Dünya çapında bir virüs salgını yaşadığımız bugünlerde bedensel sağlığımız kadar ruh sağlığımızı da koruma altına almamız gerekiyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre, kişinin yoğun düzeyde kaygıya maruz kalması bedeni ve bağışıklık sistemi kadar ruh sağlığında da onarılması güç hasarlara yol açıyor. Salgının boyutunun arttığı ve Türkiye’de de Koronavirüs vaka ve ölümlerinin artış göstermeye başladığı bugünlerde tüm bireylerin genel kaygı durumunda bir yükselme görülüyor. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden Uzm. Psk Cemre Ece Gökpınar Çağlı, “Bu tablo belli ölçüye kadar normal kabul edilse de özellikle kaygılı (anksiyetesi olan) sağlık takıntılı ve şüpheci kişilerde daha ileri boyutlara varabiliyor” diyor. Bu tip kişilerde kaygı düzeyi herhangi bir uyaran olmadan da yüksek olduğu için bir sorunla karşılaşıldığında kişi sorunu çok daha ileri boyutta yaşıyor ve başa çıkma mekanizmaları yetersiz kalınca panik yaşayabiliyor.

 

TEDBİR ALMAK BAŞKA KONTROLÜ KAYBETMEK BAŞKA

Bu yapıdaki kişilerin tedbir almak ile panik olup kontrolü kaybetmeyi birbirinden ayıramaz hale geldiği belirtiliyor. Panik tablosu, salgın ve afet gibi durumlarda kişileri hata yapmaya sevk ediyor. Kişi paniğe kapıldığında hem kendini hem de başkalarını tehlikeye atabilecek davranışlarda bulunabiliyor. Tedbirli davranmak ise “ Bilimin önerileri doğrultusunda kanıtı olmayan söylemlere inanmadan ve yaymadan önlem almak” olarak tanımlanıyor. Uzm. Psk. Cemre Ece Gökpınar Çağlı, bu konuyla ilgili olarak, “Örneğin ülkemizde açıklanan ilk vakanın ardından çoğu vatandaşımız marketlere koşup izdiham yaratmış, bunu yaparken o kalabalığın içinde virüsün yayılma olasılığının daha fazla olduğunu düşünmemiştir. Bu tip durumlarda korkunun kişiyi yönetmesinin önüne geçmek gerekir. Sürekli hasta olunacağı düşüncesiyle yaşamak ve herkese şüpheli gözle bakmak iyi bir şey değildir. Bu nedenle sürekli, ‘Hastalanacağım’ korkusu ile aşırı kaygı yaşayan kişiler hastalığa daha yatkın hale gelebilir. Unutulmamalıdır ki herkese şüphe ile bakmak ‘temkinli ve tedbirli olmak’ demek değildir.”

MARKET RAFLARINI BOŞALTMAKTAN KENDİNİ ALAMAYANLAR DİKKAT!

Bulunduğu halde el dezenfektanı depolamak, market raflarını boşaltmak, aranılan şey bulunmadığında paniğe kapılmak, temkinli olmak adına kimse ile konuşmamak, bu yönde bir karar alınmadığı halde evden hiç çıkmamak, cilt florasına zarar verecek düzeyde yoğun dezenfektan madde kullanmak, doktor tavsiyesi dışında vitamin, ilaç ve destek ürün tüketmek, marketlerden ihtiyacı olandan çok daha fazla malzeme stoklamak, asıl ihtiyacı olan kişiler için durumu riskli hale getirmek, hastanelerin acil servislerini ve sağlık personellerini meşgul etmek dikkat çeken örnekler arasında bulunuyor.

GÜVENLİK DAVRANIŞLARINI ABARTMAMAK GEREK

Bu tip salgın hastalıklarda önleyici müdahaleler oldukça önemli görülüyor. Kişilerin bilinçlendirilmesi, kişisel hijyen kurallarına dikkat çekmek gibi bilgiler hayat kurtarıcı olabiliyor. Kalabalık ortamların kontrollü olması, riskli görülen aktivite ve toplanmaların iptali ya da ertelenmesi de yerinde bir karar olacak değerlendiriliyor. Ancak bu noktada kişinin güvenlik davranışlarını abartmaması gerekiyor. Örneğin ihtiyacı olmadığı halde litrelerce dezenfektan alan kişi gerçekten ihtiyacı olan bir başkasının da hakkını almış oluyor.

SOSYAL MEDYADA ÇİZİLEN BAZI SENARYOLAR KORKU SALGINI NEDENİ

Kaçınma davranışlarının rasyonel bir zeminde olup olmadığı da önemli bir ayırım olarak görülüyor. Gerçekten risk oluşturan ortamlara girmekten kaçınmak hem toplumsal hem de kişisel sağlık için çok önemliyken, bu durumun abartılması ve sosyal medyada gerçeği yansıtmayan felaket senaryoları çizilmesi korku salgınına neden olabiliyor. Bu tür durumları aşırı boyutta yaşayan kişinin kaygı bozukluğu, sağlık takıntısı (obsesyon),panik atak gibi çeşitli rahatsızlıklar yaşıyor olma olasılığı yüksek bulunuyor. Eğer kişi kendi korku ve panik durumunu kontrol edemiyor ve işlevselliğinde bozulmalar meydana geliyorsa bu durumda ruh sağlığı profesyonellerinden yardım alması öneriliyor. Tedavide kişinin yaşadığı kaygının düzeyine bağlı olarak psikiyatrik destek ve bilişsel davranışçı terapiler gerekiyor. Bu tedaviler için başvurulacak uzmanların dikkatli seçilmesi öneriliyor.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri