Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

TÜLAY ACAR / ÖZEL HABER / HABERTURK.COM /

VİDEO MONTAJ: CİHAN KARAAHMETOĞLU

15 Temmuz gecesi şehit olan Çetin Can’ın ölüme gidiş hikayesini duygulanarak anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ailesinin evini ziyaret etmiş, “Çetin kardeşimiz abdestini alıyor, şehitlik namazını kılıyor, vedalaşıyor. Ve köprüye gidiyor ülkesine gidiyor. İşte bunu hesap edemediler. Şehitler tepesi boş kalmaz.” demişti. Şehidin babası Mustafa Can, “vatan sağolsun, bir Çetin ölür, bin Çetin doğar. Oğlumunu katillerinden bu dünyada da öteki dünyada da şikayetçiyim.  Cumhurbaşkanımdan bir isteğim var. Bu millet vatanı için oğlumun adını hatırlasın,  adını bir okula, köyrüye  uygun buldukları bir kuruma versinler” diye konuştu.



KIT KANAT YAŞAYAN BİR  AİLENİN ÇOCUĞUYDU

Acı, gözyaşı ve gururun ilmik ilmik örüldüğü bir hikayenin kahramanıydı.  Çetin Can, Sivas Koyulhisar Sisortalı. 34 yaşında bir özel şirkette teknisyen olarak çalışıyor. 4 kardeşler, bir elin parmakları gibiler. Gözlerini Derbent’te bir gecekonduda,  zorlu bir hayat mücadelenin ortasında  açıyor. Babası Mustafa Can inşaat ustası, annesi Emin hanım cefakar bir  ev hanımıydı. Zorlu bir hayattı onun ki ama, mutluluk onun için; kanaat etmekti, olmayana isyan etmek değil, aza şükretmekti. Mutluluk  en çok sevdiği kitaplarının içinde kaybolmak, sahilde yürümek, doğduğu büyüdüğü bu  gecekondunun üstüne yağan  yıldızları izlemekti.

“KIZ KARDEŞİNİN OKUMASINI ÇOK İSTERDİ”

Yeni evlenmişti, ekmek parası kazanma  mücadelesi o kadar ağır basıyordu ki en büyük hayali baba olmayı bile  sıraya koymuştu. Bu taksit de bitsin derken, baba olmaya sıra gelmemişti. Baba olamasa da kız kardeşi Öznur’un dediği gibi kardeşlerinin ağabeyi değil babasıydı aynı zamanda. En çok da küçük kardeşinin okumasını vatana millete hayırlı olmasını çok istiyormuş. Gücü yettiğince maddi manevi destek oluyormuş.

“OTURDUKLARI EV YIKILACAK OLAN  AİLESİNİ  ‘CANINIZ SAĞOLSUN’ DİYE TESELLİ EDERDİ”

Babası Mustafa Can ve Annesi Fatma Can oğulları Çetin’i böyle anlatıyor. Hayırlı bir evlattı Çetin, öyle ki doğduğu büyüdüğü gecekondudun yıkılmasına üzülmesinler diye, “Siz üzülmeyin anam babam, sağlığınıız yerinde olsun yeter. Başınızı sokacak bir ev buluruz size mutlaka” diye teselli ettiğini ağlayarak anlatıyorlar.



“KISIKLI’DA OTURUYORDU”

Çetin Can’ı tanıyan arkadaşları onu bir nefeste anlatıyor. “Çetin olmazsa sohbetler demlenmez bir şey eksik kalırdı. İş çıkışı uğradığı Üsküdar Kısıklı’daki çay ocaklarındaki dost sohbetleri şimdi yarım kalacak."

“ŞEHİTLİK NAMAZI KILIP KÖPRÜYE KOŞUYOR”

Çetin’in hayatındaki bu rutini ise  o karanlık gece değiştirecekti. 15 Temmuz gecesi işten eve gelmişti. Biraz dinlendikten sonra yemek sofrasına oturmuştu. Sonra olanları şöyle anlatıyor babası Mustafa Can, "Televizyondan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısını duyduğu an yerinden fırladı. Bu konuşmanın ardından eve sığamadı. Bugün çıkmayacağız da ne zaman çıkacağız" diyerek banyoya giriyor koşarak. Ve sonra, “Kader bu, bu gidişin  dönüşü olmaz, şehit olabilirim” dedi, önce tırnaklarını kesiyor, traş oluyor, sonra abdestini alıyor. Şehitlik namazını da kılmalıyım diyor. iki rekat şehadet namazı kılmış. "Benim oğlum  tıpkı düğününe gider gibi vatanı için bayrağı için Ölüme koşarak gitti."

“KENDİSİNİ  RÜYASINDA GÖREN KARDEŞİNE VASİYET EDİYOR”

Çıkmadan önce eşine bir vasiyette bulunduğunu anlatıyor, “Çıkmaya hazırlanıyor, kapıdan geri dönüyor, şehit olmak da var, ola ki dönemezsem sana bir vasiyetim var." demiş eşine. "Kızkardeşim 6 ay önce beni rüyasında görmüş. Ağabey seni rüyamda gördüm çok iyi bir makama gelmişsin, çok mutluydum. Sana soruyorum çok mutlu görünüyürsun diye sen de bana  ibadetlerini aksatma diyorsun." Çetin bu rüyasını anlatıyor eşine. "Vasiyetimdir; bu kitaplarımı kızkardeşime bırakıyorum. Ona ver söyle ‘namazını kılsın, ibadetini aksatmasın."



“OĞLUMU ARKADAN VURUYORLAR”

Babası Mustafa Can Çetin’in köprüdeki anlarını ise şöyle anlatıyor: “Kısıklı’da oturuyordu köprüye yakınlardı. Eşiyle birlikte yürüyerek köprüye ulaşmışlar. Yolun sonu şehadette olsa dönmek yok demiş eşine. Sonrasını izledik televizyonlarda. Çevresindekilere de omuz oluyor. Geri dönmek yok. Barikatı aşmamız lazım arkadaşlar diyor. Eşine , 'yanımdan ayrılma'  diyor Çetin. Elini sıkıca tuttuğu eşiyle birlikte, hainlerin doğrulttuğu namlulara doğru yürümüş.  Bu vatanı bu hainlere bırakmayacağız diye haykırıyor. O hainler o sırada oğlumu sırtından vuruyor. Kurşunlardan biri eşinin çantasına isabet ediyor. O kurtuluyor. Geriye döndüğümde Çetin’im yerde yatıyor."

“VATANINI BAYRAĞINI SEVEN BİR GARİPTİ BENİM OĞLUM”

Sonrasını baba anlatamıyor. Kelimeler düğüm düğüm oluyor boğazımızda. Çetin Can, o gece  çiğnetmemişti namusunu, hava barut gibi koksa da  ölüm şerbet gibiydi onun için artık. Vatan sağolsun diyen anne-babasının, kardeşlerinin, amcasının bir çağrısı var:
“Çetin Can, memleketi için  canını tereddüt etmeden veren 240 şehitten biriydi. Vatan sağolsun. Başım dik gezeceğim. Oğlumun canını alanlardan hem bu dünyada hem öteki tarafta şikayetçi olacağım. Benim evladım vatanını milletini seven bir garipti. O gece tereddüt etmeden korkarak değil ölüme hazırlanarak gitti o köprüye. Bile bile güle güle gitti ölüme.

 


“BİR ÇETİN CAN ÖLÜR, BİN ÇETİN CAN DOĞAR... OĞLUMU UNUTMASINLAR, ADINI YAŞATSINLAR”

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederim. Geldi acımıza ortak oldu,  bizleri ziyaret etti. Bizi mutlu etti. Kendisinden bir ricam var. Oğlumun adını unutmasınlar, unutmasınlar ki bu vatan için ödenen bedelleri yeni nesil bilsin. Ricam evladımın adını yaşatsınlar. Bir okula, köprüye, yola… Kendilerinin uygun bulduğu bir kuruma  Çetiin Can adını versinler. Bu bizi çok mutlu eder"