İstanbul'da 13 Ekim'i 14 Ekim'e bağlayan gece etkili olan şiddetli yağışların ardından Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kentte yaşanan olumsuz hava koşullarının meteorolojik nedenlerini değerlendirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Kadıoğlu, özellikle kuzey ilçelerinde bir gecede yaklaşık bir aylık yağışın kaydedildiğini belirterek yağışların mevsimsel açıdan beklenebilir, ancak şiddet bakımından olağanüstü olduğunu ifade etti.
İSTANBUL'DA BİR GECELİK YAĞIŞ AYLIK ORTALAMAYI AŞTI
İstanbul'un ekim ayı ortalama toplam yağışının 1950-2025 dönemi verilerine göre 66,3 milimetre olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, AKOM verilerine göre Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Arnavutköy, Başakşehir, Sultangazi ve Büyükçekmece'de bir günde metrekareye 50 ila 95 kilogram yağış düştüğünü aktardı. Diğer ilçelerde ise bu miktarın 10 ila 40 kilogram arasında kaldığını belirtti. İBB verilerine göre gece saat 22.00 ile sabah 10.00 arasında yaklaşık 100 kilogramlık yağış kaydedildiğini ifade eden Kadıoğlu, buna rağmen İstanbul'un 10 Eylül 1981'de ölçülen 136,1 milimetrelik günlük yağış rekorunun aşılmadığını bildirdi. Sonbahar aylarında bu tür kuvvetli yağışların görülmesinin meteorolojik açıdan olağan olduğunu belirten Kadıoğlu, özellikle ekim ve kasım aylarında soğuk hava kütleleri ile sıcaklığını koruyan denizler arasındaki farkın belirginleştiğine dikkat çekti.
ŞİDDETLİ YAĞIŞIN ARKASINDAKİ METEOROLOJİK NEDENLER
Şiddetli yağışların oluşumunda Balkanlar üzerinden Ege'ye ilerleyen yüksek seviyeli bir hava sisteminin, kuvvetli poyrazın ve soğuk cephenin etkili olduğunu anlatan Kadıoğlu, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) analizlerine dayanan değerlendirmesinde, üst atmosferdeki alçak basınç oluğunun 13 Ekim'de Orta Avrupa'dan Balkanlar'a, ardından Ege ve Güneybatı Anadolu'ya doğru ilerlediğini kaydetti. Bu sistemin yükselici hava hareketlerini Marmara Bölgesi üzerinde güçlendirdiğini ifade etti. Kadıoğlu, Ege ve Güneybatı Anadolu üzerinde yaklaşık 1006 hektopaskal alçak basınç, Macaristan ve Hırvatistan çevresinde ise 1028-1030 hektopaskal yüksek basınç bulunduğunu belirtti. İki merkez arasındaki basınç farkının Marmara ve Batı Karadeniz'de kuvvetli poyraza neden olduğunu aktardı. Ayrıca Balkanlar'dan gelen soğuk hava ile Akdeniz kaynaklı nemli havanın karşılaşmasının yağışların şiddetlenmesinde etkili olduğunu vurguladı.
KARADENİZ'İN SICAKLIĞI YAĞIŞLARI GÜÇLENDİRDİ
İstanbul'un kuzey ilçelerinde yağışların yoğunlaşmasının temel nedenlerinden birinin Karadeniz'in sıcaklığı olduğunu belirten Kadıoğlu, 14 Ekim'de deniz suyu sıcaklığının 19,5 ila 20,2 derece arasında değiştiğini, deniz üzerindeki yaklaşık 1,5 kilometre yükseklikte ise hava sıcaklığının 1 ila 6 dereceye kadar düştüğünü bildirdi. Deniz ile üst seviyedeki hava arasındaki sıcaklık farkının 14 ila 19 dereceye ulaşmasının, kuvvetli sağanakları besleyen atmosferik koşulları oluşturduğunu ifade etti. Kuvvetli poyrazın Romanya ve Bulgaristan kıyılarından İstanbul'a kadar yüzlerce kilometre boyunca Karadeniz üzerinden ilerlediğini anlatan Kadıoğlu, bu süreçte havanın denizden ısı ve nem aldığını belirtti. İstanbul'un kuzeyinde atmosferdeki toplam su buharı miktarının 30-35 milimetreye ulaştığını ve bunun ekim ayı için yüksek bir değer olduğunu kaydetti.
YAĞIŞLAR NEDEN KUZEY İLÇELERİNDE YOĞUNLAŞTI?
Kadıoğlu, Batı Karadeniz üzerinde farklı yönlerden gelen hava akımlarının birleşmesiyle kıyıya doğru uzanan yoğun bir yağış bandının oluştuğunu aktardı. Kıyıya ulaşan nemli havanın Belgrad Ormanı ile Beykoz-Şile hattındaki yükseltiler boyunca yukarı yönlü harekete zorlandığını, bunun da yağış oluşumunu güçlendirdiğini belirtti. Yağışların saatler boyunca aynı bölgelerde etkili olmasını ise meteorolojide "training" olarak adlandırılan, yağış hücrelerinin art arda aynı güzergahı izlemesiyle açıkladı. Hava akışının yön değiştirmemesi nedeniyle sağanakların özellikle Karadeniz'e bakan kuzey ilçelerinde yoğunlaştığını ifade eden Kadıoğlu, İstanbul'un Karadeniz açıklarında dalga yüksekliğinin de akşam saatlerine doğru 4 ila 4,6 metreye ulaştığını bildirdi. İSTANBUL'DA ULAŞIM VE ALTYAPI NEDEN AKSADI? Kentte yaşanan su baskınları ve ulaşım aksamalarına da değinen Kadıoğlu, yağışın büyük bölümünün gece saatlerinde düşmesi nedeniyle drenaj sistemlerinin sabah trafiğinin başladığı saatlerde yoğun yük altında kaldığını belirtti. Beton ve asfalt gibi su geçirmeyen yüzeylerin yağmur suyunun toprağa sızmasını engellediğini, bunun da yüzey akışını artırdığını ifade etti. Dere düzenlemeleri ve alt geçitlerin kotlarının bu şiddetteki yağışlar karşısında yetersiz kaldığını savunan Kadıoğlu, Hacıosman'da tavandan su akması, Arnavutköy'de yol çökmesi ve Sultangazi'de bir okulun istinat duvarının yıkılması gibi olayları yağışın kent altyapısı üzerindeki etkilerine örnek gösterdi. İstanbul Valiliğinin olumsuz hava koşulları nedeniyle 15 Ekim Perşembe günü kent genelindeki tüm okullarda yüz yüze eğitime ara verdiğini ve motosikletlerin trafiğe çıkışını yasakladığını da hatırlatan Kadıoğlu, şiddetli yağışların günlük yaşam ve ulaşım üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
ŞİDDETLİ YAĞIŞLARIN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE İLİŞKİSİ
Yaşanan hava olayının iklim değişikliğiyle ilişkisini de değerlendiren Kadıoğlu, deniz suyu sıcaklığındaki artışın atmosferin nem taşıma kapasitesini yükselttiğini belirtti. Hava sıcaklığındaki her 1 derecelik artışın, atmosferin yaklaşık yüzde 7 daha fazla su buharı barındırabilmesine imkan tanıdığını ifade eden Kadıoğlu, bu fiziksel ilişkinin Karadeniz kaynaklı sonbahar yağışlarının şiddetlenmesine uygun koşullar oluşturabileceğini kaydetti. Bununla birlikte tek bir aşırı yağış olayının doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığını söylemek için bilimsel bir atıf çalışmasına ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Kadıoğlu, İstanbul'da yaşanan yağışların değerlendirilmesinde hem atmosferik koşulların hem de kentleşme ve altyapı özelliklerinin birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.