Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Klişe tabirdeki gibi "bir film şeridi" misali gözümüzün önünden geçebiliyorsa, bir şarkıya da pekala sığabilir hayat. Bir şarkı bir anıyı canlandırmıyor mu? Ya da bir anımızın müziğini de duyar gibi olmuyor muyuz? Moğollar'ın şarkılarıyla büyüdüyseniz heyecanlı bir koşuşturma içindeyken misal "düm-teka düm-tek" diye tempo tutmanız yadırgatıcı olmayacaktır.

Moğollar temposunu hiç düşürmeyen bir grup. 1998’de çıkardıkları “30. Yıl” albümünün kartonetinde “Müziğe başladığımız zamanlar, insanoğlunun aya ilk ayak basmasının biraz öncesine rastlıyor” diye yazıyordu. Grup 30 yıl hesabını belli ki ilk 45’liğine göre yapmıştı. Ancak müzikseverlerle tanışmaları 6 Aralık 1967’de Opera Sineması’ndaki konserle olmuştu. Yani 53 yıl geride kalmış.

30. Yıl albümünden bu yana geçen sürede Moğollar'ın (ve tabii Türkiye'nin) acı kayıpları oldu. 1999'da Barış Manço göçüp gitti. 1971'de "İşte Hendek İşte Deve" Barış Manço ve Moğollar olarak çıkmıştı... 2004'te Cem Karaca aramızdan ayrıldı. Müzik tarihimizde yerini alan Namus Belası, Obur Dünya, Gel Gel gibi şarkılar 1973-74 yıllarında Cem Karaca ve Moğollar olarak yayınlanmıştı. Engin Yörükoğlu'nun ölümü (2010) ise bambaşka bir kayıptı. Cahit Berkay ile birlikte grubun en eski üyesiydi (Taner Öngür 1969'da gruba dahil oldu) ve bütün Moğollar şarkılarındaki davullarda onun eli vardı. Grubun kurucuları arasında yer alan ancak ilk yıllarda yolları Moğollar ile ayrılan Aziz Ahmet de iki yıl önce hayatını kaybetti.

Hayatla birlikte müzik de devam etti. Şimdiki solist Emrah Karaca dahi 10 yılını geride bıraktı bu grupla. Babasından sadece soyadını değil sesini de miras almış belli ki. Oğul Karaca'dan "Gel Gel"i dinlemek bu mirası anlamak için yeterince ipucu veriyor.

Şarkı, grubun dijital platformlarda yerini alan yeni albümü Anatolian Sun'dan. "Doğrudan plağa" kaydedilmesi nedeniyle ustalık gerektiren ve 2 plağa sığan 16 parçalık albüm, tarihe de "güncellenmiş" bir kayıt aynı zamanda.

Moğollar'a 1971 yılında Fransa'da ödül getiren Anadolu Pop albümü.
Moğollar'a 1971 yılında Fransa'da ödül getiren Anadolu Pop albümü.

Albümün müjdesi 18 Kasım'da bir video kliple birlikte geldi. 1971'de Fransa'da önemli bir ödül alan Anadolu Pop albümündeki Iklığ'ın 2020 modelini dinlerken (ve izlerken) neden bu kadar heyecan duyduğumu düşündüm. Öyle ya, yarım asırlık parçaydı ve bu parçayla tanışmam -yarım asır olmasa da- epey eskiydi. Sonra klibe daha dikkatli bakınca grup üyelerinin de heyecanını hissettim. Bu kadar zaman sonra aynı heyecanla çalabilmek demek ki duyguyu da karşılıklı hale getiriyor. Buna insanın eskiye her daim duyduğu özlem duygusu da eklenince sadece parçayı değil, anılarımızı da duyuyoruz.

BURADA YAPILMIŞI VAR

Hem neden çalınmasındı ki tekrar bu parçalar? Altın Gün, Gaye Su Akyol gibi başarılı "Anadolulu" örneklere ilgi gösteren yeni kuşağa bir anlamda "Burada yapılmışı var" diyor Anatolian Sun. Ama yeni kuşağı küçümseyerek değil, yeni kuşağın dilini anlama çabasındaki muziplikle. Aynı muziplik şarkı söyleme biçimine de yansımış. Dinleyiverin Gari'yi 94'tekinden farklı bir tonda okuyor Cahit Berkay. Şarkının şiveli sözlerindeki hiciv de böylece bir ton daha farklı duyuluyor.

70'lerin sonunda grup çalışmasına ara veren Moğollar'ın yeniden bir araya geldikten sonra 94'te çıkardığı kasetin kartoneti. Albümün prodüktörlüğünü yapan Cahit Berkay, sunuş yazısında grubun toplanması için imza kampanyası düzenleyen Leman dergisi çizeri Kaan Ertem'e de teşekkür ediyor.
70'lerin sonunda grup çalışmasına ara veren Moğollar'ın yeniden bir araya geldikten sonra 94'te çıkardığı kasetin kartoneti. Albümün prodüktörlüğünü yapan Cahit Berkay, sunuş yazısında grubun toplanması için imza kampanyası düzenleyen Leman dergisi çizeri Kaan Ertem'e de teşekkür ediyor.

Yapımcılığını Baba Zula grubundan Murat Ertel'in üstlendiği albümde şarkıların seçimlerinde Moğollar'ın tarihi büyük ölçüde yansıtılmak istenmiş. Moğollar'ın bilindik enstrumantal parçalarının yanı sıra "Ölüler Altın Takar mı" gibi bugün de güncelliğini koruduğu düşünülen şarkıları da albümde yer aldı. Tabii Alageyik Destanı da... Bu türkü için Moğollar, 2000 yılındaki toplama albümünün sunuşunda "Birçok konserde, şarkının sunumu sırasında söylediğimiz gibi, Moğollar'ın geyik muhabbeti. İlk olarak 1972'de yaptığımız bir 45'likte yer aldı, daha sonraları yaptığımız her albümde bazen enstrumantal, bazen de sözlü olarak yerini korudu" demişti.

Pandemi nedeniyle konserlerden uzak kalan Moğollar, izleyicisinin karşısına ne zaman çıkacak bilinmez ama ilk konserdeki heyecanı tahmin etmek zor değil. Tabii Emrah Karaca'nın "Hastasıyız dede" nidasını da...