Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam

        Yüce Allah borcu önemsediği için alacaklı ile borçlunun durumunu Kuran’da ele almakta, şartlara göre nasıl davranılacağını belirlemektedir.

        Bu konuya ışık tutan ayet şöyledir: “Eğer borçlu güç durumda ise rahatlayıncaya kadar ona bir vade verin; eğer bilirseniz, bir karşılık beklemeden borcu tamamıyla silmek, sizin kendi iyiliğinize olacaktır.” (Bakara, 280) Bu ayette, faizle borç veren kimsenin, borçluya karşı nasıl davranması gerektiği beyan edilmektedir. 278. ayette, faizden doğan bütün kazançlardan vazgeçilmesini; 279. ayette ise ana paranın alınabileceğini ifade eden yüce Allah 280. ayette borçluya mühlet verilmesini emretmekte, hatta alacağın tamamen silinmesini önermektedir. O nedenle bu ayetler birbirine zıt değildir.

        İlk önce faiz getirisinin bırakılması emredilmekte, ikinci olarak ana paranın alınabileceği belirtilmekte, üçüncü olarak eli dar olan borçluya mühlet verilmesi emredilmekte, son olarak ana paranın da tamamen bırakılması tavsiye edilmekte ve bu davranışın çok daha hayırlı olduğu beyan edilmektedir. 280. ayette yer alan tavsiyenin, alacaklının mali açıdan iyi durumda olması halinde yerine getirilebileceği unutulmamalıdır. Dileyen -faiz getirisinden vazgeçmek ve borçlu zor durumdaysa mühlet vermek şartıyla- ana parayı alır; dileyen de tasadduk edip ana parayı da siler.

        Demek ki ilahi hüküm veya önerilerin şeklini ve tonunu belirleyen sosyal şartlardır; Allah kullarının şartlarını esas alarak farklı uygulama şekilleri sunmaktadır. Bu hükmü günümüze uyarladığımız zaman şöyle bir genelleme yapabiliriz: Toplumları idare eden siyasiler, kanun yapma yetkisinde olanlar, dayatma yerine şartlara göre kanun koymalıdırlar.

        Çünkü şartlara göre davranma imkânı tanınması oranında halk isyandan uzak olur. İşte Kuran faiz konusundaki bu alternatifli uygulama şekilleriyle hem hukukun, hem de siyasetin temel direğini dikmiştir. Yönetici ve kanun koyucuların, vatandaşlarına şartlara göre davranma hakkını vermeleri gerekir ki bu, toplumun hakkıdır. Bu hakka riayet edilirse hem siyaset, hem de hukuk erdemli olur. Allah’ın kutsal kitabı Kuran’da kullarına, şartlara göre davranma müsaadesi tanıması, din adamları için çok önemli bir örnektir. Din âlimleri, fetvalarıyla halkı tek yönlü bir yola sokmamalı, bazı meselelerde ilahi toleransı örnek almalı, şartları göz önünde bulundurarak hüküm vermelidirler.

        280. ayette yer alan “hayr” kavramı, alternatiflerden birini seçerken daima daha iyi olanın tercih edilmesi gerektiğine dikkat etmektedir. Bu merhalede yüce Allah, bilgiye/bilmeye vurgu yapmaktadır. Çünkü bilgi, sunulan seçeneklerin hangisinin daha iyi olduğunu insana öğretecek ve rehberlik edecektir. Günümüzde vergi affı çıkarmak bu ayetin kapsamına girebilir. Çünkü vergiyi ödeme zorluğu içinde olanlara af getirmek çok önemli bir uygulamadır.

        BAYRAKTAR HOCA CEVAPLIYOR?

        Kan vermek veya almak orucu bozar mı?

        B.Y. Kan vermek orucu bozmaz ama kan almak orucu bozar. Zaten kan alacak kadar hasta olan da orucunu tutmaz.

        Bir ev veya araba alınca kurban kesmek doğru mu?

        Z.N. Araba ve ev için kurban kesilmez, kurban Allah için kesilir. Bu nedenle ev veya araba alınca Allah rızası için fakire infakta yani bağışta bulunulması daha doğru olur.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ