HABERTURK.COM

Kanal İstanbul projesi ile ilgili hazırlanan 'Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)' raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca yeterli bulunarak, 23 Aralık itibariyle halkın görüşüne açıldı. Raporun askıya çıkmasından bir gün sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Saraçhane'deki başkanlık binasında düzenlenen toplantıda, projeye ilişkin eleştirilerini 15 başlık altında açıklamıştı. Kanal İstanbul için açıklanan ÇED raporunun 10 günlük askı süresinde itirazlara dahil olacaklarını ifade eden İmamoğlu, vatandaşa da dilekçeyle itiraz etme çağrısında bulunmuştu.

İmamoğlu'nun çağrısının ardından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde görülen hareketlilik bugün de devam etti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da bugün Beşiktaş'taki binaya gelip dilekçe verenler arasındaydı. Binaya gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan ve projeye neden karşı çıktıklarını anlatan İmamoğlu, "Tüm halkın haklarını korumak adına ÇED raporuna itiraz için geldim. Bu süreci son ana kadar takip edeceğim" dedi.

'EN ÜST PERDEDEN BİR PLAN DÜZENİDİR'

ÇED raporu ile ilgili sürecin usulüne uygun yürümediğini belirten İmamoğlu, "Baktığınızda önce plan askıya çıkar. Sonra projeye göre bir ÇED raporu uygulanır. Her şey apar topar. Bizim derdimiz bu güzel memleketin, coğrafyanın iyiliklerle buluşması, güzelliklerle buluşması, zarar görmemesi. Örneğin çevre planı düzeni dediğiniz, aslında bir uzlaşma metnidir. Yani toplumsal bir uzlaşmadır. Kapalı kapılar ardında yapılmaz. Hele hele 1/100.000’lik plan bir anayasa gibidir.

En üst perdeden bir plan düzenidir. Kimin haberi var? Bir şey duydunuz mu? Bir çalışma duydunuz mu? Odaların, sivil toplum kuruluşlarının üniversitelerin kimin haberi var? Hiç kimsenin haberi yok. Yani dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama olmaz. Bu anlayış, yanlıştır. Bu işin içinde olanlar, bu işi hazırlayanlar… Onların bile çocuklarının, torunlarının geleceği için ben şu anda itirazda bulunuyorum. Bu şehirde yaşayan bu ülkede yaşayan hatta dünyadan bu şehri takip eden herkes için" dedi.

"5 YIL BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPTIM; BİR YERE Mİ DAVET EDİLDİM?"

Kanal İstanbul'la ilgili verilen örneklerin yanlış olduğunu kaydeden İmamoğlu, "Bakın dünyada böyle 50 tane kanal var deniliyor. 100 tane de olabilir, 200 tane de olabilir ama İstanbul bir tane. İki kıtayı birleştiren coğrafya, bir tane. Yani dünyanın gözbebeği, en nadide noktasında yaşıyoruz. Bunun kıymetini bilmek, bunun sorumluluğunu taşımak, bunu tartışabilmek, konuşabilmek…

2011'den beri bir hikayedir geziyor. Kimin bilgisi var? Bakın benim 5 yılım, bu şehrin kanala en yakın ilçelerin bir tanesinde belediye başkanlığıyla geçti. Nereye çağırıldım? Bir yere mi davet edildim? Benim dışımda bir belediye başkanı bir yere mi davet edildi? Bir bilgi paylaşıldı, bir şey mi soruldu? Geçelim vatandaşı, bu şehrin 39 belediye başkanı…

2011’den beri yapan arkadaşlarımız da var… Partisi, purtisi yok bu işin. Hangi partiden olursa olsun bir yere mi çağrıldı? Bakın vicdanlara sesleniyorum; akla, bilime sesleniyorum. Ahlâka sesleniyorum. Bu süreç, onun bunun süreci değil, o partinin bu partinin süreci değil. Konuştuğumuz mevzu, tümüyle toplumsal bir mevzu. Bu ülkenin geleceği ile ilgili bir mevzu” diye konuştu.


'ZATEN BU ŞEHİR BETONA BOĞULMUŞ DURUMDA'

İstanbul'un 2 kıta üzerinde kurulu olduğunu kaydeden İmamoğlu, "Bir tanesi Asya, bir tanesi Avrupa. Yaptığınız şey, ne olacak? Hangi kıta olacak? Bir şey mi üretmiş olacaksınız? Tümüyle şaşkınlık verici. Suyu etkisi, doğaya etkisi, yaşama etkisi, 500 bin kişilik akıllı şehir… 'Hadi oradan' derler ya. 1 milyon 200 bin nüfus sizin raporlarınızda yazıyor. Bana göre daha fazla. Çevre planı askıya çıktı; alın, bakın. 4-5 tane Esenyurt ilçesi göreceksiniz. Kimi kandırıyorsunuz? Havaalanında, 'Airport City' diye tanıtımlar yapılıyor. Havaalanının kalan kısmında da bir milyonluk şehir mi düşünüyorsunuz? Ya da daha önce Anadolu yakasında ve Avrupa yakasında, kuzeyde iki şehir diye açıklamanız var. Ya ne yapıyorsunuz? İstanbul'da şu anda 1 milyon boş adres konut var. Boş, içi dolu olmayan konut var.  Zaten konut stoku dolu. Zaten bu şehir betona boğulmuş durumda" ifadelerini kullandı.

'BEN UYKUSUZ GECELER YAŞIYORUM'

İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben burada, genç insanlar görüyorum, sorumluluk sahibi insanlar görüyorum. Türkiye tarihinde ilk defa bir konuya insanlar şiddetle karşı. Bunu görmemezlikten gelmek mümkün mü? Böyle bir şey olmaz. Ben, uykusuz geceler yaşıyorum. Kanal İstanbul, benim uykularımı kaçırıyor. Bu şehrin uykularını kaçırıyor. Öyle konuyu bulandırmaya gerek yok.

Üçüncü köprüyü kim istemedi örneğin? Niye istemediniz o zaman? Niye 'ihanet' diye yorumladınız? Sayın Cumhurbaşkanı'na inanın bu sözünü hatırlatmak isterim. Niçin, hangi duygularla? Doğayı savunmadınız mı? O zaman savundunuz, bugün neredesiniz? Ya bunları hep birlikte konuşsak…

Davet edin; gelelim, konuşalım, anlatalım. Biz İstanbul'da, 7-8 Ocak'ta İstanbul'un suyunu konuşacağız. 9-10 Ocak'ta Kanal İstanbul'u konuşacağız bütün bilim insanları ile. 'Olumlu düşünenleri de davet edin' diye talimat verdim. Gelsinler, anlatsınlar. Kanalı konuşuyoruz ama bir başka arkadaşımız, 'Bazı projeler eror (hata) verebilir' diyor. '2050 yılına kadar su sorunu yok' dediğiniz bir kentin barajı, yaklaşık 6 yıldır bitirilemiyor. Bir baraj, bir baraj. Yani Melen'deki bir baraj bitirilemiyor. 600-700 milyonluk ödenek önce çıkarılamadı, şimdi inşallah çıkarılacak. Bizim uyarılarımızdan sonra. Niye? 2020'nin bütçe darlığından dolayı. Şimdi inşallah öncelik verilip çıkarılacak. Bu olmaz.

BU ŞEHRİN EKSTRA BİNALARA İHTİYACI YOK

Tümüyle insani, vicdani, bu ülkenin ve bu şehrin geleceği için konuşuyoruz. Bu şehrin ekstra binalara, ekstra nüfusa ihtiyacı yok. Bu şehrin, korunmaya ve insani gelişime ihtiyacı var. Bu ülkedeki gençler, liseli gençler, niye ülke dışına gidiyor? Bunu araştırmamız lazım. Onlara kaliteli bir ekosistem oluşturmamız lazım. Yeni teknolojileri geliştirerek, üreten, yeni katma değerlerle bu şehre katkı sunan nesilleri, bu şehirde var etmemiz lazım. Korumamız lazım. Onlara uygun ortamları var etmemiz lazım.

Bu şehrin derdi, kanal falan değil. Birçok şey anlatabilirim. E-5'i nasıl geçeceksiniz? Daha ortada proje yok, Küçükçekmece Gölü'nü nasıl aşacaksınız? Su ile ilgili 3 bilim insanının raporunu okuyorum, 2-3 gecedir uykularım kaçıyor. Bir bilim insanının tarifi aynen şu: 'Tümüyle siz yeraltı kaynaklarını kurutuyorsunuz. Istrancalar'dan gelen suyun İstanbul'a yer altı akışını yok ediyorsunuz. Bu yaratmak istediğiniz ada, yarınlarda yerleşime uygun olmayan, kurak bir alana dönüşme riskine sahip.'  Ya bunları ben yazmıyorum ki; bilim insanları söylüyor. Bugün değil, 3-4 sene, 6 sene önce yazılmış."

'BU SÜRECİ SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİM'

Yaşanan sürecin siyasi bir tartışma olmadığını vurgulayan İmamoğlu, şöyle konuştu: "Siyasi abluka altında köşe yazısı yazmak, TV'de konuşmak… Bunları bir kenara koyalım. Bir başka konuda beni yerden yere vurun. Ama bu başka bir konu. Bu sizin çocuklarınızın, torunlarınızın konusu. Bizim konumuz değil. Bu şehrin geleceği. Herkes evine gittiğinde söylediklerini çocuğunun, torunun gözlerinin içine baka baka bir daha gözden geçirsin. Bu güzel şehrin, güzel insanlarımın, 16 milyon vatansever vatandaşımızın, 82 milyon vatansever yurttaşımızın haklarını korumak adına Kanal İstanbul’un ÇED Raporu'na itiraza geldim.

Bu süreci sonuna kadar takip edeceğim. Hukuksal zeminde sürecin nasıl değiştiğini ve nasıl değişeceğini, bütün hukuki mücadelemizi kol kola, akılla ve bilimle, birilerini düşündüğü gibi yüksek sesle değil, had bildirerek değil. O işler geçti, kimse duymuyor, kimseye tesir etmiyor. Ama güzel cümleler tesir ediyor. Varsa anlatmak istediğiniz, güzel cümleler kurarak akılla, bilimle anlatın. Talimatla anlatmayın. Geçmiyor çünkü, almıyor. Ne çocuklara geçiyor. Ne gençlere geçiyor. Kimseyi de korkutmuyor. Öyle, 'Ben bilirim, ben yaparım, isteseniz de istemeseniz de' cümlelerinin hiçbiri geçmiyor. Bu millet hukuksal mücadelesini verecek. Her ilçenin Bağcılar'ın, Gaziosmanpaşa'nın, Ümraniye'nin, Sultanbeyli'nin, Küçükçekmece'nin Arnavutköy'ün köylerinin, varoşlarının, nerede yaşıyor olursa olsun herkesin ekmeğinin, havasının, suyunun, maneviyatının, mezarlarının, geçmişinin, bütün her şeyinin haklarını savunuyoruz. Onun için buradayız."

'İSTANBUL'U SEVMEMEKTİR DOĞRU'

İmamoğlu, "Dün akşam saatlerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni şehri 100 binlik planlara işledi. İBB'nin yaptığı bir plandı bu. Siz bu konuya itiraz edecek misiniz" sorusuna, "Gayet tabi itiraz edeceğiz, öyle bir plan olur mu? Toplumsal uzlaşmanın olmadığı bir 1/100.000'lik plan olur mu? Daha önce yapmaya çalıştıkları gibi kapalı kapılar ardında olmaz. İstanbul'un 39 belediye başkanının hangisinin bilgisi var. Ben şahidiyim, yok. Son 6 yılın, ondan öncekilerin tek bir kelime bilgisi yok. 16 milyon insan bunları söylemem için beni seçti. Ben onların sesiyim" yanıtını verdi.

İmamoğlu, "Projeyi isteyenler de olduğu söyleniyor…" hatırlatmasını, "İstanbul'u sevmemektir, doğru. Biz şehrin vicdanını temsil ediyoruz. Ben istemiyorum diye, kimse bu işi istemiyorum demez. Bir başkası istiyor diye de kimse de bu işi istemez. Akıl ve bilim var, raporlar var orada. Onları incelesinler. Metrolardaki yayınlara devam edeceğiz. Daha çok bilgi sahibi yapacağız. Bugüne kadarki bilgi sahibi yapılmamanın tam aksine daha çok bilgi sahibi yapacağız. Daha fazla insana bilgi aktaracağız" şeklinde yanıtladı.

'KANAL İSTANBUL BİLGİLENDİRMELERİ ÇOĞALACAK'

İmamoğlu, İBB ekranlarının Kanal İstanbul için kullanılmasının eleştirilmesi yönündeki soruya karşılık ise şunları söyledi: "Daha da çoğalacak. Ben, belediye başkanıyım. Toplumu bilgilendiriyorum. Bilgi alma hakkına saygı duyarak onların, bilgi almasını sağlıyorum. Keşke 8 senedir bu işi evirip çeviren insanlar, tek bir sayfa akılla, bilimle bir şey sunsaydı. Ne gördünüz Kanal İstanbul ile ilgili? Ne var aklınızda? 70-80 katlı binaların olduğu çizgi film var. Başka bir şey yok. Bir de yatlar, villalar, hatta saraylar var. Bu millet, kat, yat, saray istemiyor. 80 katlı bina hiç istemiyor. Bu millet ne istiyor buluyor musunuz? İş, aş, ekmek, eğitim. Bakın milletin çocukları okullarında okuyamıyor diye zoraki satışlar yapılıyor. Özel okullar kapatılıyor. Bütün bu sorunlar varken, bakın yurtdışı ile ilişkilerimizdeki sorunlarımız, bütün bu sorunlar varken, bu şehri ve bu ülkeyi Kanal İstanbul ile meşgul etmek devlet adamlığına sığmıyor. Biz bu bilgileri vermeye devam edeceğiz."

Açıklamasının ardından binaya giren Başkan Ekrem İmamoğlu, ÇED raporuna itiraz dilekçesini teslim etti. Dilekçeler perşembe günü mesai bitimine kadar teslim edilebilecek.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri