Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Fildişi filin ağzında bulunan ön tarafta uzantı halinde olan mat beyaz iki adet diştir. Filler bu dişlerini savunma aracı olarak kullanırlar. Mat beyaz olmasına rağmen yeni ölen bir filden alınması halinde yeşilimsi parlak bir renkte olur ve oldukça değerli bir taş olarak adlandırılır. Oymacılık ve yontmacılıkta tarihler boyunca kullanılmıştır.

Eski çağlarda fildişinden birçok sanat eseri oluşturulmuştur. Mısır sanatlarında fildişi ile tuvalet eşyası süslemesi, mobilya ve birçok süsleme sanatında kullanılan fildişi ile birçok eser ortaya çıkmıştır. Suriye de İ.Ö ikinci bin yıllarında üstün özelliklere sahip olan fildişi eserler ortaya çıkmıştır. Asur sanatına ait süs plakları ve çekmecelerden oluşan ‘’Nimrud Fildişileri’’ oldukça ünlü olan eserler arasında yer alır. Eskiçağlarda birçok sanat eseri fildişi ile üretilmiştir. Hatta Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde birçok heykel ve heykelcikler bulunmaktadır. Atina da Roma sanatında da birçok heykel ve eser fildişi ile oluşturulmuş bazıları kaybolmuştur. Athena Parthenos heykeli bu kayıp heykellere bir örnektir.

Fildişinin dayanıklı olması ve oyma açısından kolaylık sağlaması asırlardır fildişinin birçok eser ve oymacılık gibi sanat dallarında kullanılmasını sağlamıştır. Afrika da fildişi elde etmek için avlanan birçok fil; bu nedenle nesli tükenecek boyuta gelmiştir.

Günümüze kadar dahi Çin, Japonya ve Hindistan hala fildişi oymacılığı yaparak birçok heykel üretmektedir. Satranç taşları dahi fildişinden yapılarak bir pazar oluşturmuş bir durumdadır. Çin de özellikle minyatür sanatında çok fazla yer alan fildişi ile pagodalar, iç içe geçmiş olan bilmece toplar bulunmaktadır. Japonya’da kemerlere takılan tokalar, kese ve cüzdanlar fildişine birer örnektir. Çinliler fildişinden süs eşyaları olarak yelpazelerde ve kuş oymaları da yapmaktadırlar. Bu yapımlar artık günümüze gelene kadar birçok değişim göstererek daha sade kullanılan eşyalarda yer almaya başladı.

Eski çağlarda mamutların dişleri de fildişi gibi büyük olmasından dolayı o zamanlarda dahi oyma işler yapılırmış. Fransa ‘da mamut dişine oyulmuş bir rengeyiği resmi o çağların nasıl olduğu yolunda fikirler vermektedir. 3 bin yıllık öncesinde mamutların soyunun tükenmesi ile fildişi ile oymacılık ve süs eşyaları Afrika’da ve Hindistan’da kullanılmaya başlanmış. Hz. Süleyman’ın tahtının da fildişinden kaplı olduğu Tevrat ve Zebur da söz edilmektedir. Romalılar da takma diş olarak da kullanıldığı tarihte söz edilen ifadeler arasında yer almaktadır.

Yunanlıların da fildişi ile birçok resim ve oymacılık alanında kullandığı ancak günümüze kadar kalmayan eserler ortaya çıktığı söylenmektedir. Ancak Hıristiyanlıkla beraber bazı kiliselerde ve sanat içerikli galeriler ile müzelerde fildişi oymacılığı ile ilgili birçok eser bulunmaktadır. Daha çok kiliselerde oymacılık olarak kullanılmaya başlayan fildişi eserler; İncil’den alınan isimlerden resimler ve heykeller oyulması şeklindedir. Birçok kitap kapağında fildişi oyma resimlere yer verilirken özellikle kitap süslemelerinde oymacılar sıklıkla kullanmayı seçmişlerdir.

Ortaçağda fildişi oyma eşyaların moda olmasıyla artık zengin ailelerin evinde süs eşyası olarak kullanılmaya başlandı. Paris ise fildişi sanayinin merkezi haline geldi. Dinsel içerikli olanlar yaygın olarak kullanılırken; tarak, ayna, mücevher kutuları gibi eşyalarda kullanılır hale geldi.

16.yüzyıldan itibaren Avrupa’da bulunan oymacılar taş ve mermerden yapılan heykellerin fildişinden minyatür taklitlerini yapmaya başladılar.

Günümüzde bazı oymacılar ve heykeltıraşlar fildişi kullanıyor olsa da artık işlevsel bir özellik taşımaya başladı. Bilardo topları, şemsiye sapları, tarak ve bıçak saplarında kullanılır bir hal aldı. Artık fillerin neslinde azalma olması nedeniyle koruma altına alınması yeni fildişine benzeyen maddelere ihtiyaç oldu. Bazı palmiyelerin dokusundan elde edilen maddeler kullanılmaya başlandı.

Selüloit ve plastiklerden bazı piyano tuşları, düğme ve bilardo topları fildişi yerine kullanılarak yapılmaya başlandı. Bu sayede fillerin yaşamını hiçe sayan bu uygulama da ortadan kalkmış oldu. Ancak Eskimoların hala bu geleneği sürdürdüğü ve fildişinden heykeller yapmaya devam ettikleri kaynaklarca açıklanan gerçekler arasında yer almaktadır.