Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ercan Kesal...
Henüz ilkokul sıralarında Kemal Tahir'den Victor Hugo'ya kadar eline geçen ne varsa okudu.
Sonra hayallerini, gözlemlerini, deneyimlerini yazmaya başladı.
İlk öyküsü 31 yaşındayken yayımlandı.

Aslında Ercan Kesal'ın asıl mesleği doktorluk.
Babasının isteği üzerine doktor olmak için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gören Ercan Kesal, mezun olduktan sonra doktorluk mesleğini Ankara'nın köy ve kasabalarındaki sağlık ocaklarında ve Keskin Devlet Hastanesi'nde icra etti.
Her ne kadar sonraki yıllarda sinemaya yönelmiş olsa da doktorluk mesleğini icra etmiş olmaktan mutlu.

Eşi Nazan Kesal'ın kendisini Nuri Bilge Ceylan ile tanıştırmasından sonra senarist ve oyuncu olarak sinemaya başlayan Ercan Kesal, edindiği deneyimi  beyazperdeye yönetmen olarak da yansıtmaya başladı.
Ercan Kesal, 2004'teki yerel seçimlerde Beyoğlu Belediyesi başkan adayı olduğu sıralarda yaşadıklarını, gözlemlediklerini senaryolaştırarak yönetmeni ve başrol oyuncusu da olduğu 'Nasipse Adayız' adıyla filme aktardı.
Ercan Kesal, daha önce senaristlik ve oyunculuk üzerine kazandığı ödüllerle kariyerini taçlandırmıştı. Kesal, gösterime 30 Ekim'de giren 'Nasipse Adayız' ile yönetmenlik ödülüne de layık görüldü.
Bir de sinema deneyimi ve bilgisine ne ölçüde yüksek değer verildiğinin gözler önüne serildiği Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde jüri başkanlığı yaptı.
Ercan Kesal, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

Kariyerinizin 18'nci yılında yönetmenliğe de başladınız. Hekimlikten oyunculuğa geçerken 18 yılda 14 filmde rol alıp, belgesel ve uzun metraj film yönetmenliği yapacağınız, 12 ödül kazanacağınız ve Antalya Film Festivali'nin jüri başkanı olacağınız bir kariyer öngörmüş müydünüz?
Yaşadığımız çağda hiçbir şeyi kolayca öngöremeyeceğimiz gerçeğini son pandemi süreciyle net bir biçimde yaşadık. Yazgımızın sahibi değil, öznesiyiz. Bu yüzden 'Biliyordum' diyemem ama 'Hayal ettim' diyebilirim. Olmasını arzuladım. Hayat, sete çıkmadan önce film için hayal ettiklerimize çok benziyor; senaryonuzun yarısını bile sette gerçekleştirebildiyseniz bu yüzde yüzlük bir başarıdır.

Böylesi bir kariyere sahip olmak size neler hissettiriyor, kendinize ve mesleğinize karşı nasıl sorumluluklar yüklüyor?
Bunun çok farkında değilim. Daha doğrusu bu tür tanımlarla pek işim yok. Hayat bir öğrenmeler manzumesi. Hiçbir şey kısa sürede olmuyor, birikmiyor. Bu yaşa kadar yapıp ettiğiniz her şey, başınızdan geçenler, okuduklarınız, duyduklarınız, şahit olduklarınız... Hepsi bir araya gelerek sizi oluşturuyor. Bugünden yarına gerçekleşmiş bir şeyden söz edemeyiz. İnsanın yetenekleri imtiyaz değil, sorumluluktur. Sahip olduğunuz her şey yeni yükümlülükler getirir. Bilmek şüpheyi ve kuşkuyu çoğaltır. Elbette sorumluluklarınızı da... Bu iyi bir şeydir. Kendinize ve dünyaya karşı farkındalığınızı artırır.

Sizi yönetmenliğe yönlendiren ana etmen ne oldu?
Elbette sinema tutkusu. Sinemanın insanın ezeli ve ebedi meselesi olan zaman meselesine dair çözüm üretebilme yeteneği vardır. Sinema, zamanı mühürleyen bir sanattır. Ona geri dönebilme olanağı verir.

Yönetmenlik de yapmanın mesleğiniz adına açtığı pencereden gördüklerinizi paylaşabilir misiniz?
Edebiyat tüm yapıp ettiğim işleri çoğaltan, güçlendiren bir etmen oldu. Hekimlik edebiyatçı yanımı çok besledi. Tüm bunlar hiç oyunculuk eğitimim olmamasına rağmen sezilerimle yol almamı sağladı. Sonuçta hepsi bir araya gelerek kamera arkasındaki kişiyi ortaya çıkardı.

Yönetmenlik de yapmanın oyunculuk anlayışınıza ne gibi katkıları oldu?
Oyuncu yönetimi konusunda. Daha objektif olma fırsatı verdiğini söyleyebilirim.