Hülya Avşar zannettiğim kadar değilmiş
"Hülya Avşar, onu zeki ve akıllı zanneden benim gibi pek çok kişiyi yanılttı" Fatih Altaylı yazdı...
ABONE OLFATİH ALTAYLI / HT GAZETE
HÜLYA Avşar'ı önemserdim. Geçmişte yaptıklarını. Uzun süredir önemli bir şey yapmadan hâlâ konuşulur ve popüler olmasını önemserdim.
Güzelliğinden de öte bir sermayesi olduğunu düşünürdüm.
Zeki olduğuna, akıllı olduğuna inanırdım.
Bu yüzden de Altın Portakal Ödülleri'nde jüri başkanı olmasını gayet normal karşıladım.
"Zeki kadın, akıllı kadın, bunun da altından kalkar" dedim.
Hülya Avşar kendisini Altın Portakal Jüri Başkanı yapanları da "batırdı" üstelik.
Avşar'ı oraya başkan yapmak bence yerinde ama riskli bir karardı.
Fakat ben Hülya Avşar'ın "zekâsını kullanarak" bu işin altından kalkacağını ve kendisini eleştirenleri haksız çıkaracağını düşünüyordum.
Entelektüel olmasa bile entelektüeli oynayacağını, özgürlükçü, modern bir tavır alacağını umuyordum.
Öyle yapmadı.
Elbette sanatsala değil popülere daha fazla prim vermesi normal sayılacaktı.
Ama orada çağdışı bir tavır takınacağını hiç düşünmemiştim.
Festivale katılan
filmler arasında ensest meselesini ele alan bir film vardı.
Cinsellik içermeden ensesti ve sapkınlığı irdeleyen bir film.
Sinema için toplumsal bir meseleyi ele almak normaldi. Bunun biraz sarsıcı olması da olağandı.
Hülya Avşar bunu anlamadı.
Hadi anlamadı, rol yapabilir, anlamış gibi görünebilirdi.
Onu da yapamadı.
En ilkel, en basit tavrı takındı.
Jüri başkanı değil de sansür kurulu başkanı gibi davranmaya başladı.
Filmi yasaklatacağını, festivalden attıracağını, filmi psikologlara inceleteceğini söyleyerek "popüler" olma fırsatı yakaladığını düşündü.
Böylesi bir popüler olma arayışının kendisini vasatlaştıracağını göremedi, çözemedi.
Popülist, muhafazakâr bir partinin milletvekili adayı gibi davranmayı tercih etti.
Var olduğunu düşündüğüm zekâsına uygun hareket etmedi. Akıllıca da davranmadı.