Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Selçuk TEPELİ / GAZETE HABERTÜRK

-Suudi Arabistan ziyaretinizdeki temaslarınız nasıl geçti?

Gerek ikili gerek heyetler arası görüşmelerle verimli bir şekilde cereyan etti. Umremizle bir manevi hazzı tatmak suretiyle sürdürdüğümüz ziyaretin Medine ayağında, çok sevdiğimiz kardeşim Hasan Karakaya’yı kaybetmenin hüznü içerisindeyim. Allah rahmet eylesin. Rabb’im cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Kader planında ne varsa o olacak. Kendisinin bu umre ve Ravza’daki ziyaret neticesinde, inşallah pirüpak biçimde Rabb’imin huzuruna yürümüş olduğuna inanıyorum. Rabb’im ailesine, Akit ailesine, basın dünyamıza sabırlar versin. Suudi Arabistan ile ikili ilişkilerimizde en önemli gelişme ise Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin kurulmasına karar verilmiş olmasıdır. Türkiye- Suudi Arabistan arasında ‘zirve’ diyeceğimiz bu mekanizmanın, her türlü askeri, siyasi, ticari, kültürel işbirliğimizi geliştirmek suretiyle, her iki ülkeye de ‘kazan-kazan’ esasına göre çok şeyler kazandıracağına inanıyorum. Petrolde ciddi işbirliğine gidebiliriz. Bir diğer konu, terörle mücadelede işbirliği... İslam İttifakı adlı bu girişimin ön görüşmeleri Riyad’da yapıldı.

-İslam İttifakı ile amaçlanan nedir?

İslam İttifakı, esasen terörle mücadeleyi hedefliyor. Güvenlik, istihbarat, askeri boyutları olduğu gibi; dini kavramların istismarının engellenmesi ve İslamofobiye karşı dayanışma içinde olma boyutları var. İttifakın altyapısının neleri kapsayacağı netleşecek. Şu an 37 ülkenin katılımıyla, Riyad merkezli olarak sürdürülecek. Bu çok önemli bir sayı ve daha da artacaktır. Her ülke buraya hangi hizmetle, neye katkılarda bulunacak, bunların hepsini zamanla göreceğiz.

-Irak ve Suriye gibi ülkeler de bu ittifakta yer alacak mı?

İttifakın mezhebi bir yanı söz konusu değil. Nasıl ki, İslam İşbirliği Teşkilatı içerisinde Sünni de, Şii de var. İşbirliği Teşkilatı kurulduğu zaman böyle bir sıkıntı söz konusu değildi. Bazı ülkelerdeki mezhepçi yaklaşımlar, daha sonra ortaya çıktı. Bu tür yaklaşımların ne tür sıkıntılara yol açtığı, halihazırda Irak’ta, Suriye’de, İran’da görülebiliyor. Bakın Irak’ta 14-15 ay önce, Başika ile alakalı en ufak bir ters tutum yoktu. Ama Rusya ile aramızda bir sıkıntı yaşanınca, bazı kesimler hemen tahrik eğilimine girebiliyor. Irak Başbakanı İbadi, Sayın Davutoğlu ile yaptıkları görüşmede, “Buradan askerinizi çekin” demiş. Ahmet Bey de gerekeni söylemiş, “Siz önce oradan DAEŞ’i temizleyin” demiş. Onun daha ötesine geçmek lazım. Nedir o? Siz Kandil’i terörden temizlediniz mi? Kandil’de halen PKK duruyor. Daha önce Iraklı yetkililere hep, “Kandil’i ne zaman temizleyeceksiniz?” diye sormuşumdur. “Bizim ona gücümüz yetmiyor” demişlerdir. Şimdi verecekleri cevap yine aynıdır.

‘YPG’NİN AZEZ’E GELMESİ KABUL EDİLEMEZ’

-PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin Fırat’ın batısına geçtiği yönünde iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlgili arkadaşlarımdan, YPG’nin Fırat’ın batısına geçme durumu olduğuna dair bir bilgi almış değilim. “Böyle bir şey varsa gereği yapılır” diye de bunu aramızda konuştuk. Azez olayı bizim için risktir, oraya YPG’nin gelmesini izlemek kabul edilir bir şey değildir. O zaman bizim güneyimizde, yani Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt bandı oluşur ki, buna “Evet” diyemeyiz. Bunun görüşmesini yapacağız. Bir de orada malum Teşrin Barajı var. ABD, orayı özellikle DAEŞ’ten korumak için bir adım attığını söyledi. YPG’yi orada kara gücü olarak kullandığını mı anlatmak istiyor, onu bilemiyorum. Kendilerine şunu söyledik: Mare-Hercele hattındaki işbirliğimiz neyse, oralarda da aynı işbirliği rahatlıkla yapılabilir.

DOKUNULMAZLIKLARININ KALDIRILMASI, TERÖRLE MÜCADELEYİ OLUMLU ETKİLER’

-HDP Eş Genel Başkanları’nın açıklamaları “anayasal suç” tartışması başlattı. Sizin değerlendirmeniz nedir?

İki eşbaşkanın açıklamaları kesinlikle Anayasa suçudur. Parti kapatma olayı düşünülmemeli, gündeme dahi gelmemeli. Ama suçu irtikâp eden milletvekili, belediye başkanı veya başkaları bedelini ödemek durumundadır. Diyarbakır ve Ankara başsavcılıklarının soruşturmaları da bu çerçevede değerlendirilmeli. Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç, terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı olumlu etkileyecektir. Ülkeyi parçalayıp yönelik mesajları, devlet içinde devleti kabul etmemiz asla mümkün değil. Şu anda Meclis’te 160’ı aşkın dosyaları bulunuyor bunların. Bu dosyaların neyi kapsadığı masaya yatırılacak ve ona göre adım atılacaktır.

‘ALAN HÂKİMİYETİ GÜVENLİK GÜÇLERİMİZDE’

-Yeni yıl mesajınızda, 3 bin teröristin etkisiz hale getirildiğini belirttiniz. Bazı kesimlerse, “90’lara dönülüyor” eleştirileri getiriyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nasıl?

Gerek asker, gerek polis, gerekse geçici köy korucuları çok ciddi mücadele veriyorlar. Arazi koşullarını ele aldığımız zaman, bu sıradan bir mücadele değil. Mesela Sur İlçesi, manevra kabiliyetinizin çok rahat olduğu bir yer değil. Dar sokaklar var ve terör örgütü mensupları belli yerlere gizleniyor. Askerimiz, polisimiz, orada kendilerini de koruyarak temkinli bir mücadele vermek durumunda. Şu anda bütün güvenlik güçlerimizin özgüveni artmış vaziyette. Alan hâkimiyeti güvenlik güçlerimizde. İnşallah beklediğimiz netice alınacak; ülkemiz huzura, refaha, mutluluğa kavuşturulacak. Terörle mücadelede mükemmel bir koordinasyon var.

KOLTUĞU BOŞ KALDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan gezisi dönüşünde, uçakta aralarında Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli’nin de olduğu gazetecilere gündemi değerlendirdi. Erdoğan, kalp krizi geçirerek vefat eden Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya için Allah’tan rahmet dileyerek söze başladı.

Karakaya’nın Erdoğan’la son pozu, objektiflere böyle yansıdı.

"YENİ ANAYASA'NIN TOPLUMSAL MUTABAKATA DAYALI OLMASI, EN ÖNEMLİ BAŞLIK"

-Yeni Anayasa için Başbakan Davutoğlu’nun CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme ve bu çerçevede başkanlık sistemi konusundaki yaklaşımlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni Anayasa, zaten iktidar partisinin de hedefleri arasında. CHP ve MHP ziyaretlerinden sonra aslında işi ciddi manada değerlendirmekte fayda var. Yeni Anayasa’nın toplumsal bir mutabakata dayalı olması, bu işin en önemli başlığıdır. Toplumsal mutabakata dayalı olması da, şüphesiz ki bu partilerin katacakları güçle mümkündür. Eğer bu sağlanıyorsa, artık toplumun büyük bir kısmının “Ben Anayasa’mı yaptım” diyeceği bir zemin oluşacaktır. Darbe mantığının ortaya çıkardığı Anayasa devri kapanacak, toplumun büyük kısmının mutabakat sağladığı bir Anayasa oluşacaktır. Tabii, yani ‘parlamenter sistem ya da güçlendirilmiş parlamenter demokrasi’ gibi şeyler bizim ülkede pek tutmadı. Böyle bir şey söyleniyorsa, bunun içinde ne var, hepsini görmek lazım. Ama Türkiye’nin ihtiyacı olan bir şey var. Kendimizi hiç zorlamaya gerek yok. Gelişmiş ülkeler hangi sistemle yönetiliyor, bunu masaya yatırmak lazım. Başkanlık sistemini, yarı başkanlık sistemini görüyoruz. Veyahut da partili cumhurbaşkanlığı... Bu başarılırsa, Türkiye çok daha iyi bir noktaya gelir. Bu sistemlerde denetim mekanizmalarının olmadığı ya da çalışmayacağı yönündeki iddiaların hepsi yalan. Tam aksine bu sistemlerde denetim mekanizması çok daha güçlüdür. Bu, halktan kaçırılacak bir adım da değildir. Halkın tam içinde olacağı bir adımdır. Diğer bir konuya gelince, benim Başbakanlık dönemim de dahil, maalesef TBMM’de içtüzüğü değiştiremedik. Bu içtüzük olayı, adeta bizim parlamento çalışmalarını kilitleyen bir sistem. Şu andaki içtüzük, muhalefete özellikle hakkı olmayanı hak olarak veriyor. Yasama organını kilitlemek istiyorsanız, bu içtüzük size yeter. İçtüzük süratle ele alınır ve çıkarılırsa, yasama organımız çok daha seri çalışacaktır.

"KAÇANLARIN DA İADESİ SAĞLANMALI"

-“Paralel yapı”yla mücadele çerçevesinde, Fethullah Gülen’in ABD’den Türkiye’ye iadesi konusunda bir gelişme söz konusu mu?

Dosyalar art arda açılıyor. Interpol’le ilgili konular da gelişiyor. Akabinde yargı, Türkiye’ye iadesi gibi taleplerde bulunabilecektir. Süreci izleyeceğiz. Tabii hadise, Pennsylvania’da bu işin başında olan zattan ibaret değil. Biliyorsunuz, şu anda neredeyse 100’ü aştı kaçanlar. Onların yakalanmaları, ülkemize iadelerinin sağlanması gerekecek.

"EKONOMİ BAKANI'MIZ FELLİK FELLİK DOLAŞACAK"

-Türkiye’ye yönelik yaptırımları sonrasında Rusya’da bir domatesin fiyatının 6 liraya çıktığı belirtiliyor. Rusya kendini mi köşeye sıkıştırdı?

Bizim kaybettiğimize inanmıyorum. Bir kapı kapanır, bir başka kapı açılır. Ekonomi Bakanı’mız Mustafa Elitaş, işadamlarımızla dünyayı fellik fellik dolaşacak.

-13 yıllık Başbakanlığınız döneminde, müttefiklerinizle karşı karşıya gelme pahasına İran’a sahip çıktınız. Bugün hayal kırıklığı yaşıyor musunuz?

İran, nükleer enerji meselesinde dünyada yalnız kaldığı zaman İran’ın yanında yer alarak adeta onların yalnızlığını ortadan kaldırdık. İran’ın, Irak’taki, Suriye’deki, Yemen’deki mezhepçi yaklaşımlarını elbette doğru bulmuyoruz.

-Sayın Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin dış politikası mezhep odaklıdır” dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mezhebi bir yaklaşımdan bahsediyorsa, olsa olsa kendisinin aynaya bakışıdır. Mesajlarıyla adeta Rusya’nın, Suriye’nin yanında yer alıyor. Kendi ülkesine düşman olana, dost oluyor.

"TÜRKİYE VE İSRAİL'İN BİRBİRLERİNE İHTİYACI VAR"

-İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi için 3 şart var: Özür, tazminat, Gazze’ye ablukanın kaldırılması... Gazze ile ilgili adım atılmadan İsrail’le anlaşma mümkün mü?

İsrail’le normalleşme süreci için şartlarımız bellidir. Mesela şu anda Gazze’de enerji sıkıntısı var. Buraya enerji takviyesi yapacak bir gemiyi limana yanaştırmamız lazım. Bir diğer konu su sıkıntısı... Bunları gidermemiz lazım. “Biz ambargoyu Türkiye üzerinden kaldırırız. Türkiye üzerinden mallar, inşaat malzemeleri girebilir Gazze’ye” dediler. Yazılı metni görmeden, bu konuda bir şey söylemem mümkün değil. Yazılı metni göreceğiz ki, iş sağa sola sapmasın. Bu hususta önem verdiğimiz bir başka husus da Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerin son bulmasıdır. İsrail, bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail’e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu, bölgenin bir gerçeğidir. Bunları görmemiz lazım. Karşılıklı samimiyet çerçevesinde bu adımları atmayı başarabilirsek, normalleşme beraberinde gelir.”

FIRSATLAR ÜLKESİ / SELÇUK TEPELİ

200 kadar Türk şirketinin iş yaptığı ve Türkiye kadar milli geliri olan Suudi Arabistan, Türkiye için bir fırsatlar ülkesine dönüşebilir. BP Dünya Enerji istatistiklerine göre Suudi Arabistan, yaklaşık 270 milyar varil petrol rezerviyle dünya toplamının yaklaşık yüzde 20’sine sahip. Suudiler şimdilerde petrol dışı üretimi artırıp çeşitlendirmeye çalışıyor. Ama bu Suudi Arabistan için Dubai ya da Katar kadar kolay değil. Çünkü finans, eğlence ve turizm için, Riyad türlü yaşam biçimlerine sahip yabancılara da alışmak zorunda. Belki de bu yüzden, petro-dolarları ülkede farklı alanlara yönlendirmek, inanç turizmi ve enerji dışında vasıflarla da anılmak için aslında Suudiler biraz geç kaldı. Yine de son 10 yılda Suudi Arabistan’da teknolojiye yatırım arttı. Yeni üniversiteler açılıyor. Başkent Riyad zaten bölgede ekonomiyi yönlendiren kararların verildiği bürokratik bir şehirdi; bugünlerde bir finans, turizm, hatta eğlence merkezi olma yolunda da ilerliyor. Beklenen yatırım patlaması, adeta şantiyeye dönmüş ülkede şimdi bile göze çarpıyor. Suudi Arabistan, yatırım ajansı SAGIA’ya göre, 181 ülke arasında küresel iş yapma kolaylığı açısından 13. sırada. Cidde Ticaret ve Sanayi Odası’na göre, gelecek 20 yılda nüfusunun ikiye katlanması beklenen ülkede, her 5 yılda en az 1 milyon yeni ev inşa etmek gerekiyor. 2006-2020 arası başta otoyollar, demiryolları, enerji santralları, 4 milyon konut olmak üzere 624 milyar dolarlık altyapı yatırımı öngörülmüştü. Kısaca Türk işadamlarının önünde hâlâ en az 5 yıl var!