Eski bir arkadaşım bana ayrılıkla ilgili düşüncesini anlatırken “Ne var bunda bu kadar kafayı takacak, insanlar düşüp ölebiliyor da” demişti. Ölümün acısını tatmayan bir insan için bunu söylemek kolay. Ölüm gelip kapıyı çalınca bunun nasıl bir şey olduğunu ölümün sarstığı insanlar bilir. Dün biz de yine büyük bir kayıpla yıkıldık. Hafta sonu program yaptığım Haber Türk Televizyonu’nun kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Ufuk Güldemir’i yitirdik.

Dün sabah kanaldaki “Weekend” programıma Amerika’dan savunma ve güvenlik uzmanı Michael Rubin ile Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan da katılacaktı. Kanala gittiğimde kapıda beni Genel Yayın Yönetmeni Melih Meriç karşıladı ve acı haberi verdi. Daha sonra saat 09.00 sularında Melih Meriç, Murat Ongun ve ben canlı yayına girerek Ufuk Güldemir’i kaybettiğimizi bütün izleyicilerimizle paylaştık.

Haber Türk Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Murat Ongun dün canlı yayında benim kanala nasıl başladığımı şu sözlerle anlattı: Bundan yaklaşık 3 yıl kadar önce Hakan Çelik’le havacılık konusunda canlı telefon bağlantısı yapıyorduk. Ufuk Güldemir bu yayında Hakan’ın Türkçesi, diksiyonu ve bilgi seviyesinden çok etkilenmiş. Bana geldi ve mutlaka onu kanala almalıyız dedi…

Murat Ongun’un da özetlediği gibi o konuşma beni Haber Türk’te başlattı. 3 yıldır aralıksız olarak programlar yapıyorum Ufuk Güldemir, Murat ve Melih beni o ailenin bir parçası haline getirdiler.

Gazetecilikte Washington ve Ankara temsilciliği önemli görevlerdir. Türk basınında birçok gazeteci bu pozisyonlarından ayrıldıktan sonra yayın yönetmeni oldular. Ufuk Güldemir,  kısacık yaşamında ikisi televizyon ikisi de gazete olmak üzere dört kez yayın yönetmenliği yaptı. Hepsinde çok büyük başarılar elde etti. Ben hayatımda Ufuk Güldemir kadar haberin kokusunu iyi alan çok az insan tanıdım. O kadar ki Ufuk Güldemir, yoktan var ettiği Haber Türk ailesini bu tutkusuyla hep daha yukarı taşıdı. Tematik kanallar arasında Haber Türk’ün bugün en çok izlenen yayın kuruluşlarından biri olmasını onun bitip tükenmek bilmeyen enerjisine borçluyuz.

Ufuk Güldemir’le sık sık mesajlaşırdık. Yaptığım programla ilgili daima takdir duygularını iletti. Bir kere bile bir eleştiri getirdiğini, ya da “Şu konuğu niye çağırdın, şu yorumu niye yaptın?” dediğini hatırlamıyorum. Konuşmasını ya da mesajını “Hakancığım gözlerinden öpüyorum…” diye bitirirdi. Bu bir insana söyleyebileceğiniz en güzel sevgi ifadesidir. Çünkü göz insanın belki de en değerli varlığıdır. Ama bizim kültürümzde gözlerinden öpmek aynı zamanda ayrılık anlamına gelir. Biz ne bilelim böyle trajik bir ayrılık yaşayacağımızı , Güldemir’den hiç ayrılacağımızı düşünmedik. Onun sözlerini hep samimi sevginin ifadesi olarak gördük.

Türkiye’de yaşamak, ayakta durmak zordur. Burası başarının kıskanıldığı, bilgi sahiplerinin cahiller tarafından horlandığı bir ülkedir. Hele gazeteciyseniz ve ilkeleriniz için yaşıyorsanız kimi zaman savrulursunuz. Cama çarpan bir kuş gibi kanlar içinde kalabilirsiniz. İşinizi çok iyi yapmanız bile size bir garanti getirmez. Bizim meslekte kaderiniz birçok işte olduğundan daha fazla şekilde patronun iki dudağının arasındadır. Yaşamın ve mesleğin stresinin size hangi sürprizleri getireceğini kestiremezsiniz. Genellikle kapının eşiğinde kalp hastalıkları ya da kanser sizi bekler.

Ufuk Güldemir de tıpkı geçtiğimiz günlerde kanserden kaybettiğimiz Turan Yavuz gibi 51 yaşındaydı.

En büyük özelliği hiçbir güç karşısında eğilmemesi, bükülmemesiydi. Ufuk Güldemir kendi yıldızlarını yaratma iddiasında bir yayıncıydı. Hayatı boyunca da bunu yaptı. Bugün kanalı sırtlayan Melih Meriç, Murat Ongun, Taki Doğan ve diğer isimler Ufuk Güldemir’in keşfettiği isimlerdir. Bugün Hürriyet, Sabah, Akşam gibi gazetelerin önemli isimleri Haber Türk’te yayın yapıyor. Köken olarak hani yayın kuruluşundan gelirsek gelelim Haber Türk’te bizi kucaklayan ve saran bir sevgi ve özgürlük ortamı bulduk.

Ufuk Güldemir’in özgürlük anlayışı bana göre Zülfü Livaneli’nin “Özgürlük” şarkısı gibidir.

Gerçi biz onu dün yayında Frank Sinatra’nın ölümsüzleştirdiği “My Way” şarkısıyla uğurladık. Mehmet Tezkan’dan Can Ataklı’ya Sedat Ergin’den Güneri Civaoğlu’na, Ertuğrul Özkök’ten Mehmet Barlas’a kadar onunla çalışan ya da onu çok iyi tanıyan meslekdaşlarımızın sevgi dolu konuşmalarıyla son vedamızı yaptık. Ancak Ufuk Güldemir gibi ölümsüz gazeteciler böyle uğurlanmayı hak ederler. Ufuk Güldemir, analizleriyle Türk sosyal hayatına kazandırdığı kavramlar ve gazetecilik prensipleriyle hep bizimle birlikte yaşayacak. Eminim ki gittiği yerde de, geride bıraktığı kanalını, oradaki çocuklarını yakından izlemeye devam edecek.

Kanser tedavisi için uzun bir süre Amerika’da kalan Ufuk Güldemir geçen sene Türkiye’ye döndüğünde onu şarkılar eşliğinde karşılamıştık. Çok iyi görünüyordu. Morali yerindeydi. Gözlerindeki mutluluk ışığını çok iyi hatırlıyorum. İkimizin de başak burcu olduğunu orada tesadüfen öğrendim. Bana “İşte bak, bu kadar yakın olmamızın bir sebebi daha” demişti.