Siyasi partilerin seçim programlarında “ekonomi” ön plana çıkarken, akademisyenler AKP ve CHP’nin bu konudaki vaatlerini değerlendirirken, “seçim sonrası mali gevşeme” görüşünde birleştiler.

Akademisyenler AKP’nin IMF ve uluslararası finans kuruluşlarına dayalı ekonomi programını sürdüreceğini belirtirken, istihdam, gelir eşitsizliği, büyüme stratejisi, verimlilik, tarımda göçün önlenmesi gibi temel sorunlarda somut politikalar ortaya koyamadığını bildirdiler. Diğer yandan CHP’nin ise icraatlara dayalı, ekonomideki kırılganlığı gidermeye yönelik, sanayileşmeye teşviki ön plana çıkaran vaatlerde bulunduğunu belirttiler.

MALİ GEVŞEME ORTAK ÖNGÖRÜ

AKP seçim bildirgesinde, birebir vatandaşın cebine yönelik vaatler, ithalata dayalı büyüme odaklı bir program ön plana çıktı. CHP ise, seçim meydanlarında ihracat ve rekabete dayalı, kırılganlığın giderilmesine dönük vaatler sundu. Siyasi partilerin ekonomi programlarında, geçmiş dönemlerde yaşanan ekonomik sorunlar ve kırılganlık ön plana çıkarken, hepsinin ortak yönü yüksek büyümeye karşın düşük enflasyon oldu. Diğer yandan “tasarrufa” dönük söylemlerin yer almaması ise dikkat çekti. AKP ve CHP’nin ekonomi programında yer alan vaatleri değerlendiren akademisyenlerin ortak kanısı “seçim sonrası mali programda gevşeme” olacağı yönünde gerçekleşti.
İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim Üyesi Prof. Dr. Türkel Minibaş, Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Erinç Yeldan ve Türkiye Ekonomi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ercan Uygur AKP ve CHP’nin ekonomi programlarını ANKA’ya değerlendirdi.

“IMF’YE DAYALI EKONOMİ PROGRAMI SÜRECEK”

Prof. Dr. Türkel Minibaş, AKP’nin IMF ve uluslararası finans kuruluşlarına dayalı bir ekonomi modeli uyguladığını kaydederek, şunları kaydetti:
“Bunu aynen devam etmekle yükümlü bir parti. Seçim programının ekonomi ağırlıklı olması içerdeki seçmene aynı icraatları devam ettireceğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde de düşük kur politikasının süreceği intibası uyandırıyor. Global politikaların istihdam sorununu çözmesi mümkün değil. Teknolojideki yeniliği, özelleştirmeleri kapsadığı için işsizlik yaratan programlar. AKP, global politikaları uygulamak amacıyla geldi.”

“CHP KAYNAK DAĞITICI BİR POLİTİKA İZLEYECEK”

Prof. Dr. Minibaş, CHP’nin ekonomi programının icraata dönük, kaynak dağıtıcı bir temele dayandığını kaydederek, buna ilişkin olarak da şöyle devam etti:
“CHP kaynak dağılımı yaparken, AKP’nin yoksullaştırdığı kitlelere karşı bir farklılık yaratması gerekiyor. Faiz dışı fazla benzeri kaynaklardan karşılamak gibi iddiası var. Programda, üretim ve sanayi ön plana çıkıyor. İstikrar programının sürdürülebilme özelliğini kaybettiği ortaya konuyor. Makroekonomik riskler irdeleniyor.”

“ÖZELLEŞTİRME, YABANCI SERMAYEYE DEVİR PROGRAMI”

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan, AKP’nin ekonomi programında doğrudan yatırıma dayalı bir yapının söz konusu olduğunu belirterek, “topyekün” yatırım yerine özelleştirme, varolan şirketlerin devri, gayrimenkul satışları üzerine kurulu olduğunu söyledi. Yeldan, AKP’nin ekonomide kırılganlığı örtbas etmeye yönelik bir tavır ortaya koyduğunu kaydederek, programa ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dövizin ucuzluğu sayesinde enflasyon göreceli ucuz tutuluyor. İthalat malları döviz ucuz olduğu için ihracatta kullanılıyor. Özel sermaye şirketlerinin dış borçların yük olmadan döndürülmesi döviz kurunun düşük tutulmasına bağlı. Programın ana temeli dövizin düşük tutulması. AB çabası adı altında Türkiye döviz getirmeye çalışacaklar. Kırılganlık örtbas edilecek. Enflasyon göreceli olarak yüzde 10’unun altında tutulması sağlanmış olacak. Fiyatlama üzerinden rekabet, girdi malları ucuzluğu üzerinden rekabet, teknoloji devreye girdikçe, ithalata dayalı sanayileşme geleneksel sektörlere destek verilmedikçe istihdam sorunu çözülmez. İç talebe dayalı bir sanayileşme izlenmedikçe reel ücretlerin artması, istihdam mümkün değil.”

“CHP STRATAJİSİ TEŞVİK ESASLI”

Prof. Dr. Yeldan, CHP’nin ise teşvik esaslı bir program ortaya koyduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Program içinde küreselleşmenin ulusal ve uluslararası kısıtlarının dışına çıkmayı hedeflememesine rağmen bunlar altında ihracatı arttırıcı ve istihdamı arttırıcı bölgesel eşitsizlikleri azaltıcı, teşvik etmeye dayalı bir program olduğu göze çarpıyor. İç talebi canlandırıcı, reel ücretleri arttırıcı bir program görülüyor. Bütçe kalemlerinin dağılımının sosyal altyapının güçlendirilmesine önem verileceği görülüyor.”

MALİ POLİTİKA GEVŞEYECEK

Türkiye Ekonomi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ercan Uygur, AKP’nin seçim bildirgesinde yer alan öngörülen mali disiplinin gevşeyeceği yönünde sinyal verdiğini söyledi. Uygur, IMF’ye rağmen KDV indirimine gidilmesinin de bunun bir örneği olduğunu kaydetti. Uygur, AKP ve CHP’nin ekonomi programına ilişkin olarak şöyle konuştu:
“Mali politikalarda gevşeme olacak görünüyor. KDV oranlarındaki indirimi bunun sinyali. IMF’ye rağmen. Seçim havasıyla gelen bir şey. Diğer partilerde olduğunu görerek önceden davrandı. Türkiye’nin 6.5’luk bütçedeki faiz dışı fazla çok fazla görünüyor. Bir sürü altyapı yatırımı eğitim başta olmak üzere daha fazla kaynak istiyor. Mali politikasının bir miktar gevşeme göstereceği kanaatindeyim. Şimdiden alınan kararlarla seçim sonrası sinyalleri veriliyor. Faiz dışı fazla yüzde 5’e düşebilir. Çok daha aşağı düşmez. Borç stoku kendini gösteriyor. AKP de dahil olmak üzere bütün partiler mali politikada bir parça gevşeme. İstihdamı arttıracak önlemler genel olarak var. Somut olarak bir şey yok. İşsizlik Fonu kullanılabilir deniyor. Ama emin değiller. Nasıl kullanılır bilinmiyor. Büyüme sürecinde bir takım politikalar faizin yüksek olması, döviz kurunun düşük kalması nominal olarak, ithalatı her kesim için cazip kılıyor. Firmalar ucuz girdi kullanmaktır. Yerli girdiyi az kullanmaktır, istihdamı azaltacak etkisi oluyor. Üretim fazla girdi açısından istihdamı azaltıyor. Döviz kuru düşünce döviz olarak satın alma gücü artıyor. O da etkiliyor.
Düşük kur politikası devam ederse yüksek faiz, özelleştirme, yabancılara satış lazım. Onların da sonu var. Büyük bankalar bitti. Bu politikanın sonuna geliniyor. Latin Amerika’da görüldü.”

“CHP REEL ÜCRETLERDE ARTIŞ ÖNGÖRÜYOR”

CHP'nin reel ücretlerde bir miktar artış öngördüğünü belirten Uygur, "Bütçe politikasının bütün partilerce gevşetileceği anlaşılıyor. Bu yapıda tepkiler oluşacaktır. Bütçe kısıtları içinde kaldığı sürece reel ücretlerde iyileşme yapılabilir. Enflasyonu tetikler deniliyor. İki yıl öncesinde bugünkü hükümet asgari ücretleri yüzde 33 dolayında arttırdı. Büyük sorun olmadı. Bütçe dahilinde iyileştirme yapılabilir. Her hükümetin hakkıdır. Mali disiplinden taviz enflasyon üzerinde olumsuz etkiler. Gelir unsurları, kar, sıkıştırılmış durumda. Düşük karlarla ihracat yapılmaya çalışılıyor. Bir miktar döviz kuru artışı oldu diyelim. Önemli bir sıçrama olursa tetikler. Döviz kurunun enflasyona yansıma oranında da düşüş var. İstihdam bastırılmış oluyor. Gelir dağılımını iş vermeyerek bozuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

ANKA