Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Dünyanın birçok bölgesinden araştırmacının oluşturduğu bir ekip, kırmızı et ve işlenmiş gıdalar üzerine mevcut verileri analiz etti ve bulgularını Annals of Internal Medicine dergisinde bir makale halinde yayınladı. Araştırmaya göre kırmızı et ve işlenmiş gıdalar açısından zayıf bir diyetin, kanser ya da kardiyovasküler hastalıklar gibi hastalık risklerini önemli ölçüde azalttığına dair mevcut bulgular zayıf. Araştırma bu tür etleri haftada yaklaşık 4 porsiyon olacak şekilde tüketmekte bir sakınca olmadığını iddia ediyor.

Ancak çok sayıda sağlık uzmanı ve büyük sağlık kurumları bu tavsiyenin yanlış ve hatta pervasız olduğunu belirtiyor. Yine de Amerikan Kalp Cemiyeti, kanıtların oldukça güçlü olduğunu, doymamış yağlar yerine et gibi doymuş yağ kaynaklarına yönelmenin kalp hastalıkları riskini düşürdüğünü söylüyor. “Tek bir besin ya da besinler kategorisine odaklanmak, aşırı derecede basite indirgemek” diyor American Kalp Cemiyeti’nden Alice H. Lichtenstein. Amerikan Kanser Cemiyeti ise kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini mümkün olduğunca sınırlandırmaya devam edeceklerini söylüyor: “insanları kanserden korumak adına.”

Peki söz konusu çocuklarımızı beslemek olduğunda kime inanmamız gerekiyor?

Öncelikle beslenme üzerine fikirlerin neden bu kadar sık bir şekilde değiştiğini anlamamız gerekiyor. İnsanların ne yedikleri ve bunların sağlıklarını nasıl etkilediği üzerine çalışmak son derece aldatıcı. Bilim insanları genelde insanların ne yediklerini bildiklerine inanmak – ve dürüst olduklarına – durumunda kalıyorlar. Araştırma sonuçları üzerine etkili olabilecek birçok farklı faktör de var – hayat tarzı, genetik etmenler vs. İşte bu yüzden çoğu araştırma, doğrudan sebep-sonuç ilişkilerini değil, faktörler arası ilişkilenmeleri ortaya koyuyor (az et tüketimi ile kalp hastalıkları riskinde düşüş ilişkisi gibi).

Açık fikirli olmak her zaman iyi olsa da (nihayetinde beslenme önerileri sürekli değişiyor),spesifik bir beslenme önerisi büyük organizasyonları ya da temel toplumsal eğilimleri hiçe saydığında tedbirli olmakta fayda var. Belki de et porsiyonları yüzünden stres yaşamaktansa, ailece daha akıllıca bir beslenme yaklaşımı benimseyebilirsiniz: geniş bir yelpazede tüm gıda türleri ile beslenmek. Böylelikle tek bir besin ya da besinler grubunun ailenizin beslenme alışkanlıklarını domine etmesini engelleyebilirsiniz.

“Et gibi tek bir besin grubuna ya da yeni ortaya çıkan çalışmalara takılıp kalmaktansa, ebeveynlere sağlıklı bir beslenme dengesi kurmalarını tavsiye ediyorum.” diyor beslenme uzmanı Jill Castle. Yani et, kümes eti, balık, fasulye gibi farklı protein türlerinin yanı sıra bolca tahıl, meyve sebze tüketmek, herhangi bir besin türünü kötü göstermemek gerekiyor. “Çocukların, fiziksel gelişim için dengeli bir beslenme düzenine ihtiyaçları var; yemek ile olan ilişkilerini de geliştirme sürecindeler. Yemeği günlük etkileşimleri üzerinden öğreniyorlar. Korku aşılamak ya da gıda sınırlamalarına gitmek, yemek ile sağlıksız bir
ilişkinin kurulmasına sebep olabilir.”

İşte size örnek bir program:

Haftada bir kırmızı et, ayda birkaç kez sosis, sucuk gibi kaçamaklar, ayda bir kez etle yapılmış sandviçler. Haftada en az bir etsiz akşam yemeği, bolca meyve ve sebze – ve tabi ki beslenme üzerine yapılmış haberlerin stresinden uzak durma!