giriyor. Şu an için erken. Bir an önce herkes aşılansın demek bana göre bu kadar hareketlenmeye gerek yok. Virüsler ilkel organizmalar. Canlı olup olmadıkları tartışılıyor.

"ŞİMDİYE KADAR BEYİN İLTİHABI VAKASINA RASTLANMAMASI İYİ"

DUMAN: Akciğerde küçük bir enfeksiyona neden olan virüs miktarı beyinde çok daha büyüğüne yol açılıyor. Beyin çok daha duyarlı. İnsan beyni birçok şeye karşı korunmuştur. Beyin bir kemik yapının içerisinde saklıdır. Fakat beyin dokusuna baktığımızda çok naif, kırılgan bir doku. Enfeksiyon yapan ajanlara, virüslere karşı davranışı aynı, çok fazla etkileniyor, çok fazla dirençli ve sağlam bir doku değil. Fizyolojik olarak olağanüstü özellikleri var ama enfeksiyonlara karşı çok dirençli değil. Dışarıdan gelen etken kolay kolay beyine ulaşamaz. Kanımızda bulunan herhangi bir yabancı ajan ve zararlı madde kolay kolay beyine geçemez. Kan bariyerinden geçemez. Ancak bu bariyer iyi çalışmıyorsa. Başka hastalığı olanlar, yaşlılarda bu tür durumlar sözkonusu olabiliyor. O zaman bu ajanlar beyine kolaylıkla ulaşıyor. Doğrudan beyine ulaşırsa enfeksiyon meydana getiriyor. Beyine ulaşmadan önce beyine zarar verebiliyorlar. Ciddi solunum güçlüğü doğuruyor ve oksijen duyarlığı olan doku beyindir. Beyinimiz kısa bir süre oksijenliğe bile dayanamaz. Her enfeksiyonun beyini etkilemesi faklı. Şimdiye kadar Korona vakasında belirlenen vakaların hiçbirinde beyin iltihabı saptanmadı. Geçmiştekiler mesela Sars beyini büyük ölçüde etkilemiş, Mars da etkilemiş. Yeni virüste beyin iltihabı vakası belirtilmedi henüz.

"VİRÜSÜN AKCİĞERDE OLMASIYLA BEYİNE YAYILMASI AYNI ŞEY DEĞİL"

Solunum yollarında kalırsa boyutu farklı aynı virüs beyine yayıldığında boyut farklı olacaktır. Beyine yayılırsa ölümle de sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla ölümcül olabiliyor. Virüsün beyine yayılmasıyla akciğerde olması aynı şey değil.

ÜRESİN: Şimdi grip zamanı zaten. İnsanların ateşi çıkıyor. Herkes ürkmekte haklı. Her sene bu zamanlar dikkat ederseniz, yeni bir salgın, grip, korku çıkıyor. Domuz gribi çıktı, kuş gribi çıktı. Şimdi gelmemiş bir şeyi konuşuyoruz. Bu bile önlem almakta ne kadar ileri olduğumuzu gösteriyor. Kemoterapitikler diye bir şey var. Biz bunu kanser tedavisi olarak biliriz. Farmakolojinin ürkütücü alanlardan bir tanesidir. Kemoterapi dediğimizde doğrudan kimyasallarla tedavi ederiz. Hücre öldürdüğümüz tedavilerdir. En başarılı olduğumuz şey antibiyotik tedavilerdir. Bakteriler insan hücresinden farklıdırlar. Onlara zarar vermeden bakterileri antibiyotiklerle öldürebilirzi. Kanser kemoterapisinde en zor o. İnsan hücrelerini öldürdüğümüz için çok istenmeyen etkileri fazladır. Virüsün canlılığı tartışılır bir şey. Diğer hücreye girip genetik mesajını vererek çoğalıp yaşayan bir şey. Ona spesifik bir şey üretmek çok zor. Virüsün kendi yaptığı hasar var ama asıl şey onun yarattığı zeminde bakterilerin oturmasıyla ortaya çıkan komplikasyonlar. Zatüree için de beyin iltabı için de yapılabilecek şey var.

Hastalık olan kişilerde de çok çaresiz değiliz, bunu ifade etmek istiyorum. Ama her gripte olduğu gibi özellikle orta yaşta olanlar ve alt hastalığı olanların dikkat etmesi gerekiyor.

"DİĞER BULAŞICILARA GÖRE DAHA AZ"

YAVUZ: Bu virüsün yayılma hızı Sars'tan biraz fazla. Sars'ınki 2 gibiydi bu 2,5-3 olabilir mi diye bakılıyor. Daha bulaşıcı olan virüslere göre daha az. Bir kere destek tedavisi dediğimiz tedaviler uygulanıyor. Spesfik olarak çok etkili bir antiviral yok. Grip tedavisinde kullanılan bir ilaç var.

ÜRESİN: Sars'a göre öldürme hızı daha düşük.

DUMAN: Aslında karşılaşan sayısı daha fazla deniliyor. Bu çok doğal. Bu tür virüslerle karşılaşan herkes hasta olmaz. Karşılaşanlar belirtisiz olarak da kalabiliyor, ölümcül de seyredebiliyor. O kadar geniş bir yelpazedir bu. Her hastalıkta herkes doktora başvurmaz. Başvurmayanlar, hafif vakalar tabii ki olacaktır. Vaka sayısı söylenenden daha fazla her zaman olacaktır. Virüs açısından daha zayıf olanlardan bahsettik. Yaşlılar da daha fazla. Bir de isteğe bağlı, değiştirilebilir faktörler var. Bunların başında sigara geliyor. Sigara içenlerde hem hastalanma oranı, hastalığın ciddi seyretme ve ölüm oranı çok daha yüksek. Sigara burada değiştirilebilir bir faktör. Bu konuda değiştirilmesi riski de değiştiriyor.

"DEVLETİMİZİN MİLLİ AŞI ÜRETMESİ GEREKMEKTEDİR"

DR. RAMAZAN KURTOĞLU (İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi): Devletimiz, hekimlerimiz gereken tedbirleri alacaktır ama oluşturulmak istenen panik geçmişte Dünya Sağlık Örgütü'nün sicili bozuk olduğu için bugün biraz daha ağır gidiyor. Geçmişte kuş gribinde biraz çuvalladılar. Baktığımızda neler olup bitiyor, bir görünen tarafı var, bir de görünmeyen tarafı. Yeni bir dünya kuruluyor. 2012 yılında Amerika'nın 17 istihbaratın kurumu başkanlığında yaptırılan bir çalışma var. Bu çalışmanın raporunda şiddetli küresel boyutta salgın hastalıklar, küresel ısınmanın hızlanması, Çin'in çökmesi ya da demokratikleşmesi, biyolojik kimyasal silahların kullanıldığı saldırı, küresel para kur savaşları gibi. BM'nin çalışması var. Lima'da Dünya Sağlık Örgütü dahil IMF, Dünya Bankası, BM ve küresel elitleri temsil eden bir toplantı yapıldı küresel iklim değişikliğini durdurmak için. Yıllık olarak 9 trilyon dolar para harcanması gerektiği ortaya çıktı. Bu yapı içinde Davos'ta da hiçbir dünya lideri katılmadı, Trump da işadamı kimliği ile katıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tedbirleri alır ama devletin ve hükümetimizin en zayıf alanı genetik ve biyoteknoloji alanı. 40 yıldır AİDS, HIV, Sars, kuş gribi, domiz gribi, Ebola, Suriye çocuk felçi ve şu anda Koronavirüs dedikleri Çin'de çıkan bir virüs. Wuan'da 700 yıl önce burada veba salgını başladı. Bu anlamda oldukça sembolik bir yer. ABD'de çekilen filmin 16. dakikasında virüsü taşıyan Çinli kadın dikkati çekiyor. Küresel tasarım yapan güç simsarlarının politikalarını anlamak için Hollywood filmlerine iyi bakmak gerekir. Daha önceki virüslerin öldürücü oranı binde 2 iken bunda yüzde 3 olarak verdi uzman arkadaşlarım. Özetle baktığımızda bugün sanal para, sentetik insan, lego din temelinde yeni bir dünya kuruluyor. Esas adına bir komplo diyeceksek bu virüs falan değil. Önümüzdeki 30 yılda giderek sertliği artan virüslerle karşılaşacağız. Devletimizin milli aşı politikasını oluşturması gerektiğine, genetik biyoteknolojik saldırılara hazır olması gerektiğine inanıyorum.

"DSÖ'NÜN KATKILARIYLA 2 YIL İÇİNDE AŞISI BULUNMUŞTU"

YAVUZ: Böyle bir iddianın infeksiyon hastalıklarıyla ilgili bilimsel gerçekliği yok. Yeni viral patojenler yüzde 70'i zaten hayvanlardan gelir. Dünya kurulduğundan bu yana böyledir. Maymunlardan insanlara bulaşmıştır. Halen yılda milyonlarca insan ölmektedir. Son yıllarda oluyor, önceden olmuyordu, şimdi komplo diye bir şey yok. Bizim bilimsel alanımızda böyle bir şey yok. ABD'de 2001 yılında bir şarbon saldırısı oldu. Mektuplarla gönderildi, 30-40 kadar insan etkilendi. Başka kanıt yok. Dünya Sağlık Örgütü, dünyanın en güvenilir kurumlarından biridir. Yüzlerce, binlerce çok kıymetli bilim insanı çalışır. Ebola virüsü 70'lerden beri vardır. 2014'de çıkan 100 hastanın 44'ü öldü. Dünya Sağlık Örgütü'nün katkılarıyla 2 yıl içinde aşısı bulundu. Oradaki insanlar aşılandı ve faydası oldu.

"ABD'DE REÇETELİ İLAÇLARLA 130 BİN KİŞİ ÖLÜYOR"

İSMAİL TOKALAK (Araştırmacı-yazar): 2009 yılında Dünya Bankası'nın grip bölümü başkanı Japon. Diyor ki, 'bu domuz gribi 2 milyar kişiyi enfekte edecek' diyor. Hangi veriler üzerine konuşuyorsunuz? Arkada ilaç ve aşı firmaları aşılarını hazır ediyor. Aşı dünyada en kolay en ucuzdur. Onun için biz orijinal ilaç yapamıyoruz. Bu 2009 Nisan'ında başladı. Bir sürü panikler girdi devreye. Aralık 2009'da bunu Dünya Bankası basın bülteniyle domuz gribinin bittiğini ilan etti. Ölenlerin listesini verdi. 10 bin 985. Dünya Sağlık Örgütü'nün neyine inanayım? Grip aşılarının da etkili olduğu şüphelidir. Tam garantili değildir. Terörden senede kaç kişi öldü? Reçeteli ilaçlarda ABD'de 130 bin kişi ölüyor. Ağrı kesici ilaçlarda 60-70 bin kişi ölüyor. Bunlar daha büyük öldürücü. Burada büyük bir endüstri var. Endüstrinin adı 1. 3 trilyon dolar. Her ilacın bir yan tesiri vardır. Virüs ve bakteri dünyası ayrı bir dünyadır. Bakteriler şu anda strateji geliştiriyor, birbirleriyle haberleşiyor, devamlı mutasyon oluyorlar. Bu korona virüsünü bir dahaki sene başka bir versiyonu çıkacak. Bakteri ve virüslerde karşılıklı genon alışverişi var. Bunlar yaptıkları için çok esnekler, çabuk yön alıyorlar, çabuk adapte oluyorlar. Bunlar yaz sıcağında yok olacaklar. Hücreden dışarı çıkınca yaşayamıyorlar. Bunları biz yapıyoruz. O kadar çoğaldık ki, doğayı tahrip ediyoruz ki, şu anda canlılar içinde en tahripkâr canlı insandır. Doğayı tahrip ederken kendini de tahrip ediyor. Bu tip şeyler küresel güçlerin kontrolu altındadır.

KURTOĞLU: Dünyada beş büyük lobi vardır. En başta finanstı. Bugün dünyadaki en büyük lobi ABD'deki ilaç endüstrisidir. Türk akedemiasının tuhaf bir alışkanlığı var. Herşeyde bir bilimsel sonuç aramak. Elbette bilim çok önemlidir. Bir laf vardır 'rüşvetin belgesi mi olur'. Labaratuvarda geliştirilen virüsün belgesi mi olur?

DUMAN: Bilim insanının söylediğinin değeri yoktur, kanıtladığının değeri vardır. Bir şeyi ortaya koyup, ispatlamışsa onu dikkate alabiliriz.

YAVUZ: Bilimsel kanıtları olmayan yargılardır bunlar. Bizim kanıt diye gördüğümüz şey ciddi dergilerde yayınlanmış ve belli kriterleri karşılayan yayınlardır. Yoksa mutlaka kendi alanlarında çok şeyi biliyorlardır. İnfeksiyon hastalıkları nasıl ortaya çıkar tamamen bizim alanımızı ilgilendirir.

ÜRESİN: Dünyada en tehlikeli salgınlardan bir tanesi bilim şüpheciliği salgını. Bir takım aygıtları vardır. Kendinden muteber gurudur. Garip üsluplarla konuşur, acayip pozlar takınır. Yaptıkları araştırmalar bizim araştırmalara benzemez. O kitaptan, bu kitaptan oluşmuştur. Bayağı teknik tıp terimleri kullanabilirler. Birtakım tehlikelerden bahsederler, sürekli komplo teorileri. Biyoteknolojik olarak salgınların yayıldığını ifade ederler.