Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ALİ GÜLTİKEN - SAVUNMASIZ SAVUNMA

İlk yarıyı iyi oynayan bir Galatasaray, oynaması gerektiği gibi oynayan bir takım havasındaydı. Kadro seçimi, maç başlangıcı itibariyle de doğruydu. Deplasmanda gol bulma mecburiyeti olan bir takım için olması gereken bir başlangıç kadrosuydu. Bu bölümü de bu kadroyla iyi oynadı. Oyunu tempo anlamında kontrol edebildi. Topa sahip oldu. Rakip kaleye gitti. Denedi, zorladı ama istediği golü bu bölümde bulamadı. İkinci yarı Lazio beklenildiği gibi oyun kilometresini biraz artırdı. Biraz daha agresif gelmeye başladı. Oyun temposuyla değil ama ilk maçtaki gibi yine bir ölü vuruş organizasyonuyla maçı lehine çevirdi. Bundan sonrası G.Saray adına şok ediciydi ve arkasından gelen ikinci golle başka oyun bir noktaya gitti. Aslında G.Saray, bu andan itibaren zor olanı yaptı ve golü de buldu. Ama sonrasında yenilen gol var. G.Saray genel maç performansı ve organizasyonu olarak golleri çıkartıp baktığınızda kötü bir maç oynamadı. Ama bitmeyen sıkıntısı, savunma problemi.

Geçen seneden beri devam eden ve kangren haline dönüşen savunma zafiyetleri bu maçı da etkiledi. G.Saray, geçen sezon çok başarılı bir dönem geçirirken de kalesinde çok pozisyon verdi. Muslera’nın başarılı grafiği, G.Saray’ı bu savunma problemlerine rağmen başarı noktasına taşıdı. Bu sezon lig başlarken de bunların önlemleri alınmadı. Hem ligde hem de dün akşam mücadele ettiği Avrupa Ligi’nde bu zafiyetlerinin kurbanı oldu. Burada oyuncu isimlerinin çok önemi yok. Takımın genel felsefesi ve organizasyonu önemli. G.Saraylı oyuncular, “Geçen sene de bunları yaşadık. Üstesinden gelebiliriz” noktasındaki yanlış düşüncelerinin kurbanı oldular.

Takım savunması ciddi bir iştir. Ne kadar kaliteli ve etkili forvetleriniz olursa olsun, yenilen goller takım kimyasını ve dengesini bozar. Güven kaybettirir. Bu nedenle ciddiye almak gerekir. G.Saray devre arasında Donk ve Linnes transferiyle burada bir pansuman yapmaya çalıştı. Ama takım savunması bir bütün işidir. En öndeki oyuncudan, kaleciye kadar herkesi kapsar. Dün akşam gördük ki; G.Saray önde ne kadar artı işler yapsa da, deplasmanda goller bulsa da, genel anlamdaki savunma problemleri her defansında diz çöktürüyor. Ligde çok kötü giderken, zafiyetleriniz varken, bir anlamda dönüp Avrupa’da ya da başka kulvarlarda muhteşem işler yapamazsınız. Ya da tam tersi... Çünkü bir takım, güvenini, oyun alışkanlıklarını, temposunu ve fiziksel gücünü bir yere çıkardıysa, bunun ligi ve Avrupa’sı fark etmez. G.Saray, ligde erken havlu atmanın, bir takım alışkanlıklarını kaybetmenin faturasını dün akşam Avrupa’da da ödedi.

İLK YARIDAKİ İYİ FUTBOL

Avrupa Ligi’nin motivasyonunu ve G.Saray’ın kendi temposunun bir bölümünü ilk yarıda izleyebilmek maçın tek güzel yanıydı.

OYUNDAN KOPMAK

Yenilen ilk golden sonra oyun inisiyatifinden kopmak, Lazio’ya ikinci golü de getirdi. Bu maçın konsantrasyonu tam olsa, belki de bu zafiyet yaşanmaz ve Yasin’in golü, başka bir kapıyı açabilirdi.

ERHAN TELLİ - GALATASARAY'I AVRUPA'DAN MEN ETTİNİZ

Galatasaray turu Roma’da falan vermedi...

Mustafa Hoca’nın sayesinde, İstanbul’daki ilk maçta Lazio’ya hediye etmişti zaten.

Kendi evinde ‘fark yemeyim’ diye korkarak sahaya çıktığı anda, bu iş çoktan bitmişti. Son bir pişmanlıkla, Roma’da korkmadığını ispatlamaya çalışsa da artık her şey için çok geçti!

İlk maçta kendi evinde sahaya sürmen gereken kadroyu, Roma’da sahaya sürsen ne yazar?

Korkmuşsun ve belli etmişsin artık bir kere... Rakip de bunun farkında, kendi oyuncun da! Futbolcularının bir tanesi bile buraya inanarak gelmemiş besbelli. Sahaya çıkmadan maçı kafalarında kaybettikleri, o kadar ortada ki!

Oysa birazcık mücadele etsen, birazcık isteyip yüreğini koysan, ilk maçtaki o korkaklığa rağmen bile, olmayacak iş değil hani... Adamlar ilk maçtaki korkak futboluna rağmen, halen senin o üzerindeki büyük formadan korkup, çekiniyorlar belli! Ama o üzerindeki büyük forma, sana üç gömlek büyük geliyor, o da belli! Vakti zamanında Milan gibi, Juventus gibi İtalya’nın gerçek devlerini birer birer deviren Galatasaray’a bak, bir de şu Galatasaray’a... Bu kadar vasat, bu kadar sıradan bir takıma yenilip elenirken, hiç mi için ‘cız’ etmedi!

Eski halinden eser kalmamış bir takım, eski halinden eser kalmamış bir teknik direktör ve eski hallerinden eser kalmamış bir oyuncu topluluğu! Ocak ayında ligde fişi çekip, şubat ayında da Avrupa’da havlu atarak, çoktan hedefsiz hale gelmişler bile...

Bu saatten sonra ağacın dallarını budasan, suyunu, gübresini versen ne değişecek Mustafa Hocam?

Kökü çoktan kurumuş, ilk rüzgarda boylu boyunca yere serilen bir ağacı, nasıl tekrar ayağa kaldıracaksın?

Peki aldıkları yanlış kararlarla, bu takımın bu hale gelmesinde başrolü oynayan yönetime ne demeli?

UEFA’nın kararını beklemenize gerek yok efendiler....

Sizler bu sezon yaptıklarınız ve yapamadıklarınızla, Galatasaray’ı Avrupa’dan dün gece zaten men ettiniz!