Erdoğan ile Özal'ın en temel farkı

Miliyet Gazetesi yazarı Meral Tamer'in köşe yazısı...


Çiçek: "Özal siyasete yatay geçiş yapmıştı, Erdoğan dikey geçiş yaptı. Özal kongrelerde iyi konuşurdu, Erdoğan daha güçlü hatip"

Cemil Çiçek, yılların politikacısı. 5 kez bakanlık yaptı. Özal hükümeti (1987-89),Akbulut hükümeti (1989-91),Yılmaz hükümeti (1996),Gül hükümeti 2002 ve Erdoğan hükümeti...

Çiçek, Özal'ın Devlet Bakanı'ydı, Erdoğan'ın ise hem Adalet Bakanı, hem Hükümet Sözcüsü.
Şimdi AKP Ankara 1. Bölge, 1. sıradan aday.
Bendeniz ise birkaç gündür seçmen nabzı tutmak için yollardayım. Yozgat ve Kırıkkale'den sonra son durağımız Ankara'da, son görüşmeyi dün sabah Çiçek'le yaptık.
Seçimlerle ilgili izlenimlerimi, önümüzdeki günlerde seçim sayfamıza yazacağım; ama seçim gezilerinin ilginç "yan ürünleri" de oluyor tabii. Onları bir an önce sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yatay-dikey siyaset
20 yılda 5 ayrı başbakanla çalışmış bakan bulmak kolay değil. Ankara Temsilcimiz Fikret Bila ile birlikte daldan dala sohbetimizde Çiçek'ten, birlikte çalıştığı 2 güçlü başbakanı -Özal ve Erdoğan'ı- karşılaştırmasını istedim:
"Rahmetli Özal siyasete yatay geçiş yapmıştı. Başbakan Erdoğan'ın siyasi hayatı dikey bir yol izlemiştir" dedi. Erdoğan'ın gençlik yıllarından beri siyasetin içinde olduğunu, hemen her kademede çalıştığını, Belediye Başkanlığı yaptığını hatırlattı. Özal ise DPT Müsteşarlığı ve Başbakanlık Müsteşarlığı gibi bürokrasinin en üst noktalarından siyasetin en tepe noktasına geçiş yapmıştı.

Hangisi iyi hatip?
Ben, Özal'ı da şimdi ne söyleyecek diye ilgiyle dinlemişimdir; Erdoğan'ı da dinliyorum. "İkisi de iyi konuşmacı" diyecek oldum; ilk itiraz Fikret'ten geldi: "Erdoğan, daha iyi hatip! Türkçe'yi çok iyi kullanıyor."
Çiçek de aynı görüşte. Nedenini birinin siyasete yatay, diğerinin dikey geçiş yapmasına bağlıyor: "Özal konferanslarda iyi konuşurdu. Başbakan'ın ise büyük topluluklar karşısında da, halka hitap ederken de, televizyon programlarında da, her zaman hitabeti güçlü."
İkisinin başbakan olduğu dönemlerin Türkiye koşulları da, dünya konjonktürü de çok farklı tabii. Bu noktanın altını çizen Çiçek, "Ayrıca her yiğidin de bir yoğurt yeyişi vardır" diyor.
Bir örnek verebilir mi?

Özal sürprizi severdi
"Rahmetli Özal sürpriz yapmayı çok severdi" diyor Çiçek. İlk aklına gelen, Özal'ın hiç beklenmedik zamanlarda, beklenmedik şeyler yapması. Makam şoförü ve koruması dururken arabanın direksiyonuna geçip McDonalds'a hamburger yemeğe gidişi ya da otomobiliyle sürat yapması...
Erdoğan'ın farklı yoğurt yeyişinde ise Çiçek'in verdiği ilk örnek gecekondu ziyaretleri. "O ziyaretleri, eskiden beri yaparlardı. O zamanlar kimse bilmezdi, şimdi gazeteciler Başbakan'ı izlediği için gecekondu ziyaretleri de haber oluyor" diyorsa da ben pek ikna olmuyorum.
Benim tanıyabildiğim kadarıyla Başbakan Erdoğan istese, tek bir medya mensubunun bile ruhu duymadan pekâlâ gecekondu ziyaretlerini yapabilir.
AKP'nin 10 gün önce açılan yeni genel merkez binasının hem önden, hem de arkadan 2 ana giriş kapısı olması da boşuna değil herhalde...