Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
İHA

Darbecilerin dinlenmesine ilişkin önergenin reddedilmesine tepki gösteren CHP İzmir Milletvekili ve Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyesi Aytun Çıray, "Oylamada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin komisyon üyelerinin buna 'hayır' demesini açıklayabilmek mümkün değil. Bunu 'Zaten hukuk yürüyor' diyerek açıklayamazsınız. O zaman meclise ihtiyaç yok. Kuvvetler ayrılığına göre hukuk kendi görevini yapacak, meclis kendi görevini yapacak. Eğer bu görevin önüne her kim geçerse, bu Türk milleti önünde adeta darbenin ortağı olur" dedi.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun darbecilerin dinlenmesine ilişkin önergesi 7'ye karşı 5 oyla reddedildi.
CHP İzmir Milletvekili ve Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyesi Aytun Çıray, darbecilerin dinlenmesinin engelleyen herkesin darbenin ortağı olabileceğini savunarak, tepki gösterdi.

"KİM ENGELLERSE ADETA DARBENİN ORTAĞI OLUR"

AK Partili komisyon üyelerinin darbecilerin dinlenmesine itiraz etmelerinin Türk milletine hakaret olduğunu savunan Aytun Çıray, "Bu itirazı Türk milletinin hakkına, hukukuna tecavüz edilmiş kabul ediyorum. Türk milletinin şehit olduğu, canını verdiği bir konuda bilme hakkının elinden alındığını düşünüyorum. Türk milleti 15 Temmuz kalkışma gecesinde, o işgal girişimi gecesinde büyük bir travma yaşamıştı. Devletine olan güvenini kaybetmişti, kendisini koruyamayan bir devlet algısı yaratılmıştı. İşte bu komisyon çalışarak, şeffaf bir şekilde toplumu bilgilendirirse Türk milletinin devletine olan güveni tekrar geri gelecekti. Bu darbeciler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin meclisini bombalamışlardı. Bu gazi meclis, milletin kendisine verdiği görevi sonuna kadar yerine getirmek, herkesi dinlemek ve bütün şeffaflığıyla bu konuyu açıklamak zorundadır. Bu, bu meclisin vazgeçemeyeceği ve inkar edemeyeceği bir görevdir. Eğer bu görevin önüne her kim geçerse, bu Türk milleti önünde adeta darbenin ortağı olur" dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin komisyon üyelerinin itirazını açıklayabilmenin mümkün olmadığını belirten Aytun Çıray, bu süreçte dinlenmesi ve öğrenilmesi gereken en önemli noktanın 15 Temmuz günü ve 16 Temmuz sabahı yaşanan olduğunu kaydetti.

"ZATEN HUKUK YÜRÜYOR DİYEMEZSİNİZ"

Darbecilerin dinlenmesini engelleyen herkesin darbe ortağı olacağını savunan Aytun Çıray, şunları söyledi:

"15 Temmuz aktörleri gelip dinlenemeyecekse bu mecliste veya meclisin komisyonu gidip onları dinleyemeyecekse kimi dinleyecek. Bakınız Akın Öztürk, bu darbenin başı olduğu söyleniyor. Biz bunu talep ettik. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalayan pilotun dinlenmesini istedik. General ve önemli aktörlerden birisi Mehmet Partigöç'ün dinlenmesini istedik. Darbenin başı olduğu söylenen fakat Genelkurmay Başkanı ile birlikte aynı helikopterden çıkan Mehmet Dişli'yi dinlemek istedik. Bu oylamada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin komisyon üyelerinin buna 'hayır' demesini açıklayabilmek mümkün değil. Bunu 'Zaten hukuk yürüyor' diyerek açıklayamazsınız. O zaman meclise ihtiyaç yok. Kuvvetler ayrılığına göre hukuk kendi görevini yapacak, meclis kendi görevini yapacak. Biz bu kalkışmanın sadece hukuki bir sorun değil aynı zamanda büyük bir siyasi sorun olduğunu düşünüyoruz. O nedenle bunun aydınlanmasının önüne geçen herkesi Türk milletine şikayet ediyorum. Bunu örtbas etmek isteyenler olursa eğer onları da bu kalkışmanın ortağı olarak kabul edeceğimizi söylüyorum. İnşallah geri adım atarlar."

"FİDAN VE AKAR DİNLENMEZSE SORUMLUSU BAŞBAKAN OLUR"

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın komisyonda dinlenmesine ilişkin ikinci bir önerge verdiklerini hatırlatan Çıray, "Bizden 7 günlük süre istediler ve bunu oylamadık. Ama biz bu 7 günlük sürenin sonunda oylanmasını isteyeceğiz. Eğer bu iki bürokrat meclise gelip, bu komisyonun önünde bildiklerini anlatmazlarsa bunun sorumlusu bu bürokratlar olmaz, bu bürokratların bağlı olduğu Başbakan olur. Çünkü Başbakan bu işin birinci derecede sorumlusudur. Bu devleti ve milleti yöneten onlardır. Seçimlere gidilmiş ve millet onları iktidar yapmıştır. Onlar hesap verme ve çözme makamındadır" ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin geçen yıl temmuz ayından bu yana terör örgütlerinin yoğun tehdidi altında olduğunu belirterek, "DEAŞ ve PKKnın yanı sıra ne yazık ki hala Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) de tehdidi altındayız. FETÖ, devletin ve kamunun her kademesine sızmış bir örgüttür. Dolayısıyla terör örgütleriyle bir çeşit savaş halindeyiz." dedi.

Kurtulmuş, Londra'daki temasları çerçevesinde İngiltere'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Chatham House'da, "Türk İç ve Dış Politikasındaki Yeni Gelişmeler" başlıklı bir konuşma yaptı.

Terör, savaşlar, eşitsizlikler, küresel göç gibi sorunların olduğu bir dünyada yaşadığımızı dile getiren Kurtulmuş, küresel ekonomi ve siyasal sistemdeki eşitsizliklerin giderilmesinin önemini vurguladı. Kurtulmuş, günümüzde sınırları kapatmanın hiçbir ülkeyi daha güvenli kılmadığını belirterek, kimsenin dünyada olanlarla ilgili umursamaz bir tavır takınamayacağını belirtti.

Batı demokrasilerinin eşit müzakere ve ortak rızaya dayanan işbirliği olanakları yaratmaları gerektiğini belirten Kurtulmuş, Batı demokrasilerinin ayrıca kişilerin hür iradelerine ve ülkelerin ulusal kaynaklarına müdahale etmemeleri gerektiğini ifade etti. Konuşmasında dünyada artan terör saldırılarına da dikkati çeken Kurtulmuş, 1970-2015 yılları arasında terör saldırıları sonucu 150 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini, sadece 2016 yılının temmuz ayında terör eylemleri sonucu bin 500'den fazla kişinin öldüğünü, 2 bin 200 kişinin yaralandığını kaydetti.

Terör saldırılarının çoğunun Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde meydana geldiğini söyleyen Kurtulmuş, terör, göç ve iç savaşların dört nedeni olduğunu dile getirerek, bu nedenleri, "siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, demokrasi ve temsiliyet eksikliği, gençlerin siyasal sistemlere olan güvensizliği ve askeri darbeler ile işgaller" olarak sıraladı.

"TÜRKİYE DARBE GİRİŞİMİNE REFORMLARLA YANIT VERDİ"

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki sorunlara dikkati çeken Kurtulmuş, "Ancak Türkiye aynı zamanda kargaşanın olduğu bir bölgenin ortasındaki istikrar adasıdır." dedi. Kurtulmuş, Irak ve Suriyedeki savaşların neticesi olarak Türkiye'nin yaklaşık 3 milyon Suriyeli ve Iraklı sığınmacıya evsahipliği yaptığını hatırlattı.

Kurtulmuş konuşmasında ayrıca 15 Temmuz darbe girişimine değinerek,Türk halkının darbe girişimini önlemesinin Türk demokrasi tarihi için çok önemli olduğunu ve ülkenin her kesiminden insanların birlik içinde hareket ettiğini kaydetti. Milyonlarca insanın darbe girişiminden sonraki günlerde meydanlarda toplandığını anlatan Kurtulmuş, "Uluslararası toplumun, milyonlarca insanın ve siyasi partilerin verdiği mesajları aldığını umuyoruz." dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişimine bazı reformları hayata geçirerek yanıt verdiğini kaydederek, ekonomi ve siyasi sistemdeki demokratikleşmenin hızlandırıldığını belirtti. Kurtulmuş, Türkiye'nin zor zamanlardan geçmekte olduğunu söyleyerek, "Geçen yıl Temmuz ayından bu yana Türkiye, terör örgütlerinin yoğun tehdidi altındadır. DEAŞ, PKKnın yanı sıra ne yazık ki hala FETÖnün de tehdidi altındayız. FETÖ, devletin ve kamunun her kademesine sızmış bir örgüttür. Dolayısıyla terör örgütleriyle bir çeşit savaş halindeyiz. Batılı müttefiklerimizin, Türkiye'nin demokrasisine ve istikrarına desteğini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE TERÖR DALGASINA KARŞI BİR DUVARDIR"

Türkiye'nin dünyada artan aşırılık ve terörizm dalgasına karşı bir duvar gibi olduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin barışa bağlılık, hukukun üstünlüğü ve demokrasi ile sivil hakların korunması gibi temel prensiplerinden asla ödün vermeyeceğini dile getirdi. Kurtulmuş, "Türkiye'de kimi zaman eksen kayması yaşanıp yaşanmadığı sorgulanıyor. Hayır, Türkiye'de eksen kayması yok. Türkiye'nin bir ekseni var, o da kendi ekseni. Batılı olmayan ülkelerle iyi ilişkiler kurmak, Batı ile ilişkilerin kesileceği anlamına gelmez." diye konuştu.

Türkiye'nin Suriyede barışçıl bir siyasi çözüm görmek istediğini vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'nin aynı şekilde barış içinde yaşayan bir Irak'ı desteklediğini kaydetti. İsviçredeki Kıbrıs müzakerelerinin sonuçsuz kalmasına da konuşmasında değinen Kurtulmuş, "Türkiye, kalıcı barış görüşmelerinin güçlü bir destekçisidir. Kıbrıs sorununa bu yıl sonuna kadar ya da gelecek yılın ilk yarısında kalıcı ve kapsamlı bir sonuç bulunması yönündeki umudumuzu sürdürüyoruz." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübünün ev sahipliğinde "15 Temmuz ve Parlamenter Sistem" başlıklı konferansta konuştu.

15 Temmuz darbe girişiminde yaşadıklarına ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "O akşam oteller kapalı olduğu ve bizi otele almadıkları için Bakırköy Belediye Başkanımızın evine gittik. Sayın başbakanı aradım ulaşma şansımız olmadı. Hemen bir not hazırladık. Notu saat 12.04'te medyaya geçtik. Bu ülke darbelerden çok çekmiştir. Aynı sıkıntıların yeniden yaşamamasını istemiyorum. Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıkıyoruz . O akşam Ankara'ya dönmek istedim uçakların kalkmadığını söylediler. İstanbul'da kaldık. O gece ben, çok sayıda milletvekili arkadaşım ile görüştüm 'parlamentoya gidin demokrasi mücadelemizi verin' diye talimat verdim. Ertesi gün yine uçakların kalkmasında sorun vardı. Pendik'ten araca binip Ankara'ya geldim. Darbe, demokratik parlamenter sisteme karşı yapılmıştır. Demokratik parlamenter sistemimiz darbeyi engellemiştir" ifadelerini kullandı.

"PARLAMENTOYU DEVRE DIŞI TUTMANIN BİR GEREKÇESİ YOK" DEDİK "HAYIR" DEDİLER

OHAL'e ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakan darbenin ikinci veya üçüncü günü telefon ile aradı. OHAL uygulamasını getireceğiz bize destek verir misiniz? Şunu söyledim; bu parlamentoda demokrasiyi savunacak bir partiye ihtiyaç var o da en çok CHP'ye yakışır. Biz OHAL'e evet oyu vermeyeceğiz. Sayın Başbakan bunu büyük bir olgunluk ile karşıladı. 'Biz getireceğiz' dedi. Düzenleme meşru, anayasaya uygun. OHAL durumu var. 'Neden siz evet demediniz' sorusu gelebilir akıllarınıza. Nedeni şu; bir darbe girişimi yapıldı doğru. 4 siyasi parti arasında bir uzlaşma var. Tamamı darbeye karşı. Bu kadar büyük uzlaşma varken, bir düzenleme getiriyorsanız parlamentoya getirin ortak uzlaşma içinde yasalaştıralım ne eksiğimiz var. Parlamentoyu devre dışı tutmanın bir gerekçesi yok. 'Hayır' dediler 'bu uygulamayı yapacağız' dediler" diye konuştu.

"ÜNİVERSİTELERDE REKTÖR ATAMASINI KALDIRDILAR. BUNUN DARBE İLE NE İLGİSİ VAR"

Kılıçdaroğlu, üniversitelerde rektör atamalarına ilişkin düzenlemeyle ilgili ise "Üniversitelerde rektör atamasını kaldırdılar. Ne ilgisi var bunun darbe ile? Bir üniversitede rektör seçilemiyorsa, o üniversitede demokrasiden söz edebilir misiniz? OHAL ile ne ilgisi var. İyi ki biz OHAL uygulamalarına evet dememişiz. Demokrasinin yanında durmuşuz" dedi.

"BM DİLEKÇE VERİYORSANIZ TÜRKİYE'NİN İMAJINI ZEDELERSENİZ"

Kılıçdaroğlu, "BM Siyasi ve Medeni Antlar Sözleşmesi var. Bu sözleşemeye Türkiye de taraf. Bu sözleşmenin 13 maddesine çekince kondu OHAL uygulamaları nedeniyle. 2 madde şu; Türkiye Cumhuriyeti hükümet, adil yargılamaya çekince koydu. Yani OHAL döneminde adil yargılama yapmayacağım dedi. Siz adil yargılama yapmayacağım diye BM dilekçe veriyorsanız Türkiye'nin imajını zedelerseniz. Mahkum veya gözaltına alınanlara insanca davranma kuralı var. Hükümet ona da çekince koydu. Ne demek işkence yapacağım demek. Böyle bir şeyi kabul etmek asla mümkün değil. Bir anlamda, kendisini BM'ye ihbar ediyor" dedi.

"BAŞKANLIK SİSTEMİNİN REJİM DEĞİŞİKLİĞİ OLDUĞUNU SÖYLEDİM. SAYIN BAŞBAKAN 'HAYIR' DEDİ"

Başkanlık sistemine ilişkin ise Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'nin normalleşmesi beklentisi içindeyken, bir başkanlık tartışması başladı. Bunun rejim değişikliği olduğunu söyledim. Sayın Başbakan hayır dedi. Sayın Binali bey belki daha rahat kavrar diye TDK'dan rejim nedir, onu söyleyeceğim. 'Bir ülkenin yönetim biçimine rejim denir'. Bu kadar basit. Bizdeki parlamenter demokratik sistem. Neyi getirecekler? Başkanlık... Değişiyor rejim. 'Efendim Cumhuriyet değişmiyor'. Cumhuriyet her ülkede, İran'da da var biz de var. Başka ülkelerde de var. Parlamenter demokratik sistem, bizim 140 yıllık bir birikimimiz."

"BİZ DE OSMANLI'YA SAYGI DUYUYORUZ"

Kılıçdaroğlu, "Hep, 'Osmanlı, Osmanlı, Osmanlı' diyorlar. Güzel biz de Osmanlı'ya saygı duyuyoruz. Sonuçta bizim kültürümüz, tarihimiz, zaman zaman üzüldüğümüz, gurur duyduğumuz, haksızlıkların, beceriksizlerin olduğunu da biliyoruz" dedi.

"NİÇİN, NASIL BİR BAŞKANLIK SİTEMİ BELLİ DEĞİL" 

"Başkanlık için ABD örnek gösteriliyor" diyen Kemal Kılıçdaroğlu, "Eyaletler var, başkan en zayıf halkadır, her eyaletin parlamentosu var yasa çıkarır ve uygular. Türkiye'de eyaletler sistemi yok. Bunu amaçlıyorsa kamuoyuna deklare etmeleri lazım. İngiltere'de kraliçe var ama parlamento da var. Parlamenter sistemi, bir gece değiştireceğiz deniyor. Niçin, nasıl bir başkanlık sitemi bu soruların yanıtı henüz belli değil" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Milli iradeyi kullanan 3 erk var. Buna 4. güç olarak eklenen medya. Medyaya hep beraber Fatiha'yı okuduk. Medyanın durumunu siz de ben de biliyorum. Demokrasimizi güçlendirmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

"GELİN BAŞKANLIĞI HALLEDELİM DERSENİZ YOKUZ DEDİK"

"Bizim parlamenter sistemimiz mükemmel çalışıyor mu, hayır. Neden çalışmıyor?" diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Çünkü darbe sonrası çıkarılan yasalar 1980 sonrası çıkan yasa ve anayasalar güçlü bir demokratik parlamenter sistemin oluşmasını engelledi. Yapmamız gereken Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak. Anayasa dahil demokrasinin önündeki yasaların değişmesi demektir. 1982 Anayasası basın hürdür, sansür edilemez. Nasıl oluyor da basın hür değil. Sayın Binali Yıldırım'a şunu söyledim, 142 gazetecinin tutuklu olduğu ülkede demokrasiden söz edemezsiniz. Eksiklerimizi gazeteci özgürce yazacak. Darbe hukukundan bunu kastediyorum. Darbe dönemlerinden miras kalan yasaların değişmesi lazım. Bizi anayasa değişikliklerini davet ettiklerinde darbe hukukunu değiştirecekseniz o toplantıya katılırız dedik. Ama gelin başkanlığı halledelim derseniz yokuz dedik" ifadesini kullandı.