Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

"Tek amaçları insan ve toplum sağlığına hizmet etmek olan doktorlar, son yıllarda sayıları giderek artan şiddet olaylarına maruz kalıyor" diyen Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Başkanı Dr. Gürsel Özer, silahlı saldırı, darp, sözlü taciz... Tüm bu yaşananlara karşı kalıcı bir çözüm getirilmemesi, deyim yerindeyse "kelle koltukta" görev yapan doktorların can güvenliğinin hiçe sayıldığını söyledi. 

"CAYDIRICI TEDBİRLER ŞART!"

Dr. Gürsel Özer, "Rize'deki aile hekimine saldıran kişinin 5 ay hapis cezasına çarptırılmış olması ancak bir başlangıç sayılabilir. Şiddet olaylarının önüne geçilebilmesi için caydırıcı tedbirler alınması şarttır" diyerek, şunları söyledi: 

"Sağlık Bakanlığı, zaten büyük özveriyle görevlerini yapmakta olan aile hekimlerini, hafta sonu mesailerine zorlamak; yerlerine yabancı doktorlar getirerek aba altından sopa göstermek yerine; doktorların can güvenliğini sağlayacak, şiddete karşı etkin ve caydırıcı kanuni düzenlemeler yapılmasına çalışmalıdır.

Toplumumuzda realite olan şiddet eğiliminin de ötesinde, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, çözüm makamlarının duyarsızlığı ile her geçen gün daha da artmaktadır. Aile hekimlerinin çalıştığı aile sağlığı merkezleri, sağlık sisteminin hastayla ilk karşılaştığı yerdir. Aile hekimleri, sağlığa açılan kapı ve ilk temas noktası olduğu için, bu şiddetten nasibini oldukça fazla miktarda almaktadır. Aile hekimine şiddet, çoğu zaman sözlü, bazen de fiziksel olarak yapılmaktadır. Bunun en önemli nedeni, halkın sağlık sistemini nasıl kullanacağı hakkında yeterince bilgilendirilmemiş olmasıdır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin nedenleri ve çözüm önerileri hakkında elbette ki detaylı raporlamalarımız vardır ve bu raporlamalar muhataplarına iletilmiştir. Öncelikle sorunun nedenlerini ortaya koyup çözüm stratejilerini geliştirmek gereklidir."

DR. GÜRSEL ÖZER SORUNUN NEDENLERİNİ ŞÖYLE SIRALADI

Sorunun nedenlerine değinen Dr. Gürsel Özer, bu nedenler ışığında birtakım çözüm önerilerinde bulundu:

* Halkın aile hekimliğinin görev tanımının çerçevesini ve aile hekiminin görevinin ne olduğunu tam bilmemesi, aile hekimliği uygulaması hakkında yeterince bilgi sahibi olmaması,

* Sık sık değişen sağlık mevzuatı, uygulama yönetmeliği ve sisteminin aksayan yanlarının hekimlere yansıması. Özellikle mevzuatın bürokratlar tarafından bilinmemesi veya yerleşmiş bürokratik reflekslerle mevzuat dışı uygulamalarla, Aile hekimleri üzerine baskı kurulması,

* Hasta haklarının çok ön plana çıkarılması, SABİM, 184 gibi hatların gerçek amacı dışında sadece şikâyet hattı gibi kullanılması. Buraya yapılan haklı haksız tüm şikâyetlerin ön plana çıkartılarak baskı unsuru olarak kullanılması,

* Hekim gelirlerinin sürekli dile getirilmesi,

* Vatandaşa kendi sağlık sorumluluğunun yüklenmemesi. Bunun tek taraflı olarak hekimlerin üzerinden yürütülmeye çalışılması. Kanun ve yönetmeliklerin halka yeterince anlatılmaması,

* Şiddet uygulayan kişiler için caydırıcı yaptırımlar olmaması, şiddetin görmezden gelinmesi, sözlü şiddetin önemsenmemesi, "hasta psikolojisi" denilerek hafifletilme eğiliminde olunması,

* Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının artan iş yüklerinden dolayı oluşan iletişim sorunları,

* Medyada, sağlıkçıları hedef gösteren, bilinçsizce yapılmış haberlerin yer alması,

* Fazla iş yükü, kapasitenin üstünde hizmet talebi. Hastaların aile hekimliğini tam anlayamamış olması ve sadece ilaç yazıcısı gibi görme eğilimi,

* Geri ödeme kurumlarının uygulamalarından kaynaklanan sorunların vatandaş tarafından doktora mal edilmesi, 

"YASAL ÖNLEMLER ALINMALI"

1-Sağlık Sisteminin Şiddet Sorunu,
Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla şiddetin çoğunlukla hastanelerde ve acil servislerde olduğu sanılıyor. Oysa, birinci basamak sağlık hizmet sunumunda çalışanlar, artan oranlarda şiddete maruz kalmaktadırlar. Sözel şiddetin, fiziksel şiddetten daha fazla oranda olduğu gerçeğinden yola çıkarak; öncelikle sözel şiddetin ceza-i müeyyide kapsamında değerlendirilmesi gereklidir. Küçük suça ceza, daha büyük suçları engelleyecektir.

2-Hastaların haklarını ve sorumluluklarını öğrenmeleri ve doğru kullanmalarının sağlanması
Hekime yönelik şiddetin en önemli sebebi, halkın, sorumlulukları ve uyması gereken kurallar konusunda yeterli bilgi düzeyine sahip olmaması ve bu sebeple hekime yasal olmayan isteklerle başvurmasıdır. Hastalar çoğunlukla uygunsuz ilaç yazdırma ve rapor taleplerini hakları zannetmekte, reddedilince şiddete başvurmaktadır. Uygunsuz olan istemlerin suç teşkil ettiği konusunda farkındalık oluşturulmalı, uyarılar ve yasal yaptırımlar ilan edilmeli, duyurulmalıdır.

3-Sağlıkta şiddet yasasının çıkartılması ve cezaların caydırıcı olması
Sağlık hizmeti, fiziksel koruma önlemlerinin alınmasının olumsuz etkileneceği bir hizmet sunumudur. Bu tür engeller hasta hekim iletişimini bozacaktır. Sağlıkta şiddet yasası bir an önce çıkartılmalıdır. Hukuksal süreçler sonunda verilecek cezalar caydırıcı olmalıdır.

4-Hasta – Hekim hakları ve SABİM 184 ;
Vatandaşa hasta hakları doğru bir şekilde anlatılmalı, haklarının yanında sorumlulukları olduğu da belirtilmelidir. 184 hattında başvuruları karşılayan kişilerin, kanun ve yönetmeliklere hakim olması sağlanmalı ve haksız yapılan şikayetin hekime yansıması engellenmeli, başvuru sahibine haksız olduğu vurgulanacak şekilde bildirim yapılmalıdır. 184 hattına başvurup usulsüz istemde ve şikayette bulunarak, adeta kendisini ihbar eden kişiye, gerekli ceza-i yaptırımlar uygulanmalıdır.

5-Basın yoluyla sağlık çalışanlarına karşı şiddeti özendiren yayınlar için yasal önlemler alınması
Televizyon dizilerinde, sağlık çalışanlarına şiddet içeren sahneler, sıklıkla yer almakta ve özendirilmektedir. Söz konusu yayınlar uyarılmalı, yayıncı kuruluşlara para cezası ya da sağlık çalışanlarını doğru tanıtan kamu spotlarını yayınlama zorunluluğu getirilmelidir. Medyanın, sağlık konusunda, sağlık profesyonellerinden onay almadan haber yapmasının önüne geçilmelidir. Araştırmadan yapılan eksik, yanlı ya da yalan haber için, bakanlık ve ilgili kurumlar gerekli davaları açarak takipçisi olmalıdır. Yapılan haberden zarar gören hekimler desteklenmeli; yine medyaya halkı eğitici kamu spotları konusunda zorunluluk getirilmelidir.

6-Sağlıkta dönüşümün net olarak anlatılması,
Geri ödeme kurumunun tebliğlerde daha tutarlı olması sağlanmalıdır, sağlık alanında yapılan değişiklikler ve gerekçeleri, halka doğru şekilde anlatılmalı, vatandaşla hekimin karşı karşıya gelmesi önlenmelidir. Geri ödeme kurumunun Aile Hekimlerini hedef alan, bilimsel verilere dayanmayan, ilaç firmaları ile ilişkiler vs. gibi suçlayıcı beyanları; hekimleri hedef gösteren, sağlık sistemindeki harcamaları ve aksaklıkları hekimlere mal eden beyanları önlenmelidir. Sağlık alanında, sağlık sisteminin işleyişi konusunda somut ve bilimsel verisi olmayan kurumların bu tür açıklamalarına izin verilmemelidir.

7-Tıp mesleğinin tüm topluma doğru şekilde anlatılması,
Tıp mesleğine saygıyı artıracak, gerek medyada, gerekse ilköğretim okullarından başlayarak tüm toplumda bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır. "İstediğim ilacı yazdırırım" gibi bir uygulamanın olmadığı konusunda halk bilinçlendirilmeli, bilgilendirilmelidir. Yönetmelikte belirtilen, poliklinik ve mesai saatlerimizi kullanma hakkımız sağlanmalı; poliklinik ve diğer hizmetler için gereken süreleri ayırabilmemize olanak tanınmalıdır. Randevulu çalışma sistemi teşvik edilmelidir.