Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Venezuela’nın “aç insanlarına” yardım için uluslararası toplumun bu kadar çırpındığını görmek hakikaten göz yaşartıcı. Venezuela’yı askeri müdahaleyle tehdit eden ABD’nin “Açın yolları, yardım yağdıracağız” propagandası ve özellikle İngiliz milyarder Richard Branson’ın gıda ve ilaç yardımı sağlamak üzere apar topar bağış konseri organize etmesi takdire şayan. Bir nevi uyanış.

Uyanış, çünkü Venezuela’daki gıda ve ilaç sıkıntısı şu son darbe düellosu nedeniyle aniden patlak vermiş değil. Bugünkü konser mekânı, komşu Kolombiya’nın Cucuta kenti de yakın zamana kadar tanığıdır ki, yüksek enflasyon altına beli bükülen binlerce Venezuela vatandaşı, ucuza yiyecek almak, başka temel ihtiyaçlarını karşılamak, trampa ticaret yapmak ya da iş bulmak için Pedro Maria Urena’dan yürüyerek köprü ötesindeki o kente geçer. Dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olmasına karşın Venezuela’da beş yılı aşkın süredir devam eden ekonomik krizin Nicolas Maduro yönetiminin beceriksizliğinden kaynaklandığı da doğru olabilir ama…

Ama’ların devamı, Meclis Başkanı Juan Guaido’nun kendisini geçici başkan ilan ettiği, ABD’nin de jet hızıyla destek verdiği ve Kanada, İngiltere ve çokça Latin Amerika ülkesinin Trump’ın peşine takıldığı günden beri tekrarlanıyor. Venezuela’da yaşanan hiçbir şey egemen ülkenin meşru rejimine karşı yıkım hareketini haklı kılamaz.

AÇIK OLMAYAN KÖPRÜYÜ KAPAMAK!

Venezuelalı, Cucuta’ya neden mi yürüyerek gider? Çünkü Venezuela ile Kolombiya’yı bağlayan Tienditas Köprüsü 2016 yılında tamamlanmış olmakla birlikte iki ülke arasındaki gerginlik nedeniyle hiç açılmamıştır. Ancak geçen 6 Şubat’ta bir fotoğrafla yayılan habere bakarsanız, Maduro halkına yardım ulaştırılmasını önlemek amacıyla köprüyü iki konteyner, bir de tankerle kapatmıştır. O malzemenin yola yeni konulduğu doğrudur ama hikayenin tamamını anlatmaz; o köprünün zaten kapalı olduğu gerçeği karanlıkta kalır.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun “Maduro rejimi, açlıktan ölen insanlara yardımın ulaşmasına izin vermelidir” kapital harfleriyle attığı fotolu tweet, çok kullanışlı bir propaganda malzemesine dönüşür. Şu an Cucuta’ta depoda bekletilen, üstünde koca koca “US AID” yazılı Amerikan yardım malzemeleri medyaya gösterilir ki, insani koridor açmayan Maduro’nun halkını aç bıraktığı bilinsin. Bütün dünya, Venezuela’nın müreffeh yarınlarının önüne engel dikilen o iki konteyner ile tankere kilitlenir.

Sınındaki Cucuta'da bekletilen Amerikan yardım malzemeleri basına gösterildi.

KONSER GÜRÜLTÜSÜYLE PROPAGANDA

Dikkatlerin köprüden uzaklaşmaması için şöyle dev bir konserle gürültü çıkarmak da yerinde olur. Virgin’in patronu Richard Branson hemen misyonu üstlenir; Cucuta’da yardım konseri projesi çabucak kotarılır. Bir takım Latin şarkıcıların sahne alacağı konserde hedef internet üzerinden yayınla ilaç ve gıda yardımı için 100 milyon dolar bağış toplamaktır.

Cucuta'da bugünkü konserin hazırlığı gece gündüz sürdü.

Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters, “Venezuela Aid Live” adı verilerek 1985’teki “Live Aid” tarzı diye lanse edilen konsere sert tepki gösterir. Direkt Branson’ı hedef alan videoda, İngiliz milyarderin sosyalist yönetim altındaki Venezuela’yı ele geçirmek isteyen ABD’ye hizmet ettiğini söyleyerek şöyle der: “Bunun insani yardımla, demokrasi ve özgürlükle, Venezuela insanının ihtiyaçlarıyla ilgisi yok. Venezuela’nın, bir Irak, Suriye, Libya olmasını mı istiyorsunuz?” Waters’a göre bütün bu yardım tantanası, Venezuela’yla ilgili çarpıtılmış bir imaj çizerek rejim değişikliğini meşru göstermeyi amaçlamaktadır.

Böylece “Venezuela’dan elinizi çekin” kampanyasına güçlü bir ses vermiş olur Roger Waters. Ancak sadece Venezuela’dan değil, “Live Aid” hatıralarından da ellerini çekmeleri gerekir…

İKİ KITADA 16 SAATLİK MARATON

13 Temmuz 1985’de o efsaneyi yaşayanlar, uzaktan da olsa tanık olanlar bilir, dünyayı nasıl yerinden oynattığını ve o tarih itibariyle Afrika’da açlıktan ölümlerin insanlık adına nasıl büyük bir utanç olduğu bilincinin yayılmasına katkıda bulunduğunu bilir.

Etiyopya’yı ve bugünkü Eritre’yi kasıp kavuran kıtlığın 400 bini aşkın insanı açlıktan ölüme sürüklediği ortamda İrlandalı rock’çı Bob Geldof’un girişimiyle Londra’nın Wembley ve Philadelphia’nın John F. Kennedy stadyumlarında düzenlenen konser 16 saat boyunca sürmüş, uydu yayınıyla 110 ülkede 1 milyarı aşkın insan tarafından canlı izlenmiş, 40 ülkede teleton üzerinden 127 milyon dolar bağış toplanmıştı.

Herşey Geldof’un Etiyopya’yı ziyaretiyle başlamıştı. Daha milyonların ölebileceği haberiyle Londra’ya dönen sanatçı, yardım geliri için “Do They Know It’s Christmas?” şarkısını yazıp, Duran Duran, Phil Collins, U2 ve Wham! dahil bütün dostları toplayıp single çıkarmıştı. İngiltere’de liste başı olan parçadan elde edilen gelir 10 milyon doları geçmişti. Ama yetmezdi. Kıtlık ve açlığın Sudan’a da sıçraması üzerine Geldof hem daha fazla yardım toplamak, hem de Afrika’daki ızdırabı bilinçlere iyice kazımak için iki ayı aşkın bir süre uğraşıp, tarihin gördüğü en büyük yardım konserini organize etti.

Wembley'deki konserin açılışını Prens Charles ile Diana yapmış, sanatçıların topluca söylediği "We Are the World" şarkısıyla da sona ermişti.

Wembley’de 70 bin, JFK’de 100 bin kişi toplanmıştı. JFK’de açılışı Joan Baez, Wembley’de Prens Charles ile Diana yapmıştı. Kimler yoktu ki sahnede. Queen, Elton John, Madonna, Santana, Sade, Sting, Mick Jagger, David Bowie, U2, Eric Clapton, Paul McCartney ve daha niceleriyle 76 ayrı performans… Hele Phil Collins’in Wembley’de sahne aldıktan sonra Concorde ile okyanus aşıp Philadelphia’da şarkılarını sürdürmesi tek başına bir efsaneydi. Ancak Live Aid konserinin 34 yıl sonra, bugün bile insanı coşkuyla ürperten dakikaları Freddie Mercury’nin muhteşem bir şekilde şovu çalmasıyla yaşanmıştı. Bütün dünya “Bohemian Rhapsody”den “We Are the Champions”lı finale kadar uzun bir Queen yolculuğuna çıkmıştı.

Live Aid sonrası gıda yardımı sayesinde yoksulluk bitirilmese de açlık krizi sona erdirildi. Kraliçe’den şovalyelik nişanı alan Geldof ileriki yıllarda konser organizasyonlarına devam etti, ancak farklı bir mesajla. 2005’te 11 ülkede düzenlenen “Live 8” konserlerinin amacı dünyadaki yoksulluğa dikkat çekmekti, mesaj ise şuydu: “Senin paranı değil, ses vermeni istiyoruz…” G8 zirvesi öncesi bu konserler işe de yaradı, zenginler dünyanın en yoksul 18 ülkesinin borçlarını silerek, AIDS ilaçlarının yaygınlaştırılmasını sağladı, Afrika’ya yıllık yardım miktarı 2010’da ikiye katlanarak 50 milyar dolara çıkarıldı.

Afrika halen yoksulluktan kurtulmamış olsa da, “Live Aid” propaganda değil, kendince üzerine düşeni yaptı.