Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

UEFA'ya bağlı 54 federasyon var. Cebelitarık - Kosova - Faroe Adaları - Lihtenştayn - San Marino - Andorra gibi takımları çıkarttığımızda 48 takım kalıyor. Malta - Moldova - Belarus - Lüksemburg - Estonya - Litvanya - Letonya - Arnavutluk - Azerbaycan - Kazakistan gibi alt seviye futbol takımlarını da çıkardığımızda geriye 38 takım kalıyor. Bu 38 takımın 24'ü Avrupa Şampiyonası'na katılıyor. Yani AVRUPA ŞAMPİYONALARINA KATILMAK ARTIK TÜRKİYE ÖLÇEĞİNDEKİ ÜLKELER İÇİN BAŞARI DEĞİL GEREK ŞART.. 38 tane ülkenin 24'ünün içine giremiyorsan hiç kendini "Ben futbol ülkesiyim" falan diye kandırma.

Gittik ve daha maçlar tamamlanmadan 24. olduk. Son iki Avrupa Şampiyonası'na ülkenin en değerli 2 hocası ile gittik. İkisinde de son 16'ya kalamadan geldik. Edirne'nin ötesinde sürekli dayak yiyoruz. Komünist rejimlerinin dağılıp yeni sistemler kurma telaşları / iç savaşları / yıkık ekonomileri olduğu dönemde rahatlıkla yendiğimiz ülkelerin takımlarını artık yenemiyoruz. Macaristan - Slovakya - Slovenya - Hırvatistan hatta hatta Romanya.. Hem onlar kurumsal olarak toparlandı hem de biz geriye gittik.

Futbol artık özellikle son 5-6 senede tamamen taktik oyunu oldu. Neredeyse basketbol kadar müdahale edilebilen bir yapıya dönüştü. Eskiden maksimum yüzde 30'larda gösterilen hoca etkisi 50'lere 60'lara çıktı. Oyunun her anı, rakip hocanın her müdahalesinin ardındaki her durumda taktik değişimler isteyen bir oyun haline geldi.

Taç antrenörleri; kalecinin ayakla oyun kurma setlerini çizen antrenörler, bek antrenörleri gelişti. Analistler bile 'rakip' ve 'video analisti' diye ikiye ayrıldı. Dünya bu yöne giderken kendi içlerinde bir lobi oluşturan; yabancı hocalara yaşama şansı vermeyen, aslen kendilerine de Türk futboluna da bir katkıları olmayan Türk teknik direktörler, kapalı bir kutu içinde günü kurtardılar. Ama artık Y ve Z kuşağı bunların çoğunun yetersizliğini; eksikliklerini; iletişim hatalarını görüyor. Hepsi Premier Lig'i Bundesliga'yı bir çoğu tüm dünya futbolunu takip ediyor.

Bu kuşağa artık klasik Türk teknik adam ezberlerini anlatamazsınız. Ya gelişeceksiniz ya da yoldan çekileceksiniz. Türk teknik adamlar kendi mesleki hayatlarının son demlerine girdiklerini görmeliler.. Avrupalı meslektaşlarının çok ama çok gerisinde olduklarını kabul edip gelişmeye açık olmalılar. Taktik yoksa hiç bir şey yok artık. Mesele budur. Bu tatmini sağlayamayan her Türk teknik adam, mesleki ölümünü tadacaktır.