HT Masa haftanın magazin olaylarını değerlendirdi
HT MASA ekibi bu hafta Caner Erkin-Asena Atalay davasındaki gelişmeleri masaya yatırdı
Reşat Balcıoğlu: Nurgül Yeşilçay başarılı ve çekici bir kadın. Belki şu sıralar sinema ve dizi sektöründe işleri iyi gitmeyebilir ama sonuçta kendisi yalnızlıkların kadını değil. Mutluluklar diliyorum.
Bülent İpek: Yeşilçay, hem başarılı hem de açık sözlü. Başkaları gibi kaçıp saklanmak yerine ilişkisini açıkladı. Ne var yani başka ünlüler de örnek alsa Nurgül’ü. İş reklam olunca hayranlarına karşı çok açık sözlü oluveren ünlülere biraz daha samimiyet dileyelim.
"TARKAN DEĞİL SILA KONUŞULUR"
Açıkhava konserleri için geri sayıma geçildi. Temmuz ayında Sıla, Şevval Sam, Mabel Matiz, Sibel Can, Candan Erçetin, Ajda Pekkan ve Selda Bağcan gibi pek çok sanatçının sahne alacağı açıklandı. En çok kim konuşulur sizce?
E.Ö.: Bu sene yine en çok Tarkan’ın konserleri konuşulur. Sibel Can yeni şarkılarını seslendirirse o da konuşulur. Ajda Pekkan ilginç bir kostümle çıkarsa kendinden bahsettirir. Yıllar önce mayoyla sahneye çıkmıştı, onun gibi bir şey yaparsa...
O.B.: Ajda Pekkan’ın olduğu yerde Ajda Pekkan konuşulur. 2 senedir öyle büyük konser de vermediği için kendisini acayip özledik, ben şahsen meraktan ölüyorum. Alternatif isimlerin yükselişinin sembolü haline gelen Mabel Matiz’in ilk Harbiye konseri için de orada olacağım kesin!
İ.D.: Açıkçası beni şu anda bir tek 11 Temmuz’daki Shakira konseri heyecanlandırıyor çünkü bu, yabancı sanatçıların Türkiye’yi yeniden turnelerine almalarının başlangıcı olabilir. Biliyorsunuz, 4-5 yıldır dünya starları ‘riskli’ bulunduğu için Türkiye’yi turnelerine almıyorlardı. Normalleşmenin ilk adımı Shakira olacak inşallah.
K.K.: Hepsi değerli isimler! Her biri birilerini heyecanlandırıyordur. Ben oyumu Sıla’dan yana kullanacağım...
R.B.: Harbiye Açıkhava konserleri müzikseverler için adeta bir nefes alma ve stres alma alanı. İçinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik ortamdan uzaklaşmak için moral depoladığımız yegâne organizasyon. Bu organizasyon toplumun bir nebze olsa eğlenmek için ihtiyaç duyduğu bir etkinlik. İyi ki bu konserler var.
B.İ.: Açıkhava sadece konser alanı değil, yaşadığımızı hissettiğimiz, umutlarımızı yeşerttiğimiz bir festival alanı. Ben bu sene Tarkan’ın Açıkhava konserlerinin ivme kaybedeceğini tahmin ediyorum. Zaten kendisinin Açıkhava planı hâlâ açıklanmadı. Sıla’nın yine rüzgâr estireceğini düşünüyorum. İpek Durkal da yazdı dün, uzun zamandır İstanbul’a dünya starları gelmiyordu. Shakira’yla şeytanın bacağı bu yaz kırılıyor. Bu müzik ortamı tüm konserleri tetikler. Ancak konserleri sallayacak hit şarkılar hâlâ çok az.
"KONUŞULMAK İSTİYOR"
Eliz Sakuçoğlu, sosyal medya hesabından karın kaslı fotoğrafını paylaşarak kadınlarda dış güzelliğe önem veren erkeklere seslendi. Sakuçoğlu, “Bize vitrinimize değil iklimimize gelen adamlar lazım! Dış güzellik geçici” dedi.
E.Ö.: Çok doğru söylemiş. Erkekler maalesef kadınları vitrin gibi görüyor. Bir kadın isterse o vitrini kısa sürede yok edebilir. O yüzden kadınların iç güzelliklerine bakarak hareket etmeleri gerekiyor ama bazı kadınlar var ki maalesef bunu görebilecek erkekleri bile bu düşünceden uzaklaştırıyorlar.
O.B.: İnsanın ilk önce kendisine saygısı olması gerekiyor, başkaları için spor salonundan çıkmayan tipleri manasız buluyorum. Zaten onlarla 1-2 kelime ettikten sonra şişirilmiş kas yığınından başka bir şey olmadıklarını anlıyorsunuz. Spor yaparak birilerine kendinizi beğendirebilirsiniz ama ağzınızı açıp muhabbete başladığınızda her şeyin ortaya döküleceğini de hesaba katmak gerekiyor.
İ.D.: Adamın iklimi anlamadan önce vitrine baktığını inkâr etmeyeceğiz herhalde değil mi?
K.K.: “Vitrinimize değil iklimimize gelen adamlar” ne ya! Bırakalım böyle boş muhabbetleri. Eliz Hanım’a ‘iklimine’ gelen adamlarla mutluluklar.
R.B.: Sakuçoğlu, konuşulmak, gündemde olmak ve tartışılmak istiyor. O yüzden fazla konuşmaya gerek yok bence.
B.İ.: Gereksiz bir açıklama bana göre. O zaman biraz iklimini tanısak Eliz Sakuçoğlu’nun. Kendisi hep vitrinini ön plana çıkarıyor.
"KİBARİYE, GİZEM YARATMAYA ÇALIŞIYOR"
Eşi Ali Küçükbalçık’ın Lübnanlı bir sevgilisi olduğu iddiasından sonra evliliğini sorgulayan Kibariye, kızını alıp İzmir’de yaşayan annesinin yanına gitti. Ünlü şarkıcının 19 senelik eşinden boşanma hazırlığında olduğu iddia ediliyor...
E.Ö.: Kibariye’nin artık kendini düşünmesi ve her şeyden önce kendini sevmesi gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar hiç kendini sevmedi. Hayatına giren tüm erkekler onu üzdü. Ali Bey’in vukaatları ilk değil sanırım. Kibariye’nin şimdiye kadar yaşadıklarını düşünerek karar vermesi gerekiyor. Duygusal düşünmemeli.
O.B.: Arada çocuk olunca yaşananları unutabiliyor insan. 19 sene de kolay değil, hemen üzeri örtülebilecek bir ilişki de değil. Tabii sırf dönmüş olmak için değil de kurtarabilmek için barış ortamı sağlamak gerekiyor.
İ.D.: Kibariye’nin bırakın evliliğini, hiçbir şeyi sorguladığını sanmıyorum. Ayrılık filan da yok zaten.
K.K.: Bu kadar iddianın, eve gelen haciz memurlarının olduğu ortamda bir evliliğin geleceğiyle ilgili yargılarda bulunmak zor! Kibariye gibi içi dışı bir sanatçının böyle zor günler geçiriyor olmasına üzülüyorum. Kendisi ve çocuğu için en hayırlısı olur umarım. O en doğru kararı verecektir...
R.B.: Bu, Ali Küçükbalçık’ın ilk vukuatı değil. Daha önce de boşanma aşamasına gelmişlerdi ve çeşitli iddalar ortaya atılmıştı. Olayların sonucunda da Kibariye eşini affetmişti. Ben Kibariye’nin psikolojik sorunlar yaşadığını ve eşini sığınacak bir liman gibi gördüğünü düşünüyorum. Ancak bu evlilik, yaşananları örtbas ederek uzun süre yürümez. Çifte bir evlilik terapistine danışmalarını tavsiye ediyorum.
B.İ.: Kibariye’yi dobra bilirdik ama son yıllarda gizem yaratmaya çalışıyor. Sahneden “Hamileyim” açıklaması yapıp “Şaka yaptım” dedikten sonra o cepheden gelen her haber şüpheli benim için. Kibariye güçlü sesine güvenip her sorunun görmezden gelineceğini sanıyorsa fena halde yanılıyor. Ses bir yere kadar. Haksızlıklar karşısında sesini çıkarmazsa kendisinin eşsiz sesine de hayranları saygı duymaz. Hakiki açıklamalara ve şeffaflığa ihtiyacı olduğunu biri ona söylemeli ama kim söyleyecek? Sanırım etrafında böyle biri de yok. Yazık.