Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Samsun’un Ladik İlçesi’nde 1943’te 7.2 büyüklüğündeki depremde ölen 13 yaşındaki Cevdet Ardıç ile Hüseyin Şahin, 75 yıl önce ilçedeki Akpınar Fen Lisesi’nin bahçesinde toprağa verildi. Her yıl Ardıç ve Şahin, Ladik depreminin yıldönümünde okulda düzenlenen törenle anılıyor.

AYNI GÜN DOĞDULAR

Tokat Erbaa’da aynı gün doğan, birlikte büyüyen, öğrenim görmek için gittikleri o dönemin Ladik Köy Enstitüsü şimdinin Ladik Akpınar Fen Lisesi’nde can verip okul bahçesine gömülen 2 çocuğun 13 yıla sığan trajik öyküsünü Gazete Habertürk'ten İrem Koca yakınlarından dinledi. Hüseyin ve Cevdet’in bugün 90’lı yaşlarda olan 2 kardeşi, onların enkaz altında kalarak değil deprem sonrası yaşanan kargaşada ezilerek öldüklerini anlattı.

UFAK TEFEKLERDİ

1930 yılının aralık ayı. Tokat’ın Bidevi (Esençay) Köyü’nde aynı gece 2 erkek çocuğu doğdu. İkisinin de baba adı Mustafa, anne adı Emine’ydi. Aileleri onlara Hüseyin ve Cevdet ismini koydu. Doğdukları andan itibaren kaderleri de bağlandı. Hüseyin Şahin 10 çocuklu bir ailenin ortanca oğluydu. Cevdet Ardıç ise 6 kardeşin en büyüğüydü. 2 arkadaş, okul için 1942’de Tokat Erbaa’dan Ladik’te bulunan köy enstitüsüne gönderildiler. Halk ozanı Âşık Veysel’in de müzik öğretmenliği yaptığı köy enstitüsünde okuyup öğretmen olacaklardı. Aynı ranzayı paylaştılar, her teneffüste beraber top koşturdular. Yaşıtları arasında en ufak tefek olanlardı. 26 Kasım 1943 akşamı büyük Tosya- Ladik depremi yaşandı. 20 saniye süren 7.2 büyüklüğündeki depremde 2 bin 824 kişi öldü, 5 bin kişi yaralandı. 40 bin bina yıkıldı. Sadece bir tuğlanın düştüğü Akpınar Köy Enstitüsü’nde ise 13 yaşındaki Hüseyin ve Cevdet ezilerek hayatlarını kaybetti.

PARASIZLIKTAN CENAZELERİ ALAMADILAR

75 yıl önce yaşadıkları trajediyi unutmayan Cevdet Ardıç’ın küçük kardeşi Emine Ardıç, o günleri şöyle anlattı: “3-4 yaşındaydım depremde. Birkaç çocuk mektebe gidince ağabeyim de heveslendi. Sen akıllı çocuksun dediler. Hüseyin’le Cevdet birlikte gittiler. Depremin olduğu gece bütün çocuklar kaçarken ikisi düşmüş. Ufak tefek oldukları için üstlerinden atlayıp geçerken çiğnemişler. Sabah olunca bakmışlar ki ikisi yok. Hüseyin zaten ölmüş ama ağabeyimi bulmuşlar. Su istemiş. Bir yudum su vermişler. Onu içtikten sonra hakkın rahmetine kavuşmuş. O zamanki imkânsızlıklar yüzünden ikisinin naaşını da gidip alamamışlar. Okul ağabeyimize sahip çıkmış.”

Okul bahçesinde mezarları olan 2 arkadaş için her yıl anma töreni düzenleniyor.

‘BEN YIKADIM BEN GÖMDÜM’

Hüseyin Şahin’in 94 yaşındaki ağabeyi Kamil Şahin de aynı okulda okuyup da sağ kurtulanlar arasında: “Deprem gecesi üçümüz beraberdik. Kardeşimi ranzadan ben çıkardım. Beraber dışarı çıktık, o hengamede üstümüze basıp geçtiler. Ben kurtuldum ama onlar kurtulamadı. Kardeşimi okulun aşçısıyla ben yıkadım, toprağa ben verdim. Naaşı alamadık. İkisi çok yakınlardı, aynı yerde yatarlardı. Okulun bahçesine biz gömdük.”

‘UNUTMUYORUZ’

Akpınar Fen Lisesi Okul Müdürü Muharrem Köse ise iki öğrencinin her yıl depremin yıldönümünde anıldığını söyledi. Köse, “Cenazelerini kimse almayınca okulun bahçesine defnedilmiş. Öğrencilerimizi unutmuyoruz. Depremin yıldönemlerinde anıyoruz. Bütün öğrencilerimizin onları anmalarını sağlıyoruz” dedi.

AŞIK VEYSEL ÖĞRETMENLİK YAPMIŞ

Bugün Akpınar Fen Lisesi olarak bilinen kurum, 1940 yılında köy enstitüsü olarak kuruldu. 1953’te ilkokul ve öğretmen okuluna dönüştürüldü. Türkiye’nin en büyük halk ozanlarından Âşık Veysel, Ladik Akpınar Lisesi’nin köy enstitüsü olduğu dönemde, 1942-1948 yıllarında müzik öğretmenliği yapmıştı. Ünlü ozanın fotoğrafları “Akpınar Öğretmen Lisesi Memurları” panosunda da birinci sırada yer alıyor. Meslek lisesi, öğretmen lisesi ve düz lise olarak çeşitli isimlerle hizmet veren okul, şimdi ise fen lisesi olarak öğrenci yetiştiriyor.