Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
DHA

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı 2'si tutuklu 35 sanıklı davada, savunmasını yapan dönemin Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Ali Özkılınç, Trabzon'da yaptıkları çalışma sırasında jandarmadan gelen bilgi, belge akışında sıkıntı yaşadıklarını söyledi. "Jandarma ile ilgili ciddi bir dirençle karşılaştık" diyen Özkılınç, "Jandarma istihbaratın bu işten sorumlu olduğunu düşündük. Ancak bilgi akışı olamaması nedeniyle Albay Ali Öz'e kadar ulaşamadık" diye konuştu.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanık eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hazır bulundu. Başka suçlardan tutuklu Mülkiye Başmüfettişleri Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılınç ile tutuksuz sanıklar dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun da duruşmada hazır bulundu. Bazı sanıklar ise ses ve görüntülü sistem aracılığıyla duruşmaya katıldı.

BERAATİNİ TALEP ETTİ

Duruşmada savunmasını yapan dönemin Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Ali Özkılınç, 2007 yılında Dink cinayetiyle ilgili hazırladığım raporların, 2008 yılında iki Mülkiye Müfettişi tarafından incelendiğini ve eksik bulunmadığını belirterek, "8 yıl sonra bu konuda sanki hiç inceleme yapılmamış gibi üzerime kusur atılması haksız ve hukuksuzdur. Hakikatin ortaya çıkması için elimden gelen gayreti gösterdim" dedi. Özkılınç, "Gerek müfettiş, gerek Devlet Denetleme Kurulu üyesi olarak hiçbir grubu korumaya matuf bir eylemim olmamıştır. Ali Fuat Yılmazer veya Ramazan Akyürek'i daha önce hiç görmedim. Bunun ötesinde bir irtibatım söz konusu değildir. Böyle bir suçlamayı haksız buluyorum. Beraatımı talep ediyorum" dedi.

"JANDARMAYLA İLGİLİ CİDDİ DİRENÇLE KARŞILAŞTIK"

Daha sonra çapraz sorgusuna geçilen Mehmet Ali Özkılınç, Hrant Dink'in öldürülmesi olayıyla ilgili sorumluluğu olan kişilerin tespiti ve değerlendirmesi konusunda dönemin Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız ile birlikte görevlendirildiklerini belirtti. Özkılınç, kendisinin Dink cinayetiyle ilgili valilik ve Reşat Altay ile ilgili değerlendirmeler yaptığını, emniyet ile ilgili incelemeyi yapmadığını belirtti. İş bölümünü Teftiş Kurulu mevzuatı gereğince kıdemli olan Şükrü Yıldız tarafından yapıldığını anlatan Özkılınç, kendilerinde sadece 248 nolu yazı (Trabzon'dan İstanbul'a gönderilen Dink için ses getirecek ibaresi kullanılan) olduğunu belirtti. Özkılınç, 246 nolu yazıdan ise (Trabzon'dan Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderilen, Dink'in öldürüleceğine ilişkin F4 raporu) daha sonra haberdar olduğunu söyleyerek, "Emniyet boyutuna bakmadığım için elimizde hangi belgeler var, bilgim yoktu" dedi.

"JANDARMA İLE İLGİLİ CİDDİ DİRENÇLE KARŞILAŞTIK"

Üye hakimin bilgi, belgeye ulaşmakta sıkıntı yaşayıp yaşamadığına ilişkin sorusuna Özkılınç, "Jandarma ile ilgili ciddi bir dirençle karşılaştık. Coşkun İğci'nin görüştüğü kod isimlerle ilgili bize yardımcı olunmadı. Gerekli belgeler verilmedi. Jandarma istihbaratın bu işten sorumlu olduğunu düşündük. Ancak bilgi akışı olamaması nedeniyle Albay Ali Öz'e kadar ulaşamadık. Orayla ilgili çalışmalar hep problemli oldu" dedi.

"CERRAH KESİN SORUMLU DEMEK İÇİN DAHA FAZLA VERİ GEREKİR DİYE DÜŞÜNDÜK"

Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu'nun, "Elinizde sadece 248 nolu yazı yok. 2004 yılından cinayetin işlendiği 2007 yılına kadar Dink'e süren saldırılar silsilesi var. Celalettin Cerrah, İstanbul Emniyeti'nin başında ve aynı zamanda Koruma Kurulu üyesi. Cerrah'ın sorumluluğuyla ilgili kanaatleri neden savcıya bırakmadınız?" sorusuna, "Cerrah, ben bu evrakı görmedim demişti. Ahmet İlhan Güler de 'Müdürüme vermedim bu evrakı' demişti. Birbirini teyit ediyorlardı. Cerrah kesin sorumlu demek için daha fazla veri gerekir diye düşündük" diye cevap verdi.