Hangisi iyi aşık?
8. Henry mi Kanuni mi?
Aynı tarihlerde yaşamış iki erkek. İkisini de bugünlerde The Tudors ve Muhteşem Yüzyıl adlı iki TV dizisinde izliyoruz. Biri Osmanlı’ya en parlak günlerini yaşatan Kanuni Sultan Süleyman, diğeri İngiltere’yi sosyal alanda özgürleştiren VIII. Henry. Bu iki hükümdar aşkta ise taban tabana zıtlar. Zira Kanuni âşık olduğu cariyeyle evlenirken VIII. Henry kızdığı eşlerini idam ettirmekten hiç çekinmedi. Bu iki hükümdarı gençlik, liderlik, kişilik ve aşklarıyla karşılaştırdık.
Gülenay BÖREKÇİ / gborekci@htgazete.com.tr
VIII. HENRY
3 YAŞINDA YORK DÜKÜ
1491’de doğdu. 2 yaşındayken göstermelik biçimde Dover Şatosu yöneticisi, 3 yaşına geldiğinde de başka birçok önemli unvanın yanı sıra York Dükü ilan edildi. Ağabeyi Arthur’un esrarengiz ölümü üzerine henüz 18 yaşında İngiltere Kralı olarak tahta çıktı. Birkaç ay sonra da ilk skandalını patlatarak, merhum ağabeyi Arthur’un karısı Aragonlu Catherine’le evlendi. Sonradan Arthur’un ölümünde onun parmağı olduğu iddia edildi.
ÜLKENİN DİNİNİ DEĞİŞTİRDİ
Birçok sosyal reform yaparak yasaların değişmesini sağladı. İngiltere’nin en başarılı krallarından sayılmasının sebebi buydu. En büyük mücadelesini din alanında verdi. Genç yaşında cüretkârlığı ve kadınlara düşkünlüğüyle tanındı. Arka arkaya bazıları kardeş ya da kuzen olan sayısız kadınla ilişkiye girdi ve onlardan çocuk sahibi oldu. Anne Boleyn’e âşık olduğunda onunla evlenmek ve Katolik kuralları uyarınca yasaklanmasına rağmen, karısından boşanmak istedi. Ancak işin içine başka devletler ve Vatikan’la olan ilişkiler girdi, İngiltere bir anda karıştı. Altı yıllık zorlu çabaların sonunda çareyi ülkesinin dinini resmen değiştirerek Anglikanizm Kilisesi’ni kurmakta buldu. İngiltere artık Vatikan’dan bağımsız bir ülke haline gelmişti ve bu yeni ülkede boşanmak yasadışı bir şey değildi.
KARİZMATİK, ATAK VE GÜÇLÜ
Gençliğinde karizmatik, atak ve güçlü biri olarak tanınıyordu. Avlanmayı ve açık hava etkinliklerini seviyordu. Yaşlandıkça bunlardan vazgeçti ama şiir yazmaya, müzikle ilgilenmeye başladı. Ancak bu alanda kayda değer başarı sağlayamadı. Özel hayatında bir anı bir anını tutmayan güvenilmez biriydi, öfke patlamalarını uzun sükûnet anları izliyordu. Çevresini saran dalkavuklarına yenilerek kolay adam harcadığı da söylenirdi.
6 KEZ EVLENDİ
Tam altı kez evlendi. Büyük aşkı ikinci karısı Anne Boleyn’di. Ancak Anne, Hürrem kadar talihli değildi. Dünyaya getirdiği çocuklardan sadece Elizabeth sağ kaldı. Bu evliliğin lanetli olduğuna inanan Henry, sonunda sevgili eşini idam ettirdi. 10 gün sonra da metresi Jane Seymour’la evlendi. Doğum yaparken ölen Jane’in ardından birkaç kere daha evlendi, eşlerinden kendisini aldattığına inandığı ikisini yargılamadan idam ettirdi. Ölümünden kısa bir süre önce, kendisinden 30 yaş küçük Catherine Parr’la evlendi ama rivayete göre Anne Boleyn’i hiçbir zaman unutamadı.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN
İSTANBUL VALİSİYDİ
1494’te doğdu. Yedi yaşında sıkı bir tarih, edebiyat, fen ve strateji eğitimi almaya başladı. Çok gençken İstanbul’un ilk valisi oldu. Ama tabii onunkiler VIII. Henry’nin aksine hak edilmiş unvanlardı. Babası I. Selim’in ölümü üzerine 25 yaşındayken 10’uncu Osmanlı Sultanı olarak tahta çıktı. Bazı tarihçilere göre, Aristoteles’in öğrencisi olan Büyük İskender’in, Doğu ve Batı halklarını birleştirerek bir dünya imparatorluğu kurma hayallerinden etkilenmişti.
MACARLARI 2 SAATTE DAĞITTI
46 yıllık saltanatı boyunca imparatorluğun ekonomik ve siyasi olarak en parlak günlerini yaşamasını sağladı. Sanat ve bilim konusunda da büyük ilerlemeler kaydedildi. Devletin işleyişini yenilemek ve yolunda gitmeyen bazı konuları düzeltmek adına kanunları yeniledi. Avrupa’da ilk fethettiği yer, sonradan “Darü’l Cihad” diye de anılacak Belgrad oldu. Ardından Rodos fethedildi, Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı. Büyük deniz savaşlarının ardından önce Trablusgarp, sonra Cerbe alındı. Avrupa’nın en büyük imparatorluğunun başındaki V. Karl, yani Şarlken’in ordularına karşı Mohaç Savaşı’nı başlattı, sonuçta Macar ordusu iki saatte dağıtıldı. Artık dokunulmaz bir güç kazanan Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir krallığa dönüşen Macaristan’ın başına Macar soylusu Jan Zapolya atandı. Başına Barbaros Hayreddin Paşa’nın getirildiği Osmanlı Donanması Preveze Deniz Zaferi’ni gerçekleştirdi ve Akdeniz, o pek yaygın deyişle “bir Türk gölü” haline geldi.
SIRADIŞI STRATEJİST
Venedik elçisi Bartelemeo Contari gençliğinde onu şöyle tarif etmişti: “Sırım gibi uzun ve kibar görünüşlü. Yüzü ince. Burnu kartal gagası gibi. Hoş çehreli. Teni solgun. Çalışmaya düşkün, bilgili, mahir bir efendi olacağı söyleniyor.” Sultan Süleyman gerçekten de büyük bir devlet adamı, başarılı bir asker, eşine az rastlanır bir stratejist oldu. Özel hayatında da, devlet adamı olarak da tutkulu bir ruhu vardı. Nakkaşlığa sevgisinin yanında iyi bir de şairdi; Muhibbî mahlasıyla 2779 gazel kaleme aldı. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” dizesi de onun kaleminden çıktı.
HÜRREM ETKİSİ
Büyük aşkı, Avrupa’da Roxelana diye tanınan Hürrem’di. Aslında bir cariyesi olan Hürrem’le evlenerek geleneklere karşı geldi. Özgür tabiatlı Hürrem alışılmadık bir biçimde sadece sarayın iç meselelerine değil, uluslararası ilişkilere de karışıyordu. Polonya kralıyla yazışmaları bile arşivlerde mevcut. Öte yandan Hürrem’in bütün bunları salt ihtirastan değil, kendisinin ve evlatlarının sağ kalması için yaptığını düşünen ve onu bir erken dönem feminist olarak yorumlayanlar da var.