Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Fenerbahçe için Atina’da kazandığı maçların ardından Avrupa’da basketbol adına bir devri kapayıp yeni bir çağın kapısını açtığını yazmıştık...

Bunu söylerken, sadece bu sezonu kastetmemiş, Sarı-Lacivertli takımın Obradovic’le birlikte yaptığı atılımın meyvelerini her geçen yıl üzerine koyarak toplayıp, Panathinaikos’un “yıkılmaz kalesini” yerle bir edişinin de bu sürecin “dönüm noktası” olduğunu işaret etmiştik.

İşte dün Kanarya, OAKA’da ardına kadar açtığı kapıdan içeri hem de “dev” adımlarla girerek, Avrupa basketbolunun “yeni efsanesi” olma yolunda ilk adımı attı... Ve o adım -eğer çok sıradışı bir trajediyle karşılaşmazlarsa- Avrupa’nın en büyük kupasıyla taçlandırılabilecek nitelikte büyük bir hamledir Fenerbahçe için..

Dün hıncahınç dolu Ülker Arena’da Sarı-Lacivertliler adına, evinde ardı ardına vurduğu yumruklarla “grogi” vaziyete getirdiği Panathinaikos’u nakavt etmek için mükemmel bir ortam vardı. Onlar da bileklerinin hakkıyla ellerine geçirdikleri bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirdiler. Obradovic yine Pascual karşısında tecrübe ve beceri anlamında farkını fazlasıyla gösterdi. Tüm gözler, serinin ilk iki maçında takımı sırtlayan Bogdanovic’in üzerindeyken, o spotları başka yöne çevirdi. Panathinaikos, takım olarak bu maçta da düzenin onun üzerine kurulacağını hesap ederek Sırp yıldıza önlem aldı. Ancak Fenerbahçe’nin, PAO’nun fişini çektiği son periyodun başındaki 17-4’lük inanılmaz seri tamamlandığında ve Kanarya farkı 23 sayıya çıkarıp “maçı bitirdiğinde”, ilk iki maça 48 sayı sığdıran Bogdanovic’in hala 5 sayısı vardı. Kısacası onun üzerindeki yükü Nunnally, Kalinic ve Dixon başta olmak üzere diğer takım arkadaşları üstlendi. En önemlisi de Sarı- Lacivertliler, skor, ribaund ve asist gibi 3 önemli parametrede 9 oyuncudan katkı olarak, yani “takım olarak” hedefi buldular.

Fenerbahçe dün bir kez daha gösterdi ki tam takım olduğunda, oyun içinde “tüm sezon boyunca başını ağrıtan” istikrar sorununu aştığında ve birlikte hareket ederek saha içinde tüm sorumlulukları paylaştığında bambaşka bir karaktere bürünüyor. Ve onları bu şekilde hareket ettiklerinde yenmek sadece Panathinaikos için değil, karşısına çıkacak tüm takımlar için artık çok zor...

Kolay değil; üst üste üçüncü sezonda da Final-Four gibi erişilmesi zor bir platformda istikrarlı bir şekilde yer almak... Hele üst üste 3 kez karşısına çıkan 3 dev rakibi de 3-0’la süpürerek bu noktaya erişmek... Obradovic ve onun sahadaki askerlerinin, taraftarlarıyla birlikte yarattığı bu sinerji, Sinan Erdem’deki Final-Four’da onları tartışmasız “kupanın en güçlü adayı” haline getirmiştir. Yolun açık olsun Kanarya...

BULDOZER FENER!

THY Euroleague’de Panathinaikos’u 3-0’lık seriyle devirerek Final-Four’a yükselen Fenerbahçe, böylece dev arenada son 3 sezonda oynadığı 3 Play-Off eşleşmesinden de maç kaybetmeden galip ayrılmış oldu. Sarı-Lacivertliler, geçtiğimiz sezon İspanyol devi Real Madrid’i 3-0 ile geçerken, 2014-15’te de İsrail temsilcisi Maccabi Tel Aviv’e aynı tarifeyi uygulayıp F4’e yükselmişti.