HABERTURK.COM
EKONOMİ SERVİSİ

Türkiye'nin AB üyelik süreci nedeniyle ekonomisini modernize ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye'nin ABD tarım ihracatı açısından 10'uncu büyük pazarı olduğunun da altı çizildi. AB süreci nedeniyle ABD'li firmaların AB'li rakipleriyle rekabet etmek için hazır olması gerektiğinin belirtildiği raporda, ulusal nedenlerden dolayı Türkiye'nin ABD ürünlerine tarife dışı bazı bariyerler uyguladığına da dikkat çekildi. Raporda bu bariyerlerden özellikle ABD soyasına yönelik uygulanan engel ön plana çıkarıldı.
Bu nedenle Türkiye'deki reform çalışmalarının sürmesi, teknik bariyerlerin azaltılması ve fikri mülkiyet haklarının geliştirilmesi konusunda cesaretlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Bu konuda ABD'li dış ticaret bürokrat ve kurumlarının aktif şekilde çalıştığı da hatırlatıldı.

460 BİN DOLAR TÜRK POLİSİ VE GÜMRÜKÇÜSÜNÜ EĞİTMEK İÇİN HARCANIYOR
Türkiye'nin İran ve Suriye ile vizesiz ilişkilerinin ve coğrafi konumunun ülkeyi narkotik, insan ticareti, organize suç, kara para aklama, terörizm ve nükleer yayılmayla mücadele konusunda ön bölge haline getirdiği de raporda yer aldı.
Bu açıdan ABD'li kuruluşların gerek informasyon paylaşımı gerekse teknik destek açısından Türk yetkililere destek verdiğine dikkat çekilirken, ABD Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi'nin Türk polisini ve gümrük görevlilerini eğitme programında kullanılmak üzere 460 bin dolarlık bir fonu yönettiği, bu fonun Uluslararası Narkotik Ortaklığı ve Emniyet Güçleri fonlarının bir bölümünü oluşturduğu da belirtildi.

"DOĞU ANADOLU VE TÜRKİYE-ERMENİSTAN BARIŞ SÜRECİNE 7.5 MİLYON DOLAR AKITACAK"
ABD ekonomi bürosunun Ekonomik Destek Fonu ismiyle 7.5 milyon dolarlık bir fonu, 2010-2011 yıllarında "fakir kalmış olan" Türkiye'nin doğusunu kalkındırmak ve Türkiye-Ermenistan arasındaki barış sürecini organize etmek amaçlı toplumsal projeler için kullandığı da raporda dikkat çeken bir diğer noktaydı.

"DÜNYA BANKASI'NIN KOBİ KREDİLERİ PROJESİNE BAĞIŞTA BULUNACAK"
Washington'daki ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın diğer Ekonomik Destek Fonu yardımlarını yönettiği raporda yer aldı. Bu fonun Dünya Bankası'nın Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki KOBİ'lere sağladığı kredileri genişletmek için bağışta bulunmayı planladığı da rapordaki çarpıcı ayrıntılardan bir diğeri oldu. Raporda ABD'nin bu yardımı neden doğrudan yapamadığını ise şöyle açıklıyor: Çünkü misyon görevlileri firmalara doğrudan borç veremiyor.

875 KİŞİLİK DİPLOMASİ TAKIMI TÜRKİYE DİPLOMASİSİNİ 45.8 MİLYON DOLARLA YÖNETİYOR
Raporun ilerleyen bölümlerinde ise 2010 yılı için verilen bir tablo gözden kaçmadı. Buna göre 2010 yılında ABD'nin Türkiye'yle ekonomik ve uluslararası ilişkiler diplomasisini aralarında Diplomatik Güvenlik, Devlet Diplomasisi, Deniz Güvenliği, Temsil, Dış Ticaret Hizmetleri, Dış Tarım Hizmetleri, Uyuşturucuyla Mücadele Yönetimi, FBI'n personellerinin de bulunduğu 875 kişilik bir ekip, 45.8 milyon dolarlık bütçeyle gerçekleştiriyor. Bu ekibin 26'sı Türkiye'de diplomasi sürecini yönetiyor. 615 personel ise Türkiye'de Amerikalı olmayan personelden oluşuyor. Ankara ve İstanbul bölgelerinden sorumlu 2'şer FBI yetkilisi ABD'den hizmet veriyor.