Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

ALLAH'IN VE ELÇİSİNİN DESTEKLEDİĞİ CEMAAT(!)

27.05.1990 tarihinde İzmir Hisar Camii’ndeki konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştır:

“Allah sizi te’yid ediyor yetmez mi, Resûlüllah arkanızda yetmez
mi? Ruhânîler sizin arkanızda yetmez mi? Siz bir devirde Hz.
İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa ile beklenen bir cemaatin, ikinci bir
devirde velilerin yâdında beklenen o cemaatin tam şablonusunuz.
Hz. Muhammed’den sonra gelen herkes sizi müjdeledi yetmez
mi?”

Bütün bu ifadeler, peygamberlerin Gülen tarafından nasıl istismar edildiğinin apaçık bir
göstergesidir. Aşağıdaki pasajlarda ise bu istismarın hangi boyutlarına vardığını gösteren
tipik örnekler sunulmuştur:

09.02.1979 ve 06.04.1979 tarihlerindeki konuşmalarında şunları söylemektedir:

“Açık seçik olarak görüyoruz. Himaye edildiğimizi görüyoruz.
Peygamberin beraberimizde bulunduğunu görüyoruz.
Gençliğimizle ilgilendiğini görüyoruz. Himmetini kâmil ve tam
manasıyla sarf etmesini diliyor, boynumuzu büküyor, temenna
çekiyor, ‘kusurumuzu bağışla ya Resûlallah!’ diyoruz”

“Resûl-i Ekrem tarafından iltifata mazhar olduk. Tûbâ, Tûbâ,
Tûbâ sözleriyle tebşir edildik. Sizlere müjdeler olsun ahir zamanda,
sizlere müjdeler olsun. Hayata nur hüzmeleri getirmek üzere
geldiniz. Sizlere müjdeler olsun başıbozukluk içinde Allah’ın mutlu
şahitleri halinde Allah tarafından gönderilmiş ümmetlerin en
hayırlısı olarak arz-ı didar ediyorsunuz. Allah sizinle beraberdir,
Allah bizimle beraber olsun”.

Konuşmalarında dile getirdiği bu hususu kitaplarında da aynen tekrarlamıştır:

“Hak yolunda olunduğunun manen teyidi sayılabilecek bir emare
olarak ifade etmek isterim ki; bu istikamette yürürken, şimdiye
kadar yüzlerce, belki binlerce bazen rüyada bazen de yakazaten
Efendimiz (aleyhissalatüvesselam) müşahede edilmiş ve onun
müjdesine mazhar olunmuştur… Birçok vesile ile bu kimseler için
Efendimiz: “Korkmayın biz sizin arkanızdayız, ben bu hizmette
sizin arkanızdayım” demiştir.”

Naklettiğimiz bu pasajlarda açıkça görüleceği üzere Gülen, kendi cemaatinin motivasyonunu
yüksek tutmak amacıyla sürekli Allah ve Resûlü’nün onları desteklediğini, arkalarında
olduğunu, onları himaye ettiğini anlatmaktadır. Fakat örgüt her ne hikmetse, kul
hakkı ihlalinde bulunurken, hedefine ulaşabilmek için gayr-i meşru yollara başvururken
Allah ve Resûlü’nün emir ve yasaklarını hiç aklına getirmemektedir.

Gülen örgütü, kendini gizleyerek devletin stratejik birimlerine sızmak ve yıkıcı gizli hedeflerini
gerçekleştirmek adına İslam’ın tesettüre riayet etmek, zinadan uzak durmak
gibi emirlerini görmezden gelmiştir. Öte yandan sınav sorularını çalarak o sınava giren
herkesin hakkını gasp etmek, dinin direği namaz başta olmak üzere ibadetleri askıya
almak ya da aslî biçimleri dışında kendilerinin uydurduğu bir şekilde eda etmek,
sürekli takiyye yapmak, açıkça yalan söylemek, evrakta sahtecilik yapmak vb. onlarca
suç ve günahı kolayca işlemiştir. Böyle bir yapıyı, pek çok peygamberin ve Allah
dostunun övdüğünü iddia etmek, akla ziyan bir durum olmanın ötesinde İslam’ın
açık bir tahrifidir. Zira Yüce Allah kimlerle beraber olup hangi toplulukları destekledi-
ğini Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla
yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.” (Bakara 2/153); “Kim
Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu
peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlih kişilerle beraberdirler; bunlar ne gü-
zel arkadaşlardır!” (Nisa 4/69); “Allah takvâ ile hareket edip iyiliği seçenlerin yanındadır.”

Buna göre ne Yüce Allah, ne Hz. Peygamber ile birlikte diğer peygamberler ve ne de
Allah dostları, İslam’ın emirlerine uymayan ve yukarıda ancak bir kısmına değinilen yasakları
kendi dünyevî iktidarları uğruna açıkça çiğneyen bir örgütün yanında olabilir!