‘Tek istedikleri fark edilmek’
Kentsel dönüşümün etkilediği yaşamlara kıyısından da olsa tanık olmak için Çekmeköy Underground, izlenmesi gereken bir film
Heja BOZYEL / HT CUMARTESİ
Kentsel dönüşümün etkilediği yaşamlara kıyısından da olsa tanık olmak için Çekmeköy Underground, izlenmesi gereken bir film. Filmin başrollerindeki Can Sipahi ve Barış Gönenen ise Türkiye’nin yeni gençliğinin temsilcisi gibi
Bu hafta vizyonda
Bu kameralar bizi de suçlu çıkarır mı?” Çekmeköy Underground filminin en can alıcı cümlesi bu. “Bir gün herkes 15 dakikalığına suçlu olacak” tadında yaşadığımız bir devirde, dikenli tellerle ya da duvarlarla ayrılamıyor artık dünyalar. Her ne kadar Nişantaşı’nın şatafatından bir sokak ötede gecekondular olsa da; Gaziosmanpaşa’nın göbeğinde siteler yükselse de herkes artık aynı şeyleri görüp aynı şeyleri duyabiliyor. İnternetin ulaşabildiği her yer aynı artık. Adaletsizlik de bu nedenle daha fazla. Çünkü bilmeyince yok sayabiliyor insan. Neyse ki görülmeyeni, görmek istemediklerimizi anlatan işler de var. Mesela kentsel dönüşümün birbirine karıştırdığı farklı sosyo-kültürel grupların gençlerini anlatan Çekmeköy Underground filmi böyle bir yapım. Hikâyesi, fikri güzel; oyunculukların hepsi muazzam ama filmin işlenişi ne yazık ki zayıf... Asıl anlatılmak istenenden başka her şey anlatılmış, yeni sözlerin, yeni hikâyelerin çevresinde dolaşılmış ama yine eskiler tekrarlanmış. Kentsel dönüşümün zenginleştirdikleri ile halı altına süpürdükleri arasındaki ilişki anlatılacak gibi görünürken film bir anda zengin kız-fakir oğlan, Anadolu’dan İstanbul’a göç eden ailelerin dramına dönüşüyor. Yine de filmin esas çocukları, kocaman bir “bravo”yu hak ediyor. Can Sipahi ve Barış Gönenen’den bahsediyorum. İkisi de Türk sinemasının gelecekteki en önemli isimleri olabilecek kadar yetenekli.
Can Sipahi aslında üretim sistemleri mühendisi ama hayat onun oyuncu olmasına karar vermiş. Zaten çeşitli reklam filmlerinden ve dizilerden tanıyoruz kendisini. Hatta son zamanlarda oldukça eğlenceli bir aşk hikâyesi olan "Aşk Yeniden" dizisinde oynuyor. Barış Gönenen ise tiyatro severlerin çok iyi bildiği bir yetenek. Bu ilk sinema deneyiminde oynadığı her rolle nasıl bütünleştiğini de göstermiş. Çekmeköy’de yaşayan 2 genci canlandıran Can ve Barış, filmde bir dans yarışmasına hazırlanıyorlar. Hip hop-arabesk, rap-arabesk tarzı müzikler dinliyorlar. Rollerine hazırlanmak için pazar günleri Gaziosmanpaşa’da “gündüz diskosu” yapılan mekânlara gitmişler. “Gündüz vakti hiçbir uyuşturucu madde ya da alkol almadan delicesine dans ediyor herkes orada” diyor Barış. “Kadınlar da var erkekler de ve kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Herkesin tek derdi dans etmek. İlk gidişimizde biraz tedirgindik tabii ama sonra sizi tanıyıp derdinizi anlayınca hemen sahipleniyorlar” diye devam ediyor Can, “Tek istedikleri fark edilmek, ‘Ben de buradayım’ diyebilmek. Kimisi saçlarını tepeye dikerek kimisi dans ederek dikkat çekmek istiyor.”
Bu filmin çekimleri boyunca çok şey öğrendiklerini söyleyen Can ve Barış’ın politik görüşleri aynı olsa da yaklaşımları farklı. Barış günün birinde politikaya atılmak istediğini söylüyor. Can ise daha farklı, “olması gerektiği gibi” bir dünyada yaşamayı tercih ediyor. Mümkün olduğunca geri dönüşüme özen gösteriyor, hatta kendi sebzelerini yetiştirmeye çalışıyor. Bu yaz genetik mühendisi olan sevgilisi ile birlikte Kenya’ya gidip bir organik tarım çiftliğinde çalışacaklar. Barış da bu yaz Paris’te Avrupalı genç sanatçılarla birlikte bir projede yer alacak. 8 farklı ülkeden farklı disiplinlerden sanatçı ile workshoplara katılacak ve bir oyun hazırlayacaklar.
Çekmeköy Underground
Metropol Film tarafından yapılan filmin yönetmeni bir şehir antropoloğu olan ve festivallerde başka işlerini de izlediğimiz Aysim Türkmen. Senaryosu ise yine Aysim Türkmen ile birlikte Can Merdan Doğan ve Şirin Güven tarafından yazılmış.