Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

'Hababam Sınıfı'nda seslendirilen bir şarkı vardır.
Filmle özdeşleşen bir şarkıdır.
'Aldırma Gönül'...
Pek bilinmez ama işte o şarkının sözlerini Sabahattin Ali yazmıştır.

Kerem Güney tarafından bestelenen şarkıyı en çok Edip Akbayram ile Gönül Akkor seslendirmiştir.
Sabahattin Ali, 'Aldırma Gönül'ü 26 Aralık 1932 - 29 Ekim 1933 arasında tutuklu olduğu Sinop Cezaevi'nde yazdı.

Sabahattin Ali'nin koğuşu, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Ferhat Göçer, kariyerinde bir ilk'e imza atarak müzisyenliğinin yanına oyunculuğu da ekledi.
Sabahattin Ali'nin hayatını ünlü yazar - şairin şiirlerinden bestelenen şarkılar eşliğinde 'Aldırma Gönül' adlı müzikli oyunla sahneliyor.


Ferhat Göçer, 'Aldırma Gönül'ü yurt dışına taşıyor. Oyunu ABD, İngiltere, Kanada ve Avusturya'da da sahneleyecek olan Ferhat Göçer, turne öncesi Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın konuğu oldu.

Sabahattin Ali'nin hayatını müzikli oyun haline getirdiğin 'Aldırma Gönül' adlı projenin fikri ortaya nasıl çıktı?
Bu proje bana yaklaşık 1,5 yıl kadar önce bir albüm projesi olarak geldi. Yapımcı arkadaşlar, "Sabahattin Ali'nin şarkılarından oluşan bir albüm hazırlıyoruz. Burada yorumcu olarak bu şarkıların tamamını okur musun?" diye teklifte bulundu. Öncelikle çok mutlu oldum. Zaten biliyorsun, bu tür albümler hep 30 - 35 şarkıyı ve şarkıcıyı içine koyup, ondan sonra birkaçına klip çekip, artık neredeyse klişeleşmiş bir sistem olarak Türk müzik dünyasında son dönemlerde çokça örneği görülmeye başlamıştı. Bu albümde şarkıların tamamını benim okumam istendiğinde çok heyecanlandım ve çalışmaya başladım. Tabii 'Aldırma Gönül', 'Leylim Ley', 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz', 'Geçmiyor Günler', 'Göklerde Kartal Gibiydim' gibi birçok güçlü ve büyük şarkılar yer alıyor. Bu şarkılara çalışırken Sabahattin Ali ile ilgili hepimiz gibi 'Kürk Mantolu Madonna'dan ve hayatıyla ilgili birkaç bilgi haricinde büyük bir bilgi birikimine sahip değildim. Bu nedenle kendisini daha yakından tanımak istedim. Önce yazdığı kitapları okumaya başladım. Sonra hakkında yazılmış kitapları ve hayat hikâyesini... Derken, Osman Balcıgil'in 'Yeşil Mürekkep' adlı kitabını okuduğumda hayatımda çok başka bir pencere açıldı. Bu albümün tanıtımında ya da konserlerinde çok daha farklı bir şeyler yapmam gerektiğini hissetmeye başladım. Sonra basın danışmanım Bircan Hanım (Usallı Silan) ile bu konuyu konuştuğumuzda 'Neden bunu bir tiyatral gösteri haline dönüştürmüyoruz?' diye fikirler oluşmaya başladı. Bu fikri Ezel Akay'a açtık. Ezel'e 'Acaba böyle bir şey yazarsak yönetir misin?' teklifinde bulundum. Ezel de sağ olsun kabul etti. Tabii ki bir senaryo gerekiyordu. Burada Haldun Çubukçu devreye girdi. O da çok önemli ve Sabahattin Ali'ye çok hakim olan bir yazarımız. Çok akıcı, çok akıllı ve gerçekten Sabahattin Ali'yi iyi anlatabilecek iyi tanıtabilecek bir senaryoyla projeyi kısa bir süre içerisinde bize sundu. Şarkıları senaryonun içerisine o kadar güzel yerleştirdi ki 10 farklı hikâyeyle 10 şarkıyı Sabahattin Ali'nin hayatını canlandıracak şekilde bir sahne projesi haline dönüştürdük. Provalar yaklaşık 6 ay sürdü. Bu süreç içerisinde gerek kızı Filiz Ali ile gerekse bu konuya hakim, Sabahattin Ali hakkında belgeseller hazırlamış, kitaplar yazmış yazarlarımız ve bilir kişilerimizle de kontakta olmaya özen gösterip Sabahattin Ali'yi daha yakından tanımaya, yazılarını, şiirlerini kavramaya gayret ettim. Ortaya en sonunda beni çok heyecanlandıran Naz Erayda'nın sahne tasarımıyla beraber bu proje çıktı.

Seni Sabahattin Ali'nin hangi yönü ziyadesiyle etkiledi?
Bir kere Türkçeyi akıcı kullanması beni gerçekten çok heyecanlandırdı. 1930'lu yıllarda yazılmış şiirlerin ve romanların günümüzde de hâlâ akıcılığını, modernliğini koruyabiliyor ve günümüz okuyucusuna hitap ediyor olması beni çok heyecanlandırdı. Bir kere beni en çok şaşırtan şey buydu. Hikâyeleri o kadar güzel resmetmiş ve Türkçeyi o kadar güzel kullanmış ki... O yüzden çok etkilendim. Tabii hayat hikâyesinin de çok çarpıcı olması beni oldukça etkileyen ikinci husustu.

'Aldırma Gönül'ün dönüşü nasıl?
Başında hayal ettiğim, hedeflediğim noktaya % 90 oranında ulaştığımı düşünüyorum. Şu anda Türkiye'nin dört bir yanında tiyatro salonlarında turnelere başladık. İstanbul'da gösterilerimiz kapalı gişe gidiyor. Bu konuda önemli olan Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali'nin bize verdiği destekti. Bu konuya çok hassasiyetle yaklaştım. Filiz Ali'den en küçük detayına kadar onay almaya gayret ettim. Tabii ki gösterinin olduğu akşam sağ olsun, davetimizi kırmadı ve geldi. Onun onayıyla yola çıktığımız için ben bu oyunun bahtının ve kaderinin çok açık olduğunu hissettim. Onun verdiği demeçte 'Evet, bu oyunda benim babamı doğru anlatmışlar. Gelsinler izlesinler' cümlesi bizim için çok kıymetli ve değerli oldu. Kendisine minnettarım. Sorumluluk ve heyecanla Sabahattin Ali'yi hissetmeye ve hissettirmeye devam ediyorum.

Binlerce kez sahneye çıktın ve kliplerinde oyunculuk yaptın. 'Aldırma Gönül' için sahneye çıkarken neler hissettin?
Başka bir duygu... Ezel Akay'ın çok yardımı oldu. Ezel Akay'ın bir cümlesi var; 'Oyunculuk yapmaya çalışma.' Gerçekten çok doğru bir cümle. 'Oynamaya çalışırsan batırırsın' gibi... Mümkün olduğu kadar Sabahattin Ali'yi daha iyi tanımaya ve daha iyi içselleştirmeye çalıştım. Yani sahneye çıkarken onun yaşadığı her anı, her krizi, her sancılı dönemi acı - tatlı her olayı bilerek ve hissederek, onu algılamaya çalışarak oynamaya gayret ettim. O zaman nispeten özdeşleştiğinizde bunun oyununu oynamamaya başlıyorsunuz. Çünkü bir süre sonra içselleştiriyorsunuz. Benim bu küçük oyunculuk tecrübemde öğrendiğim şu; gireceğiniz rolle iyi içselleşmiş ve özdeşleşmiş olmanız gerekiyor.

Oyunculuğa bakış açın değişti mi?
Çok değişti tabii... Gördüm, çok zormuş. O rolün hakkını vermek için çok araştırma yapmak ve okumak gerekiyor.

Başka yazarların ya da tarihe mâl olmuş kişilerin hayatını bu şekilde sahneye taşımak ister misin?
Burada Sabahattin Ali'nin özel, kilit bir rolü var. Benim en başta bu işe girmemin sebebi şiirleri ve şarkı sözleridir. Yazar kişiliğiyle sonradan tanışmış ve özümsemiş oldum. Tabii ki olayı bu kadar büyük ve dikkat çekici kılan da onun kısa ama bir o kadar da çarpıcı hayat hikâyesidir. Burada birçok faktör var. Bu projenin bu kadar ses getirmiş olmasının birden fazla önemli ve değerli faktörleri var. Benim düşüncem bu projeyi bir ya da birkaç yıl boyunca sunabildiğim her yere sunabilmek ve tanıtabilmek. Sabahattin Ali ile ilgili oyunu gelip izleyen fikri olan ya da olmayan herkesin bir şekilde bir parçasının daha çok merak ederek ayrılmasını sağlamak, şu anda birincil görevim bu. Tek konsantrasyonum bu projenin olabildiği kadar yayılmasını sağlamak.

Bir de 'Aldırma Gönül' adlı albümün var...
Oyunla eş zamanlı olarak albüm de çıktı. Onu da oyunda kullandığımız şarkıların neredeyse birebir aranjmanlarıyla sunduk. Bu tarzı seven dinleyen ya da bu şarkıların bu düzenlemeleriyle hoşuna giden müzik severlerimizin alıp yanında arşivsel olarak bulundurabileceği birbirinden hit parçaların bulunduğu bir albüm oldu.

'Aldırma Gönül', kariyerinin 25'inci yılına denk geldi değil mi?
Neredeyse 25 yıl diyebiliriz. Bu benim için çok önemli bir dönüm noktası oldu. Turneye de başladık. Turnenin öncelikli hedefi, Sabahattin Ali'nin kısa ama çarpıcı hayat yolculuğunda bütün geçtiği adreslere uğramak. Bursa'dan başlıyor, sonra Aydın, Konya, Ankara, Sinop... Bu şehirler Sabahattin Ali'nin hayatındaki önemli figürler. En son olarak Trakya'ya varacak düzeyde bütün hayat yolculuğunu turne takviminin içine yerleştirdik. Tabii ki Türkiye'nin dört bir yanında tiyatro salonu olan neresi varsa her yerde 'Aldırma Gönül'ün gösterimi olacak. Hatta yurt dışında da. Londra, Toronto, Viyana... Ayrıca ABD'de 5 şehri dolaşıp Sabahattin Ali'yi anlatacağız. Mart başından nisan sonuna kadar zorlu bir yolculuk var. Sonrasında Türkiye turnesine de kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Kariyerinin bu döneminde kendini nasıl hissediyorsun?
Daha sakin hissediyorum. Herhalde sen de fark etmişsindir... Hem yaşla hem de tecrübeyle alakalı bir durum. Hayal ettiklerimin ve hedeflediklerimin çok daha ötesine ulaştığımı hissediyorum. Bu da beni birçok açıdan rahatlattı. O kadar çok koşturmuş ve yorulmuşum ki... Çalışmaktan başka bir şeylere fırsat bulamamışım. Buna benzer sana birçok hikâye anlatabilirim ki sen benim hekimlik dönemlerimdeki yoğunluğumu çok iyi bilen birisin. O yorgunlukların ödülünü şimdi alıyorum. Bu dönemde 'Aldırma Gönül' gibi biraz daha seçici ve özenli olmaya gayret gösteriyorum.