Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Fırat Kalkanı harekatı çerçevesinde devam eden El Bab operasyonunda sona yaklaşılırken, DEAŞ’la mücadele kapsamında yeni hedefler de konuşulmaya başlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan gezisi öncesi düzenlediği toplantıda, “El Bab hallolmak üzere. Sonra Münbiç ve Rakka olayı var. Bu konuyla ilgili olarak ABD yönetimi, CIA ile düşüncelerimizi paylaştık. Hedef, burada 4-5 bin kilometrekarelik güvenli bölgedir” ifadelerini kullanarak, operasyonun işaretini vermişti.

CIA Başkanı Mike Pompeo’nun Ankara ziyaretinin hemen ardından, ABD Genelkurmay Başkanı Org. Joseph Dunford’ın İncirlik Üssü’ndeki Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ile yaptığı kritik zirve sırasında Rusya’ya ait savaş uçaklarının Rakka’daki DEAŞ hedeflerini vurması da dünya gündemine oturdu.

Ortadoğu’da gündem hareketlenirken, olası Rakka ve Münbiç operasyonlarını Türkiye için, “Hayati öneme sahip. Tam bir beka ve üniter yapı sorunu” olarak değerlendiren Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, HABERTURK.COM’a konuştu.

BÜYÜK SAVAŞIN MERKEZİ: RAKKA
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) öncülüğündeki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birliklerinin de katılması düşünülen Münbiç’teki ortamı anlatan Ağar, “Münbiç yüzde 80 Sünni-Arap, yüzde 20 Karakeçililerden oluşuyor. Münbiç’in söz verildiği gibi terör örgütü PKK-YPG yönetiminden çıkıp, asli sahiplerine devredilmesi gerekiyor” ifadelerini kullanırken, Rakka için de, “DEAŞ’ın sözde başkenti ve Sünni-Arap ağırlıklı, dünyanın her tarafından gelmiş sözde cihatçıların ailelerini barındırıyor. Rakka ise en büyük savaşın yaşanacağı yer” dedi.

PKK ile DEAŞ’IN MİLİTAN GÜCÜAbdullah Ağar, iki terörist güç, PKK ile DEAŞ’ın teknik ve taktik anlamında aynı metotları kullandığını vurgularken DEAŞ’ın savaşma motivasyonunun daha yüksek olduğunu dile getirdi. Ağar, “Tecrübeliler, ancak eğitim düzeyleri genel anlamda PKK’dan düşük” değerlendirmesini de sözlerine ekledi.

“MÜNBİÇ OPERASYONU BAŞLARSA AFRİN’E DE OPERASYON BAŞLAMASI GEREKİR”
Münbiç’teki YPG/PYD varlığını hakkında bilgi veren Abdullah Ağar, şunları söyledi:

“Rakam tam bilinmiyor, ancak 30 bin ile 80 bin arasında silahlı güçten bahsediliyor. Yüzde 80 PKK’nın PKK’lılaştırdığı Suriyeli Kürtlerden oluyor. Yönetici kadrosu PKK’nın dağ kadrosu. Yüzde 20 civarında Sünni-Arap ve diğer etnik azınlıklardan oluşuyor. İçinde Türkiye’de faaliyet gösteren yasadışı silahlı sol terör örgütlerine mensup teröristler de var.”

Münbiç operasyonu ile YPG/PYD’nin elinde bulunan Kilis ve Gaziantep sınırındaki Afrin ve Tel Abyad’a da operasyonun başlatılması gerektiğini söyleyen Ağar, “Türkiye, Rakka operasyonunda yer alırsa, PKK’nın etkinliği azalır ancak yer almazsa PKK etkisi artar. Beraber hareket, Türkiye’nin PKK’nın meşruiyetini kabul etmesine ve dinamiti kendi elleriyle kendi altına yerleştirmesine yol açar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başdanışmanı İlnur Çevik'in, “Kürtleri Münbiç ve Fırat'ın batısından çıkaracakları ancak Fırat'ın doğusunda kalanlara dokunmayacakları” yönündeki açıklaması ile “Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda bir Kürt kantonunu tolere edebileceğini” yönündeki sözlerini değerlendiren Abdullah Ağar, “Türkiyenin güneyinde var olan bir PKK varlığı orta ve uzun vadede Türkiye’nin geleceğini, bekasını, üniter yapısını ve bölünmez bütünlüğünü tehdit edecektir” diye konuştu.

TSK’YA ASKERİ TAKVİYE ŞARTTSK’nın Suriye’de bulunan askeri gücünün Rakka ve Münbiç operasyonları için yeterli olmadığını söyleyen Ağar, takviye yapılması gerektiğini vurgularken, Rakka operasyonun çok daha büyük ve kapsamlı bir operasyon olduğu ifade etti.

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ TAŞINABİLİR Mİ?
Abdullah Ağar, Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu’nun “Süleyman Şah Türbesi, BM 51. maddesi gereği bir Türk toprağıdır ve Türkiye'nin onu savunmak için meşru müdafaa hakkı var. Bu toprağı savunma hakkımız olduğuna göre, Süleyman Şah Türbesi’ni eski yerine taşırsak 37 kilometre derinliğindeki Türk toprağını korumak için hem Fırat’ın doğusuna hem batısına içine alacak şekilde bir güvenlik koridoru oluşturabiliriz” yorumu için şunları söyledi:

“Süleyman Şah Türbesi doğru, bizim toprağımızdır. Her zaman meşru müdafaa ve müdahale hakkımız var. Ancak bütün bunlar doğru zamanlama ile uluslararası hukuka uygun yapılmak zorunda. Sonuçta konunun bir geçmişi ve bir reel politik var.”

ÖSO’NUN DURUMU
ÖSO için son dönemde TSK tarafından yapılan açıklamalarda “Muhalif unsurlardan oluşan özel görev kuvvet grupları” tanımının kullanılması konusunda Ağar, “Müşterek kuvvet... Bizden ve onlardan ortak hareket eden kuvvetler. Görevlerin niteliğine göre bileşenleri ve gücü değişiyor” dedi.

Fırat Kalkanı harekatı sırasında, bazı köşe yazılarında ve askerlerin ifadelerinde “ÖSO birliklerinin zaman zaman alanı terk ettiği” iddialarına da cevap veren Abdullah Ağar, “Paramiliter, istenilen seviyede eğitimi ve kararlılığı olmayan yapılar. Normal karşılanmalı. Bu mücadelenin içinde bu tür kareler var. Aslolan samimiyetsizlik. Bu durumlar da yaşandı” diye konuştu.

OPERASYONDAKİ ZORLUK: YAZ SICAĞI
Yaklaşık 6 ay süren El Bab operasyonunun ardından daha geniş ve kapsamlı olacak Rakka ve Münbiç operasyonları için coğrafi engelleri değerlendiren Abdullah Ağar, “Rakka’da ulaşım, ikmal, takviye ve tahliye hatlarına dair zorluklar oluşur. Ancak Münbiç nispeten daha kolay. Sahadan ziyade iklim koşulları zorluk yaratacak. Yaz aylarında sıcaklık ve toz mücadeleye damgasını vuracak” dedi.

ABD VE RUSYA’NIN BÖLGEDEKİ GÜCÜ VE KOORDİNASYON
Suriye’de askeri üssü olan Rusya ile son dönemde 2 bin 500 özel kuvvetler askerini buraya çekeceği söylenen ABD’nin, askeri varlıklarına ilişkin bilgiler veren Abdullah Ağar, “ABD Rakka’yı PKK ile aşamayacağını biliyor. Koalisyonun yaklaşık 800 uçağı, Rusların 100 civarında uçağı var. Ancak Rus uçaklarının günlük sorti sayıları çok daha yüksek” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri destekli Özgür Suriye Ordusu ile yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı 24 Ağustos 2016'da başladı.

ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de “uçuşa yasak güvenli bölge” oluşturulması gerektiğini aktarmıştı. Almanya ile de görüş birliğinin oluştuğunu ileri sürmüştü. Ağar bu konu hakkında “sadece konuşulduğu”na dikkat çekerek, “Güç, etki ve inisiyatif üretme sonrasında işlerlik kazanabilir. O bile zor” diye konuştu.

Hatırlanacağı üzere Rusya'nın bombardımanı ile 4 Türk askerinin şehit olmuş, 10 asker yaralanmıştı. Ağar, bu olayın ardından ortaya çıkan "koordinasyon eksikliği" sorunun Rakka ve Münbiç'te de yaşanmaması için “ortak mutabakat”ın şart olduğunu vurgulayarak durumu, “Anlaşma. Karşılıklı güven. Her an işleyen hat ve birbirinin ayağına basmama” diye özetledi.