Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Beyrut'un tepelerinde 840 metre rakımda yer alan ülkenin ve dünyanın en önemli müzeleri arasında bulunan Musa Kasrı içindeki sergilen kültür hazineleri ile bir çağa ışık tutuyor.

DHA'nın haberine göre müzenin ortaya çıkışının hikayesi ise başlı başına bir inadın ve azmin öyküsü. Henüz öğrenci iken sürekli resim çizen Musa Abdülkerim Al Mamari (86), hem öğretmenleri, hem de arkadaşları tarafından, içine kapanık olduğu için, "Sen önce konuşmayı öğren, sonra bu resim işleri ile ilgilen" diyerek hor görülünce bu müzenin yapım hikayesi ortaya çıkmış.

1951-1962 yıllarında bir kale yapmak için tüm hazırlıklarını tamamlayan Musa, müzeyi tam 60 yılda tamamlamış. Musa'nın bu kaleyi bu kadar uzun bir sürede inşa etmesi hiç bir kimseden hiç bir yardım almadan yapmış olmasından kaynaklanıyor.

Musa müzesi olarak bilinen kasrın girişinde ziyaretçileri demir bir kapı karşılıyor. Birinci katta o dönemin yaşantısını sergileyen balmumundan yapılmış insanların heykelleri ile ziyaretçiler o günlere tarihi bir yolculuk yapıyorlar.

Ailelerin misafirperverlikleri de aynı şekilde sergilenmiş, yemekler pişiriliyor, her türlü ikramlar da bulunuluyor. Müzede giysilerde özellikle o dönemin Osmanlı kültürel değerlerinden de esinlenilmiş. Bölgedeki insanların yaşamı yansıtılmaya çalışılmış.

Tıraş eden bir berber, terazisi ile meyve satmaya çalışan bir pazarcı, bir medresede ders veren bir hoca, ve en önemlisi Musa'nın okulda iken öğretmeninden nasıl dayak yediğini anlatan bir sınıftaki o meşhur hikaye. İşte Musa'nın bu kasrı yapmaktaki inancı bu dayak ile ortaya çıkmış.

Kadınların o günün şartlarında bugün hala bazı ülkelerde kullanılan ekmek pişirmede kullanılan tandırlardaki emekler de gözler önüne serilmiş. Osmanlı şerbetçisinin şerbet satarken hali, giysilerin Osmanlı döneminin kültürünü yansıtması da ihmal edilmemiş.

Hz. İsa'nın o meşhur son akşamki yemeğini temsil eden havarileri ile birlikte oluşu da ayrı bir bölümde sergilenmiş. Dönemin insanlarının ne kadar zor şartlar altında yaşamlarını idame ettirdikleri de gözler önüne serilirken, hiç bir detaydan kaçınılmamış.

Üç katlı müzenin bir katı ise tamamı ile son asırda kullanılmış tüm silahlardan örneklere ayrılmış. Osmanlı'nın, Avrupa ülkelerinin, Ortadoğu ülkelerin savaşlarda kullandığı silahlar sergileniyor.

Musa Müzesini gezmek yaklaşık olarak iki saat sürüyor. Müzenin içerisinde ayrıca yorgunluk atmak için Osmanlı giysileri giymiş bir görevli Arap kahvesi ikram ediyor.