Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Koronavirüs salgınından önce de çok önemliydi ancak bugün artık hayati önemi tartışılmaz. Gıda arz ve güvenliği konusu, ülkelerin milli güvenlik savunma stratejilerinde en üst sıraya doğru tırmanıyor. Bu meselenin birçok ayağı var ve sayfalar dolusu yazıyla anlatamayız bunu...

Kırmızı Kitap olarak bilinen Türkiye'nin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de gıda arz ve güvenliği önemli bir başlık olarak yerini koruyor. Çok boyutlu bu meseleyle ilgili Cumhurbaşkanlığı'nda da bir çalışma yürütülüyor ve dün AK Parti grubu tarafından Meclis'e bir kanun teklifi sunuldu. Taklit-Tağşiş Yasa Teklifi, piyasaya insan sağlığını etkileyecek ürün süren; üreten, ithal eden ve satışını yapanlara yönelik çok ciddi yaptırımlar, para cezaları, işletme faaliyetini durdurma ve hapis cezaları getiriyor.

"KARATAY SENDROMU"

Teklifin bir boyutu ise televizyon ve yayın kuruluşlarında; toplum sağlığı, insan sağlığı ve tüketilmesi gereken ürünlerle ilgili açıklama yapan doktor veya diğer beslenme-bitki uzmanlarıyla ilgili. Çoğu zaman bir uzmanın verdiği bilgi, diğeriyle örtüşmüyor; birinin "yemelisiniz" ya da "yapmalısınız" dedikleri şeye diğeri, "asla tüketmeyin" ya da "yapmayın" diyor. Bu durumun insanlar ve toplum üzerindeki psikolojik etkisinin yanı sıra; piyasayı manipüle etme, ürünü ya da tüketiciyi etkileme boyutları da var. Ticari anlamda da etkiye açık bir alandan söz ediyoruz. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama hasta potansiyelini artırmak isteyen doktor, ürününün ya da kitabının daha çok satışını hedefleyen uzman ya da ticari olarak tüketiciyi bir noktaya yönlendirmek isteyen dev karteller de bilginin hem savunma hem de saldırı olarak kullanıldığı bir dünyada bu alanı ıskalamıyor. Bilgi Harbi'nin en acımasızının yaşandığı bu dünyada, kamuoyunu ve insanların davranışlarını etkileme gücünüz varsa, daha çok ticari kazanç elde edebiliyorsunuz. Bu işin felsefi boyutu. Bir de tabii verilecek yüksek cezalar nedeniyle kamuoyunun bilgilenmesi boyutu da var. Bu yasanın sansürcü bir anlayışla uygulanmaması da gerekir. Toplumun sağlıklı bilgiye ulaşma kanallarının da açık olması gerekir. Tabii ki denetimsiz bir saha olmasını da kimse istemez.

GIDA BİLİM KURULU

TBMM'ye sunulan kanun teklifine göre, Gıda Bilim Kurulu oluşturulması amaçlanıyor. Bu kanun teklifi ile neyin murat dildiğini araştırdığımda şu sonuçlara ulaştım:

- Bir uzman çıkıp, "Domates yemeyin kanser yapar" diyor; bir diğeri ise "Kesinlikle çok faydalıdır, tüketilmesi gerekir" diyor. Kalp damar hastalığı uzmanlığının konusu olan yağ tüketiminde bile geleneksel bilgilerimizin çöp olmasının şaşkınlığını ve çaresizliğini yaşadığımız oluyor. Tereyağı tüketmek faydalı mıdır, zararlı mıdır? Bunu nasıl bileceğiz? Anadolu'ya bir seyahatimde, çayın içine tereyağı atıp içen ömrü uzun bir vatandaşımızla karşılaşıp hayretler içinde kalmıştım.

- Belli ki burada; kontrolsüz, çelişkili ve kimi zaman manipülatif bir alan var. Ekranlara çıkan uzmanlar, sağlık açısından insanlara çeşitli tavsiyelerde bulunuyor. Bu tavsiyeler insan sağlığına doğrudan etki edebildiği gibi tüketim alışkanlıklarını, talebi ya da birbiriyle bağlantılı olan birçok sektörü etkileyip, yönlendiriyor. Kimi zaman insanlarda endişe ve kaygı uyandırıyor.

- Medyada verilen bilgi ne kadar bilimsel, ne kadar fenni, ne kadar teknik. Konuyla ilgili bilgi veren kişi alanında ihtisas sahibi mi? Ortaya attığı veri, hangi bilimsel çalışmaya dayanıyor. İspat edilmiş mi? İşte bunun araştırmasını yapacak yer Gıda Bilim Kurulu olacak.

- Teklif yasalaştıktan sonra yönetmelikle esasları belirlenecek olan Gıda Bilim Kurulu'nun nasıl çalışacağına gelince; kamuoyunu endişelendirecek, yanıltacak ya da manipüle eden bilgi veren kişi, bu kurula davet edilecek. Kendisine, "Bu, bilimsel akademik kurula, şu yayında ortaya koyduğunuz tezleri ispatlayınız..." denilecek. O uzman, doktor ya da kişi tezini kurula ispatlarsa herhangi bir cezai müeyyide ile karşılaşmayacak. İspatlayamaz ya da tezlerini bilimsel akademik bir raporla kurula anlatamazsa kanunda öngörülen cezai müeyyidelerle karşı karşıya kalacak.

- Kanun teklifinde; halkı endişelendirici, kaygılandırıcı, paniğe sevk edici yayın yapan; hem ekonomik yönden hem de psikolojik yönden toplumu manipüle etme amacı taşıyan kişilere; sadece yayın yaptığı medya organına değil; kişilere de ceza verilmesi öngörülüyor.

- Kanun teklifi, RTÜK yasasında da değişiklik öngörüyor. RTÜK'le ortak çalışma yapacak olan Gıda Bilim Kurulu'nun görüşü doğrultusunda; yayıncı kuruluşla birlikte, yayına katılan doktor ya da uzmana da ceza verilebilecek.

- Kanun teklifi; bilgi kirliliğini, manipülasyonu; sektörü siyasal anlamda manipüle edip fiyat-arz-tüketim anlamında dalgalanmayı önlemeyi de amaçlıyor. Özetle, kendi şahsi çıkarı ya da ticari olarak bir şirketin çıkarlarını korumak, rant elde etmek için bilgiyi kullanan ve manipüle edenleri zor günler bekliyor.

- Bu yasa sansür amaçlı kullanılabilir mi? Tabii ki bu risk var ancak basın-yayın ilkeleri anlamında zaten uyulması gereken ilkeler var. Yayına çıkarılan bir uzmanın yayın ilkelerine uygunluğuyla birlikte, hangi konuda uzman, ehliyet ve liyakat sahibi olduğuna; yayımlanmış makalelerine ve toplumdaki saygınlığına, repütasyonuna genelde bakılıyor. Bundan sonra yayıncı kuruluşların daha sıkı bir eleme yapacakları anlaşılıyor.

- Gıda Bilim Kurulu kimlerden oluşacak? Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak kurulda; veteriner, gıda mühendisi, ziraat mühendisi, hekim, iletişim ve medya temsilcileri olacak. Kurulda görev yapacakların sayısı, kimlerden oluşacağı, niteliği ve ne kadar sıklıkta toplanacağı gibi detaylar yönetmelikle belirlenecek. Kurul kararlarına itiraz ve yargı yolunun açık olup olmayacağı da yine RTÜK Kanunu'na atıfla düzenlenecek.

SON TAHLİL

Görüştüğüm yetkililer; yasa teklifinin, bilgi kirliliğinin önüne geçmeyi, manipülasyonu önlemeyi, "gıda terörünü" engellemeyi amaçladığını söylüyor. Şu örnek veriliyor: "Tavuk etini çamaşır suyuyla yıkayan ve kendisini uzman olarak tanıtan kişinin bunu ispatlaması gerekir. Toplumu kaygıya sevk eden, endişe uyandıran manipüle edici bu söylemlerin bir karşılığı olacak. Lehte ya da aleyhte milyonlarca insanı etkileyen konular oluyor. Örneğin, buğdayla ilgili bir konu; çiftçiyi-tüketiciyi-pastaneciyi-fırıncıyı-un sektörünü-makarna sektörünü-talebi-taban fiyatını etkileyebiliyor. Zincirleme reaksiyon olabiliyor. Buna izin verilmeyecek."

YASA NE GETİRİYOR?

Kişilerin hayatını tehlikeye sokacak gıdalar;

• Toplatılarak, imha edilecek. Masraflarını sorumlu ödeyecek.
• 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1.000 günden 5.000 güne kadar adli para cezası verilecek.
• 3 yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecek.

Taklit veya Tağşiş;

• Üreten, ithal eden ve piyasaya arz edene 50.000 TL’den,

• İzlenebilirliğini sağlamadan piyasaya arz edene 5.000 TL’den aşağı olmamak ve 500.000 TL’yi geçmemek kaydıyla gayri safi gelirlerinin %1’i oranında idarî para cezası verilir.

• İki yıl içinde tekrarlanması durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 1.000 günden 3.000 güne kadar adli para cezası verilecek.

• 5 yıldan 10 yıla kadar sektörden men edilecek.

• Yanıltıcı yayın yapan kişilere 20.000 TL’den 50.000 TL’ye kadar idarî para cezası verilecek

• Yayın Hizmetleri: Gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak, tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen, gerçeğe aykırı nitelikteki yayın yapanlar;

• Radyolar için 1.000 TL’den, TV’ler ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için 10.000 TL’den az olmayacak şekilde ceza verilebilecek.

Programın 5 defaya kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilebilecek.